DOLAR 6,8671
EURO 7,7554
ALTIN 391,54
BIST 8,5835
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 33°C
Az Bulutlu

26 yıl sonra mezarda kavuştular

13.06.2020
A+
A-

DNA eşleşmesi sonucu Kilyos Mezarlığı’nda plastik kutuda gömüldüğü kaldırımdan kemikleri çıkarılan Nadire Elma, kızını izini ararken hayata gözlerini yuman babasının yanına defnedildi.

Bitlis’in Yukarı Ölek (Oleka Jor) kırsalındaki Garzan Mezarlığı’ndan 19 Aralık 2017 tarihinde çıkarılarak DNA incelemesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) getirilip, sonrasında plastik saklama kapları içerisinde Kilyos Kimsesizler Mezarlığı’nda kaldırıma defnedilen cenazelerden birisi Nadire Elma’ya (Nalin Mardin) aitti. Elma’nın 26 yıl aradan sonra doğduğu köyde babasının mezarının hemen yanı başına defnedilmesine uzanan yaşam öyküsü oldukça dikkat çekici.

Anne Mecbure Elma’nın (67) anlatımlarına göre, 1992 yılında henüz daha 14 yaşındayken tanık olduğu devlet şiddeti ile birlikte dil, kültür ve kimliksel sorgulamalar sonucunda dağa çıktı. Kızlarının dağa çıkmasının ardından Elma ailesi de maruz kaldıkları baskı ve işkencenin dozunun her geçen gün artması ve koruculuk dayatması sonucu 1994 yılında İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı.

Nadire, 1999 yılında Siirt’in Baykan ilçesinde çıkan bir çatışmada yanında bulunan 3 arkadaşıyla beraber yaşamını yitirdi. Ailesi, yıllarca haberini alamadıkları kızlarının yaşamını yitirdiğini ancak 2007 yılında öğrenebildi. Bu bilgi üzerine kızlarının cenazesini bulmaya koyulan aile, yaşanan çatışma ortamının etkisiyle bu arayışlarında zorlansa da umutlarını kaybetmedi. Yapılan araştırmalar sonucunda aile 2015 yılında kızlarının Garzan Mezarlığı’nda defnedildiği öğrendi.

BABASI YAŞAMINI YİTİRDİ

Bunun üzerine soluğu mezarlıkta alan Elma’nın annesi ve ağabeyi, üzerinde “Nalin Mardin” yazan mezar taşı ile karşılaştı. Yıllar sonra Nadire’nin mezarını bulan anne ve ağabeyin bir sonraki durağı ise, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle Batman’da bir hastanede bilinci kapalı halde yoğun bakımda tedavi gören baba Abdulkerim Elma oldu. Anne Elma’nın ellerini tutup, “Bak, kızımızın cenazesini bulduk. İyileş bu defa birlikte gideceğiz” diyerek kulaklarına fısıldadığı eşi bir daha gözünü açamadı. Baba, yaşamını onun cenazesini bulmaya adadığı kızının mezarının bulunmasından 3 gün sonra yaşama gözlerini yumdu.

BABA-KIZ MEZARDA KAVUŞTU

Baba Elma’nın cenazesi Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Eskihisar (Marinê) köyündeki mezarlığa defnedildi. Kilyos Mezarlığı’nda 13 Aralık 2019’da ailesine teslim edilen Nadire Elma’nın cenazesi de 14 Aralık’ta, babasının mezarının hemen yanı başında toprağa verildi. Uzun yıllar ayrı düşen baba ve kız, 26 yıl aradan sonra mezarda kavuştu.

Eşinin hayattaki en büyük isteğinin kızının kemiklerini bulmak olduğunu anlatan anne Mecbure Elma, yaşadıkları acıyı “Kızının derdi içinde kaldı. Kızının mezarını dünya gözüyle görmedi. Kızımın cenazesini aldığımızda onu da babasının yanına defnettik. Mezarda kavuştular. Kimsenin Kürtlere bunu yaşatmaya hakkı yok” sözleriyle dile getirdi.

YENİDEN CENAZE ARAYIŞI

Yıllar süren hasretin ardından kızının cenazesinin Garzan Mezarlığı’nda olduğunu öğrendiklerinde “Artık bir mezarımız var her zaman ziyarete gelebiliriz” dediklerini ifade eden Elma, fakat aradan bir yıl geçtikten sonra mezarların yıkıldığını, 2 yıl boyunca cenazelerin nerede olduğunu bilmediklerini belirtti. Bundan 7 ay önce mezarlıklardan çıkarılan kemiklerin nereye götürüldüğünü öğrenebildiklerini söyleyen Elma, geçem zaman zarfında önce Bitlis’e giderek kan örneği verdiklerini daha sonra Ankara’nın yolunu tuttuklarını kaydetti.

DNA testlerinin eşleşmesi sonucu cenazelerinin Kilyos Mezarlığı’nda olduğunu öğrendiklerini belirten Elma, şunları söyledi: “Cenazemizi öyle hemen vermediler. Ankara’ya gittik. İstanbul’da gömdüklerini öğrendik. 267 cenazeyi öylece saklama kutularına koyup, üst üste koyarak defnetmişler. Biz anayız, savaşın son bulmasını istiyoruz. Barış istiyoruz. Başkaları neden bayram günü mezarlıklarını ziyaret edebiliyor da biz edemiyoruz. Dert, keder ve acı içindeyiz. Mezarımızı dahi ziyaret edemiyoruz. Neden yıktılar? Kürt olduğumuz için yıktılar. Bize hak görmüyorlar. Niye, biz Kürtlerin de hakkı yok mu? Allah onları nasıl yaratmışsa bizi de öyle yaratmış. Çocuklarımız ana dillerini istiyorlar. 67 yaşındayım ama Türkçe bilmiyorum. Dilimiz için, kimliğimiz için çocuklarımız dağlara çıktı, can verdiler. Öldürdükten yıllar sonra da kemiklerini mezardan çıkarıp, kaçırdılar.”

‘ÇOCUKLARIMIZA DOYAMADIK’

Kızlarına mezarında bile rahat verilmediğini söyleyip, “Böyle bir hakkaniyet olabilir mi?” diye soran anne, yaşadıkları yüzünden gece uykusuna hasret kaldıklarını ifade etti. Anne Elma’nın sonrasında dilinden dökülen “Biz anayız. İstiyoruz ki çocuklarımız yaşasın. Haklarımız olsun istiyoruz. 28 yıl oldu kızım gitti. Gözümüze uyku girmemiş, unutmuyoruz. Bunca yıl ne anladım hayatımdan. Polis, asker, Kürt anaları birlikte ayağa kalkmalı ve buna dur demeli. Bu gençlere yazık değil mi? Ne onlar yaşamlarından bir şey anladı ne de biz onlara doyabildik” sözleri oldu.

Cenazelere yönelik politikalara anlam veremediklerini de söyleyen çizen Elma, “Cenazemizi bulduğumuzda mutlu olmuştuk. İnsan cenaze için mutlu olur mu? Ama biz cenazemizi bulduğumuz için mutlu olduk. Artık ziyaret edecek bir mezarımız var dedik. Bunu bile bize çok görmüş olacaklar ki kemikleri bile mezardan kaçırdılar. Kemiklerden bile korkuyorlar ne yapalım. Yıllar boyunca mağaralarda, kayalıklarda gömülü mezarları toplayıp mezarlığa gömene kadar neler çektiğimizi Allah biliyor. Sanki silahlanıp savaşa mı girecekler. Yazık değil mi, biz insan değil miyiz? Ne büyük zorluklarla büyüttük çocuklarımızı. Neden kendi mezarları çiçekli, güllü neden bizimkiler kutular içinde. Biz de insanız siz de insansınız. Çocuklarımızdan ne istiyorsunuz. Sanki yerlerinden kalkıp peşlerine mi düşecekler. Bu vahşettir” diye belirtti.

BÜYÜK BİR ACI

Kızının kemiklerini kutu içinde alıp, götürüp Mardin’e defnettiklerini belirten Elma, son olarak şunları dile getirdi: “Birazcık insanlıkları olsaydı bunları bize yaşatırlar mıydı? Vicdan kalmamış, hakkaniyet kalmamış. Zalimliktir. Allah hakkımızı yanlarına bırakmasın. Bir anaya kargo ile çocuğunun kemiklerini gönderdiler. Bir anaya bunu yaşattılar. Çocuklarımızı kutulara koyuyorlar. Bundan daha zor bir şey olabilir mi. Çocuğumun kemiklerini kutu içinde Mardin’e götürüp defnettik. Çocuğumun kemiklerini kutu içinde tutmak kadar büyük bir acı olabilir mi? Yaşadığım sürece bu aklımdan gitmeyecek.”

Mezopotamya Ajansı / İdris Sayılğan

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.