DOLAR 6,1149
EURO 6,8380
ALTIN 252,4
BIST 84.596
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü

7 yıl sonra yine açlık grevinde: Direnişe geç bile kaldık

10.03.2019
A+
A-

2012 yılında 58 gün açlık grevinde kalan ve şu an 75 gündür açlık grevinde olan tutuklu Kerem Irmak, “Direnişe geç bile kaldık” dedi ve şu çağrıyı yaptı: “Sessizliği özgürlük çığlıklarıyla kıralım.”

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi 123’üncü gününe girdi. 66 cezaevinde 331 kişiyle başlayan ve 85’inci gününe giren açlık grevleri, 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

Açlık grevleri cezaevlerinde ve dışarıda devam ederken, hükümetten herhangi bir adım şu ana kadar atılmadı. Cezaevlerinde tecride karşı açlık grevine girin tutuklular, yazdıkları mektuplarla seslerini duyurmaya devam ediyor.

1992 yılında Muş’un Bulanık ilçesine bağlı Rüstemgedik beldesinde dünyaya gelen Kerem Irmak, Bulanık’ta gözaltına alınarak tutuklandı. 2012 yılında cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eyleminin ikinci grubunda yer alan Irmak, o dönem de 58 gün açlık grevinde kaldı. Şu an açlık grevinin 75’inci gününde olan Irmak, tutuklu bulunduğu Kırıkkale Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde açlık grevine ilişkin bir mektup kaleme aldı.

VİTAMİN VE MASKE VERİLMİYOR

Mektubunda, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk yaşadığını aktaran Irmak, tuz, karbonat ve B1 vitaminin ve maskenin kendilerine verilmediğini, doktorların muayene için koğuşlarına girmediğini, sağlıkçıların rastgele geldiğini anlattı. Greve başladıktan sonra normalde kantinde bulunması gereken hijyenik malzemelerin satılmamaya başladığını belirten Irmak, “Kilo kaybını, terazi hassas olduğu ve zemin buna uygun olmadığından tam olarak ölçemiyoruz. Kilo kaybım daha çok olabilir ama şu anki teraziye göre 13 kilo verdiğim görünüyor” bilgilerini verdi.

‘DİRENİŞE GEÇ BİLE KALDIK’

Irmak mektubun şunları kaydetti: “Tek bir taleple, yani tecridin kırılması talebi ile başladığımız bu direnişe aslında geç bile kaldık. Uygulanan tecrit, bir halka, kimliğe, kültüre yaklaşımı ifade ediyor. Kürt halkının demokrat ve yurtsever hakların tüm değerlerine yönelik bir saldırı, imha ve inkar politikaları uygulanıyor. Bu saldırıların doruk noktasına ulaştığı yer İmralı’da uygulanan tecrittir. Abdullah Öcalan, bir kimlik ve sistem bütünüdür. Ezilen, yok sayılan, kimliğinden koparılan, yoksullaştırılan, özgürlüğü ellerinden alınan tüm halkların, gençlerin ve kadınların önderliğidir. Yıllardır uygulanan bu işkence ve tecrit boşuna değildir. Bu aynı zamanda komplonun sürdürülmesi için yapılan bir politikadır. Amaç Kürt halkını, gençleri ve kadınları, önderliksiz bir yaşama alıştırmaktır. Önderliğin olmadığı bir yaşam köleliktir. Biz bunu asla kabul etmedik, etmeyeceğiz. Bunun son bulması tecridin yıkılmasıyla olur. Bu noktada geç kaldık. Bunun özeleştirisini tecridi kırarak vermek için direnişe başladık.

TALEBİMİZ NETTİR

Eylemimizi talebimiz kabul edildikten sonra sonlandıracağız. Talebimiz nettir. Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, fiziki olarak özgür yaşam ve çalışır koşullara kavuşmasıdır. Bunun dışında eylemimizi hiç bir taktik, yaklaşım ve çağrı sonlandıramaz. Ne bedel isteniyorsa vermeye hazırız. Mutlaka kazanacağız. Buna olan inancımız sonsuzdur. Bu büyük zafer yürüyüşüdür. Sonu zaferle taçlanacak, tecrit kırılacak ve faşizm yenilecektir.

ÖZGÜRLÜK AN MESELESİ

Açlığa yatırdığımız bedenimiz enerjisini yitirebilir, maddeselliğinden kurtulabilir. Eğer bunlar sonuç vermemişse, tecrit kırılmazsa geride kalan bedenin ne anlamı kalır ki? Bedenin değeri biyolojik bir beden olmaktan öte bir anlam ifade etmez. Eğer biz özgürlüğün üzerindeki bu hegemonik tecridi kırmazsak işte o zaman üzerimize daha kalın ve katmerli ölü toprağı atılacaktır. Tecridi kırmak ancak direnişle gerçekleşebilir. Bunun için mümkün olanın en iyisini yapmaktan başka çaremiz yok. Hepimiz ve herkes hiçbir koşul öne sürmeksizin mümkün olanı yapacak, özgürlük ile buluşmak an meselesidir. Birimiz belki bir şey yapamaz, ama hepimiz birçok şey yapabiliriz. Bu sessizliği özgürlük çığlıklarıyla ve direniş eylemleri ile kıralım. Tecrit, bizi yok etmeye yeminli kötülerin hükmedicilerin ve özgürlük düşmanlarının eseri ise biz de onların bu eserini tarihin çöp sepetine atalım. Bunu yapabiliriz. Yapacağımız şey direnişe geçmek ve tecridi kırıp yeni bir yaşamla buluşmaktır.”(Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.