DOLAR 5,7799
EURO 6,5843
ALTIN 265,8
BIST 95.421
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Açlık grevindeki tutuklu kadınlar: Son muhteşem olacak

23.02.2019
A+
A-

Açlık grevindeki Süheyla Taş ve Sariye Taşkesen, “Bilinmelidir ki bu direnişle birlikte son muhteşem olacak” diyerek, vicdani olarak kendini sorumlu hisseden herkese, “Eylemselliğimizi büyütmeye davet ediyoruz” dedi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyle Güven, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 8 Kasım 2018’de başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemini 108’nci gününde sürdürüyor. Aynı taleple 26 Aralık’tan bu yana Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan Süheyla Taş ve Sariye Taşkesen, Mezopotamya Ajansı’ndan Nimet Ölmez‘e gönderdikleri mektupta kendi yaşamlarının yanı sıra eylemlerinin hedeflerini yazdı.

TAŞ: DİRİ KALMANIN BÜYÜSÜNÜ MERAK ETTİM

Ankara’ya 12 yaşındayken ailesiyle göç etmek zorunda kalan Süheyla Taş, aslan Hakkarili. Afyon’da üniversite okuduktan sonra gençlik çalışmalarında yer alan Taş, 2017 yılında Diyarbakır’da tutuklandıktan sonra, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 12 yıl 9 ay hapis cezası aldı.

Dosyası hala Yargıtay’da olan Taş, 2017 yılında da açlık grevine giren gurubun arasında yer aldı. Uzun dönem açlık grevinde kalan arkadaşlarının yoğunlaşma düzeyini merak ettiğini belirten Taş, “Her an diri kalmanın büyüsünü merak ediyordum” sözleriyle eylemi tarif ediyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevine girdiğini hatırlatan Taş, “Önderlik üzerindeki tecrit, tüm halkımıza uygulanıyor. Tecrit kırılmadan sadece Kürt halkı değil, tüm Ortadoğu halkları özgür olamaz. Bu yüzden düğümün çözüm noktası için girdim bu eyleme. Önderliğimiz özgür ve çalışır koşullara kavuşana kadar bedeli ne olursa olsun eylemimi sonlandırmayacağım” dedi.

‘SAVAŞ ÇETİN AMA MÜCADELE BÜYÜK’

“Süreçten duyduğum heyecan ve coşkuyla günler ilerledikçe daha iyi olduğumu hissediyorum” diyen Taş, bunun da sağlık durumunu olumlu etkilediğini kaydetti. Taş, “İyiyim, iyiyiz ve tecrit kırıldığında halkça iyi olacağız. 15 Şubat 1999 Kürt soykırımıdır. Komployu elbette ki, ‘Güneşimizi karartamazsınız’ hamlesiyle boşa çıkardık. Fakat yıllardır Önderliğimizi özgür koşullara kavuşturamamanın altında eziliyoruz. Bugün savaşlar çetin, acılar derin; ama karşısında mücadele de o kadar büyüktür. Bu sebeple herkes bulunduğu yeri direniş alanı yapabilmelidir. Birlikten güç doğar. Tecridi kırmak, faşizmi yıkmaktır. Bu minvalde tüm halkımız, bu şiarla ayakta olmalıdır. Böylesi bir süreçte susmak tüm soykırımları kabul etmektir. Önderlik bizim nefesimizdir” dedi.

TAŞKESEN İLK DEFA AÇLIK GREVİNDE

2016 Nisan ayından bu yana yargılanan ve Elazığ Karakoçanlı olan Sariye Taşkesen de, greve başlama sürecini ve nedenlerini anlattı. İlk defa açlık grevi eylemine giren Taşkesen, varoluşun temel güdülerinden biri olan açlığın, eylemciler tarafından reddedilmesinin kendisinde merak ve heyecan yarattığını kaydetti. Cezaevinde olup bu eylemi sürdürmenin çok fazla zorluğu olduğuna dikkat çeken Taşkesen, “Mesela dar bir alanda birden fazla kişiyle kalıyorsun ve bir arkadaşın bu eylemin sorumluluğunu alıp direnirken, sen bir açıdan ona destek olmak için normal yaşamını devam etmek zorundasın. Yiyorsun, içiyorsun ama hepsinde bir suçluluk duygusu taşıyorsun. Hep bir mahcubiyet var. Onun böyle düşündüğünü biliyorsun aslında ve bu psikolojiyi hemen herkesin yaşadığını söyleyebilirim. Ben de oluşan hassasiyetlerden biri buydu” sözlerine yer verdi.

‘SOYKIRIM KISKACINDAN KURTULMANIN YOLU’

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki sürdürülen tecridin insanlık dışı ve kabul edilemez olduğuna vurgu yapan Taşkesen, Kürt halkına uygulanan baskıların İmralı tecridinden bağımsız olmadığını söyledi. Taşkesen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle başta Ortadoğu halklarının ve tüm ezilen dünya halklarının Önderi olarak kabul ettiği, Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki insanlık dışı uygulamaların asla kabul edilmeyeceği bilinmelidir. Bu yüzden tecridin kırılması ve Sayın Öcalan üzerindeki fiziki tutsaklığın son bulması yalnız Kürt halkının özgürlüğü değil, Türkiye halklarının da demokratik çerçevede özgür yaşam koşullarına kavuşturacaktır. Bu yüzden halkların soykırım kıskacından kurtarılabilmesi için tecridin son bulması zorunludur.”

‘MORAL OLARAK İYİYİM’

“Devrime ulaşmanın başarısında bir nebze de olsa, bir şeyler yapabilmenin yüceliğiyle kendimi daha şanslı hissediyorum. 50 günü aşkın bir süredir açlık grevindeyim. Açlık grevinde fizyolojik sürecin yanı sıra önemli olan bir diğer nokta psikolojik dirençtir” diyen Taşkesen, moral olarak iyi olsa da fiziki olarak sonuçlarını gün geçtikçe hissedebildiğini belirtti. Greve girdiğinden bugüne kadar 9 kilo verdiğini belirten Taşkesen, halsizlik, baş dönmesi, tansiyonda iniş çıkışlar, koku, ses ışığa karşı hassasiyetler gibi sonuçların ortaya çıktığını söyledi.

‘ŞAFAĞIN KIZILLIĞINI GÖREBİLMEK İÇİN’

“Tüm bunların yanında bu eylemin haklılığına ve başarı getireceğine olan inancın verdiği moral ile genel olarak kendimi iyi hissediyorum” diyerek sözlerini sürdüren Taşkesen, “Dünya halklarının daha özgür yaşayabilmesi için ömrünü sosyalizme adamış bir önderin tamamen izole edilerek halklardan koparılıp, yalnızlaştırmak istenmesi bir insanlık suçudur. Bu insanlık suçuna ortak olmamak için, kadın öncülüğünde başlatılan açlık grevi eylemlerinin çeşitlendirilmesi ve talebin yaşamın her alanına indirgenerek pratikleştirilip, dillendirilmesi gerekir. Gecenin karanlığında şafağın kızıllığını görebilmek için, yurtsever Kürt halkını, tüm sosyalist demokratik kesimleri, hatta vicdani olarak kendini sorumlu hisseden tüm bireyleri eylemselliğimizi büyütmeye davet ediyoruz. Bilinmelidir ki bu direnişle birlikte son muhteşem olacak.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.