DOLAR 8,6710
EURO 10,3580
ALTIN 495,17
BIST 1.402
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cum 28°C
Cts 29°C
Paz 30°C
Pts 29°C

‘Açlık grevi eylemcilerinin sağlığı tehlikede’

24.05.2021
A+
A-

İSTANBUL – ÖHD’li avukat Destina Yıldız, tecride karşı açlık grevine giren tutukluların sağlığının tehlikede olduğunu belirterek, taleplerin karşılanması için kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve artan hak ihlallerinin sonlandırılması talebiyle cezaevlerinde 27 Kasım 2020’de başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 179’uncu gününde devam ediyor. Marmara bölgesi Açlık Grevini İzleme Koordinasyonu bileşenlerinden Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Destina Yıldız, tecrit ve hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
İŞKENCE YASAĞI İHLALİ
 
Tecridin hiçbir temelinin olmadığını, siyasi saiklerle uygulandığını ifade eden Yıldız, Öcalan’a tutuklu haklarını kullanamamasının hukuki dayanağı olmadığını söyledi. AİHM’in Öcalan ile ilgili verdiği kararları hatırlatan Yıldız, “AİHM ve CPT raporlarında da yapılan tespitlerde görüleceği üzere, bu işkence ve kötü muamele yasağının ihlalidir. Bu kadar uzun süre haklarından mahrum bırakılması işkence yöntemidir” diye konuştu.
 
CEZA İÇİNDE CEZA
 
Tecrit ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin bağlantılı uygulamalar olduğunu dile getiren Yıldız, “Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve pandemiyle cezaevlerinde hak ihlallerinde artış benzer maiyetteki uygulamalar. Mahpusların ceza içinde cezaya mahkum edilmesi durumu söz konusu. Pandemi sadece bir bahane oldu. Bu süreçte birçok hak engellenmiş durumda. Tüm bunlar aynı amaca hizmet eden uygulamalar” ifadelerini kullandı.
 
HAK KISITLAMASI
 
Yıldız, ÖHD İstanbul Şubesi’nin hak ihlallerini tespit etmek amacıyla her ay kentteki cezaevlerini ziyaret ettiklerini ve 3’er aylık raporlar hazırladıklarını belirterek, pandemi sürecinde de birçok rapor hazırladıklarını hatırlattı. Tutukluluk halinin temel hak ve özgürlüklerinden tamamen yoksun bırakılması anlamına gelmediğinin altını çizen Yıldız, pandemi süreciyle temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığını söyledi. 
 
KOŞULLAR AĞIRLAŞIYOR
 
Yıldız, cezaevlerine ziyaretlerine ilişkin gözlemlerini şöyle anlattı: “İçeride, dışarıya dair haber alma hakları kısıtlı. Muhalif TV kanallarına ve gazetelere ulaşamıyorlar. Kitaplara ulaşamama durumları var. Birçok mahpus tedavi olamıyor. Tedaviler pandemi sürecinde uzun bir süre engellendi. Hastane sevkleri durdu. Düzenli olarak tedavi olmaları gereken kronik hastalar var, ağır hasta mahpuslar var. Bunların tedavileri çok uzun süre engellendi. Sonrasında hastane sevkleri yapılmaya başlandı ama şimdi de karantina koğuşları koşulları sebebiyle gitmek istemiyorlar. Bu da bir yönüyle tedavi haklarının engellenmesine sebep oluyor. Revire çıkışlar çok sıkıntılı. Kantin alışverişleri, sağlıklı gıdaya erişim, temiz suya erişim imkanları kısıtlı. Uzun bir süre birçok hapishanede su kesintileri yaşandı. Bazı hapishanelerde su kullanımlarına kota getirildi. Bunların hepsi sağlık hakkı üzerinde olumsuz durumlara neden oldu. Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde bu süreçte tecridin ve hak ihlallerinin çok ağırlaştırıldığını gördük.”
 
AMAÇ SAĞLIK DEĞİL YASAK
 
Yıldız, yetkililerin cezaevlerinde pandemiye karşı ciddi önlemler alındığını söylemelerine karşın tutukluların hem birbirleriyle hem dışarıyla iletişimlerinin ciddi anlamda sınırlandırıldığına dikkat çekerek, “Aslında çok sıkı tedbirler alınmış gibi görünüyor ama buna rağmen mahpuslara içeride ortak sohbet, spor faaliyetleri yaptırılmıyor. Bunun yaptırılmaması için hiçbir hukuki gerekçe yok şuan. Yine atölye çalışmaları yapılmıyor. Kapalı görüş hakları arttırılabilirdi ama bunlar da yapılmıyor. Görüyoruz ki bu tedbirler mahpusların hastalık kapmasını engellemek amacıyla değil, haklarını kısıtlamak amacıyla yapılıyor. Çünkü her geçen vaka sayılarının arttığını da görüyoruz” dedi.
 
SAĞLIK TEHLİKEDE
 
Yıldız, Marmara bölgesinde ziyaret ettikleri 12 cezaevinde yaklaşık 613 kişinin açlık grevine katıldığı, eylemcilerin sağlık kontrollerinin düzenli bir şekilde yapılmadığı, vitaminlerin eylemciler talep etmediği sürece verilmediği, grevden çıkanlara diyet yemek verilmediği bilgilerini paylaştı. Yıldız, grevin ardından yağlı ve baharatlı yemeklerin sağlık açısından risk teşkil ettiğini belirterek, “Grev her ne kadar dönüşümlü olsa da hapishanelerdeki sayıları düşününce aynı kişi kısa sürede yeniden greve giriyor. Bu da mahpuslar açısından daha fazla risk teşkil ediyor. Çünkü açlık grevi yapıyor, bırakıyor,  bir süre sonra tekrar başlıyor. Böyle bir döngü var. Dolayısıyla vücut daha fazla yıpranıyor. Dönüşümsüz açlık grevlerinde vücut açlığa alışıyor ve metabolizma kendini ona göre ayarlıyor. Ama şu an sürekli bir dönüşüm var. Bu da vücudu daha fazla yıpratıyor. Uzun vadede sağlıkları açısından daha fazla yıpratıcı oluyor. Bir de zaten mahpusların çoğu daha önce açlık grevlerine girmişler. Sağlıklarında zaten hasar var. Bir de bu gelince daha kötü sonuçlara yol açıyor” şeklinde konuştu.
 
DUYARLILIK ÇAĞRISI
 
Açlık Grevini İzleme Koordinasyonu olarak siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve demokratik kitle örgütleri ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktaran Yıldız, görüşmelerde tecridin hukuka aykırı ve bir işkence yöntemi olduğunu anlatarak, tutukluların seslerini duyurmaya çalıştıklarını kaydetti. Yıldız, grevlere daha fazla ses olunması ve taleplerin kabul edilmesi için kamuoyunun, sivil toplum kuruluşlarının ve demokratik kitle örgütlerinin harekete geçmesi gerektiğini söyleyerek, “Talepler çok basit. Devletin kanunlarının ve uluslararası sözleşmelerde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi isteniyor” diyerek, duyarlılık çağrısında bulundu. 
 
MA / İdris Sayılğan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.