DOLAR 5,7943
EURO 6,5889
ALTIN 265,2
BIST 95.421
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Gök Gürültülü

24’üncü yıllarında Özdemir’in akıbetini sordular

25.05.2019
A+
A-
 
Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 739’uncu haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmek isteyen Cumartesi Anneleri, bir kez daha polis tarafından engellendi. Maruz kaldıkları engelleme nedeniyle Cumartesi Anneleri, açıklamalrını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta yapmak zorunda kaldı. Sokak, açıklama öncesinde polisler tarafından yine ablukaya alındı. 
 
Üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyen kayıp yakınları, ellerinde gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları ve karanfil taşıdı. Bu haftaki eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Oya Ersoy, Halkların Demokratik Kongresi (HDK )Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ile Ali Haydar Hakverdi destek verdi.
 
‘KAYIPLARIMIZA, HAKİKATE VE ADALETE SAHİP ÇIKTIK’
 
Haftanın basın metnini 21 Mart 1995’te gözaltında kaybedildikten sonra cenazesi kimsesizler mezarlığında bulunan ve kayıplar mücadelesinin sembol isimlerden biri olan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu.  
 
“Kayıplarımızı istiyoruz!” diyerek başlattıkları barışçıl mücadelenin iki gün sonra 24’üncü yılına gireceğini söyleyen Ocak, “24 yıl önce 27 Mayıs 1995 tarihinde gözaltında kaybetme suçuyla yüzleşilmesi, hesaplaşılması ve adaletin sağlanması talebiyle Galatasaray’a çıktık. Acımızı dirence, öfkemizi kararlılığa dönüştürerek örgütlü kötülüğün karşısına dikildik. Hakikatin inkara, hak ihlallerini cezalandırma yükümlülüğünün cezasızlık politikasına dönüştürüldüğü bu topraklarda; kayıplarımıza, hakikate ve adalete sahip çıktık” dedi.  
 
Galatasaray Meydanı’nı bir hafıza mekanına dönüştürdüklerini söyleyen Ocak, “İnkar edilen, unutturulmak istenen kayıplar gerçeğini Galatasaray’da canlı tuttuk. Devletin kaybetme politikasını Galatasaray’dan yükselttiğimiz mücadeleyle durdurduk. Kaybetme suçunun ve kaybedilenlerin Galatasaray üzerinden kolektif bellekte yer alması için mücadele ettik” ifadelerini kullandı.
 
‘TOMA, PANZERİ AĞIR SİLAHIYLA GALATASARAY’I ESİR ALDI’
 
Ocak, ancak 40 haftadır kayıplarıyla buluşma mekanı olan Galatasaray Meydanı’nın hukuksuz bir şekilde kendilerine yasaklandığını ifade etti. Ocak, bu konudaki sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet TOMA’sıyla, panzeriyle, ağır silahlı polisleri ile Galatasaray’ı esir aldı. Bizi de bu daracık sokağa polis zoruyla hapsetti. Devleti yönetenler kendi anayasalarını, kendi yasalarını çiğneyerek adalet isteyen sesimizin duyulmaması talimatı verdi. Bunu da aşacağız. Çünkü biz bugüne yasakları aşa aşa geldik. Çünkü Antigone’den bu yana mezarsız sevdikleri için adalet isteyenlerin seslerini engellemeye hiçbir güç yetmedi, yetmeyecek. Çünkü insan iradesini bastırabilecek bir silah henüz icat edilmedi.”
 
‘VİCDAN KAZANACAK’
 
İktidarın seslerinin duyulmasını istemediğini sözlerine ekleyen Ocak, “Çünkü bu iktidar da diğerleri gibi kaybetme suçunun faillerinin hesap vermelerini sağlayacak mekanizmaların kurulması yükümlülüğünü yerine getirmedi. Türkiye’yi insan haklarının etkili bir biçimde koruduğu demokratik bir sisteme geçirmedi. Her demokratik talebi kriminalize ederek bu toprakları yalnız bizim için değil, insanca bir yaşam isteyen herkes için bir hukuksuzluk cehennemine dönüştürdü. Bu topraklardaki inkarın, cezasızlığın, adaletsizliğin devamcısı oldu” dedi.
 
Ocak, “Tüm baskı ve engellemelere karşı Galatasaray’a, kayıplarımıza, hakikate ve adalete sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Hukuksuzluğa, cezasızlığa ve ağır hak ihlallerine itirazımızı sürdüreceğiz. İhtiyacımız olan tek şey umutsuzluğa kapılmadan vazgeçmeme kararlılığımızı sürdürmek. Biliyoruz vazgeçmezsek eninde sonunda kötülüğe karşı iyilik kazanacak, vicdan kazanacak” diyerek kazananların kendilerinin olacağını vurguladı.
 
‘ÖZDEMİR’İN OĞLU YAŞAMINI YİTİRDİ’
 
26 Aralık 1997’de Diyarbakır’da gözaltında alınarak kaybedilen Mehmet Özdemir’in oğlu Mehmet Özdemir’i kaybettikleri bilgisini de paylaşan Maside Ocak, “Mehmet Özdemir gözaltında kaybedildiğinde oğlu henüz doğmamıştı. Mehmet Özdemir’in ismi oğluna verildi. Mehmet Özdemir’in oğlu Mehmet Özdemir’i kaybettik. Ailesine, yakınlarına başsağlığı diliyoruz” dedi.
 
‘BİRGÜN GALATASARAY MEYDANI’NDA OTURACAĞIZ’
 
Onun ardından konuşan 2 Eylül 1980 darbesinde gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren, 24 yıldır kayıpları için mücadele ettiklerini söyledi. Eren, Galatasaray Meydanı’nın 40 haftadır kendilerine kapatılmasına “Siz yasaklasanız da biz unutmayacağız, unutturmayacağız” sözleriyle tepki gösterdi.
Yaşanan hukuksuzluklara her gün bir yenisinin eklendiğini dile getiren Eren, sözlerini “Bir gün Galatasaray Meydanı’nda oturacağız” diyerek noktaladı.
 
‘BEYAZ TOROSLARA BİNENLER GERİ DÖNMEDİ’
 
1996 yılında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen iş insanı Abdullah Canan’ın oğlu Tayyup Canan ise, yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “1990’lı yıllar deyince akıllara beyaz Toroslar gelir. O beyaz Toroslara binenler bir daha geri dönmedi. Ya asit koyularına atıldı ya da başka bir yere. Babam geri döndü ama nasıl döndü. Kafasına 7 kurşun sıkışmış bir bayram günü geri geldi. Bize bayramları da kutlamayın diyorlar” diye konuştu.   Canan, mücadelelerinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini dile getirerek, “Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Katillerden hesap soracağız.” 
 
‘ADALET VE BARIŞ İSTİYORUZ’
 
Onun ardından 6 Aralık 1993’te Urfa’nın Siverek ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya söz aldı. Hakim ve savcılara seslenen Taşkaya, “O beyaz Toroslarla annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimi götüren neyse siz de onlarsınız. Adalet diye bir şey kalmamış insanlar karamsar bu sizin eseriniz” diye konuştu. Taşkaya, sözlerini adalet ve barış talep ettiklerini vurgulayarak sonlandırdı.
 
‘KAYBETTİKLERİMİZE SÖZ VERDİK’
 
8 Ekim 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır ise, mücadelelerinin yarım asırı geride bırakmak üzere olduounu belirtterek, “Bu süreçte her şeyi gördüm ama adaleti göremedim. 24 yıldır hukukun üstünlüğü için Galatasaray Meydanı’nı kendimize mekan ettik. O annelerin aramızdan ayrılanları mezar taşıdır. Aramızdan ayrışanlara söz vermiştik. Bu alanda mücadele edeceğiz diye. Bizi buraya iki duvar arasına sığdırmanın ne anlamı var” dedi. 
 
Kırbayır, “Bir an önce sesimizin duyulması için Galatasaray’ın açılmasını istiyoruz” diye ifade etti.
 
‘ADALETSİZLİK BÜYÜDÜ’
 
Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak ise, “24 yıl önce bugünlerde babam insanlara seslenmiş adalet istemişti. Bir çığlık atmıştı. O gün bugündür biz bu meydanlarda hak ve adalet için çığlığımızı dinlendiriyoruz.  Evet büyüdük ailemiz büyüdü. Adana’dan Samsun’a Diyarbakır’a kadar dostlar edindik.  Cumartesi anneleri 2000 yıllından sonra çoğalmadı ama adaletsizlikler her geçen gün büyüyor. Taleplerimizden adalet aramaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.