DOLAR 5,7716
EURO 6,4587
ALTIN 272,1
BIST 110.115
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Parçalı Bulutlu

‘Afet bölgesinde yapılacak siyanür havuzunu nasıl koruyacaksınız?’

03.08.2019
A+
A-
DERSİM – Tebligatın gönderildiği bazı köylere maden ruhsatı verildiğini belirten Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül, “Bu kadar afet bölgesi olarak görülen bir yerde orada yapılacak siyanür havuzunu nasıl koruyacaksınız?” diye sorarken, Yeşilyazı Köyü muhtarı Hüsamettin Ateş ise, maden çalışmasına izin vermeyeceklerini söyledi. 
 
Ovacık Kaymakamlığı ilçeye bağlı Aslandoğmuş, Kuşluca, Yarımkaya, Yeşilyazı, Gözeler, Yaylagünü, Mollaaliler ve Buzlutepe köylerini afet bölgesi ilan ederek yıkımını istedi. 1970’lı yıllarda bölgede meydana gelen sel, çığ ve heyelan riski nedeniyle o dönem söz konusu köylerde yaşayanların yetkili kurumlara başvuru yaparak köylerin boşaltılmasını talep ettiği ve bu tebligatın da her yıl düzenli olarak muhtarlıklara gönderildiği ileri sürüldü. Ormanlık alanda bulunan Aslandoğmuş, Kuşluca, Buzlutepe ve Yaylagünü köylerinde heyelan, dağlık alanda bulunan diğer köylerde ise çığ ve sel riskinin olduğu belirtildi. 
 
4 KÖY MADEN SAHASINI KAPSIYOR
 
Yıkımı istenilen söz konusu köylerden Yarımkaya, Gözeler, Molaaliler, Buzlutepe köyleri ve Kuşluca’nın belli bir kısmının maden sahası içerisinde olduğu öğrenildi. Bu köylerden dikkat çeken ise Buzlutepe köyü. Devletin politikaları sonucunda bölgede boşaltılan 33 köyden biri olan ve 2000’li yıllardan sonra az sayıda kişinin döndüğü ve yaşadığı bu köy, 4’üncü grup maden ruhsatının verildiği köy. Maden projesi kapsamındaki Karayonca köyündeki maden arama faaliyetlerinin başlaması durumunda haritadan silinecek.
 
‘HİÇBİR ŞEKİLDE MEZRAYI BOŞALTMAYIZ’
 
Yaylagünü’nün Kazanç mezrasında ikamet eden ve isminin açıklanmasını istemeyen bir yurttaş, Yarımkaya köyüne 1985 yılında çığ düşmesi sonucunun köyün afet bölgesi ilan edildiğini ve bu köyde yaşayan çoğu kişinin de 1994 yılında Ovacık’a yerleştiğini söyledi. Kendi mezralarının da afet bölgesi kapsamında olduğunu, ancak mezralarını boşaltmak için 1984’ten beri kendilerine tebligat gönderildiğini belirten yurttaş, ancak hiçbir şekilde bu kararı kabul etmediklerini ve her şeye rağmen mezrada yaşamaya devam ettiklerini söyledi. Mezranın boşaltılması için 1994 yılından 2000 yılına kadar yurttaşlara baskı uyguladığını kaydeden yurttaş, ama hiçbir şekilde mezrayı boşaltmadıklarının altını çizdi. 
 
‘KARAR ESKİ BİR KARAR’
 
Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ise 1970’lı yıllarda çığ gibi doğal afetlerin meydana geldiğini hatırlatarak, yaşanan olayda da ölümlerin yaşandığını söyledi. 1992 yılında Mercan bölgesinde yaşanan depremde birçok yapının zarar gördüğünü belirten Sarıgül, borçlandırma yöntemiyle Ovacık merkezde yurttaşlara evlerin yapıldığını kaydetti. 1992’den 2012’ye kadar bu yapıların yapıldığını ifade eden Sarıgül, hala bu yapıların devam ettiğini söyledi. Kaymakamlık tarafından 8 köye gönderilen tebligata da değinen Sarıgül, “Bu tebligat, köylerin tamamını kapsamıyor. Örneğin, Yeşilyazı’da şu anda bu statü de ev yok ama bundan sonra herhangi bir afet olmasa bile yıkılma riski yüksek olan binaların da boşaltılmasını istiyorlar. Ölümlü olaylar yaşanabilir. Bunun için de bu tip riskli yapıların da yıkılması şeklinde de algılıyoruz bunu. Karar eski bir karardır. Böylesi kararlar da dönemsel olarak gönderilir” dedi. 
 
‘BAZI KÖYLER MADEN SAHASI’
 
2014 yılında da yıkılması gereken ama yıkılmayan bir evin yıkılması sonucu bir kadının yaşamını yitirdiğini hatırlatan Sarıgül, benzer bir olayın yaşanmaması için yurttaşların gerekli kurumlara yaptığı başvuru sonucu böyle bir tebligatın köylere gönderilmesi durumunun olabileceğini söyledi. Sarıgül, tebligatın maden sahalarıyla ilişkisinin olup olmadığına dair şunları dile getirdi: “Kaymakamlık tarafından tebligat gönderilen Buzlutepe, Kuşluca, Mollaaliler ve Yarımkaya köylerine eskiden beri maden ruhsatı veriliyor.” Son dönemlerde bölgede hızlıca verilen maden ruhsatlarına işaret eden Sarıgül, bu durumunda bölgeyi maden sahası olarak gördüklerini vurguladı. Sarıgül, verilen küçük çaplı ruhsatlara olan tepkisizlik sonucu bir sonraki aşamanın daha büyük ölçekli ve kurumsal çalışma alanlarının olacağını ifade etti. 
 
Bölgenin maden sahası olarak ilan edildiğini bildiğini söyleyen Sarıgül, neredeyse tüm dağların maden işletmeciliğine açıldığını kaydetti. Sarıgül, küçük maden işletmeciliğine ve ruhsatlara sessiz kaldıkları için gelecekte doğayı üst düzeyde tahrip edecek çalışmaların yürütüleceğini vurguladı. Afet bölgesi olarak gösterilen yerlerde ruhsatların İl Özel İdaresi tarafından verildiğini belirten Sarıgül, “İdare, bu ruhsatları vermemesi gerekirdi” dedi. 
 
‘SİYANÜR HAVUZUNU NASIL KORUYACAKSINIZ’
 
1994’te köy boşaltmalarının ardından insanların yaşamını idame ettirememesinden kaynaklı tekrardan köylerine gittiklerini söyleyen Sarıgül, şunları söyledi: “İnsanlar, köye giderek yapmış olduğu yapılar var. Geçmiş dönemde bu insanlara bazı teklifler yapılmıştır. Şu kadar para verelim kendine şurada bir ev yap denilmiş olabilir. Bu projelerden faydalanmış ne kadar insan varsa hepsi pişman oldular. Söz konusu verilen desteğin hepsi borçtur. İkincisi verilen destekle de evin yarısı yapılamıyor. Onun için insanlar büyük bir zorluk çekiyor. Ayrıca köyünü ve evini boşalt denilip, ‘gel sana borçlandırma yöntemiyle ev sahibi yapalım denilmiştir’ bunu kabul etmeyen insanlara da bugün orayı boşaltın çıkın deniliyor. Ama o günkü koşullarda çıkmayanlar orada yaşayabilmişti. Bugün onları oradan çıkarmak demek, onlara yeni barınma yeri yapmak, geçim kaynakları oluşturmak demektir. Nihayetinde siz afet bölgesi olarak belirlediğiniz bir bölgede yapıya izin vermiyorsanız, orada başka işlerin yapılması da aynı afet riskini taşır. Bu kadar afet bölgesi olarak görülen bir yerde orada yapılacak siyanür havuzunu nasıl koruyacaksınız, buralardaki barajları nasıl koruyacaksınız? Bunlar daha büyük risk teşkil eden durumlardır. O yüzden çok gerçekçi değil.” 
 
‘ÜRETTİĞİNİZ AFETİ TELAFİ EDİN’
 
Kararın eski olmasına rağmen neden gündeme getirildiğini de soran Sarıgül, “25 yıldır neredeydiniz?” diye sordu. Afetten etkilenenler için yapılan yapıların hepsinin afetlik olduğuna dikkat çeken Sarıgül, “Afet tarafından desteklenmiş, köylerinden edinilmiş, ilçe merkezinde yapılmış 150 hanelik bir alanda yapılan yapıların hepsi afete dayanıksızdır. Bu yapılar depreme dayanıksız yapılardır. Kendiniz afet üretiyorsunuz. Önce ürettiğiniz afeti bir telafi edin” diye konuştu. Afetten etkilenenler için ilçe merkezinde 1992’de 72, 2004’de 80, 2006 ile 2008 yılları arasında yaklaşık 130 ve 2012 yılında ise 18 dairenin yapıldığını belirten Sarıgül, depreme dayanıklılık açısından 2012’de yapılan yapıların dışında herhangi bir yapının depreme dayanıklı olmadığını söyledi. Tebligat kapsamında evleri boşaltılmak istenen yurttaşlar ile görüşeceklerini söyleyen Sarıgül, yürütecekleri çalışmanın ardından da kamuoyuna açıklama yapacaklarını belirtti. 
 
‘YIKILACAK YAPI YOK’
 
Yeşilyazı köyü muhtarı Hüsamettin Ateş de kaymakamlık tarafından gönderilen tebligatın her yıl düzenli olarak gönderildiğini söyledi. Kararın 1960 ve 1970 yıllarda yapılan yapılar ile ilgili olduğunu belirten Ateş, yapılan çalışmalar sonucu yıkılması gereken binaların tespitinin yapılarak binanın onarımı veya yıkımının yapıldığını belirtti.  Köylerindeki tüm eski yapıların ya onarıldığını ya da yıkılıp yeniden yapıldığını belirten Ateş, köylerinde de yıkılması gereken bir yapının olmadığını söyledi. 1974 yılında köylerinin mesire alanına düşen çığ sonucu 18 kişinin yaşamını yitirdiğini Ateş, bundan kaynaklı da köylerinin afet bölgesi olarak gösterildiğini aktardı. Ateş, o dönemde çığdan etkilenen 11 köylüleri için devletin köy merkezinde ev yaptığını ve mağduriyetlerini giderdiğini belirtti. 
 
‘YERLEŞİK HALK BUNA MÜSAADE ETMEZ’
 
Köylerinin maden sahası içerisinde olmadığını söyleyen Ateş, “Buranın maden sahası olması mümkün değil. Yere kazma vurursanız, sadece su çıkar. Onun dışında bir çakıl bile çıkmaz. Ama karşımızda bize  300 metre uzaklıkta Munzur Dağları var. Buralarda herhangi bir maden çalışması yapılır mı? Onun hakkında bir bilgimiz yok. Şirketler bizden daha iyi biliyor. Onlar başvuru yaptıklarında zaten ortaya çıkacaklardır. Sonuçta buraya insanlar, iş makineleri, tırlar ve dozerler gelecek. Bizler bunu göreceğiz. O vakitte gerekli müdahaleyi yaparlar. Yerleşik halk buna müsaade edecek değil” dedi. 
 
MA / Mehmet Şah Oruç – Semra Turan
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.