DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur

Ahmet Demiray’ın 25 yıldır bilinmeyen mezar yerinin açıklanmasını istediler

29.06.2019
A+
A-

İSTANBUL– Cumartesi Anneleri, 744’üncü haftaya ulaşan eylemlerinde 21 Temmuz 1994’te gözaltında kaybedilen Ahmet Demiray’ın ölümüyle ilgili hakikatin ve mezar yerinin açıklanmasını istedi.

 
Zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve faillerin cezasız kalmaması talebiyle eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 744’üncü haftasında yine Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmek istedi. Ancak bu hafta da Galatasaray Meydanı’na çıkmaları polislerce engellenen Cumartesi Anneleri, eylemlerini İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta gerçekleştirmek zorunda kaldı. Yapılan eylem öncesinde sokak polislerce ablukaya alındı. 
 
Buna rağmen eyleme katılanlar üzerine kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyip, ellerinde yine kayıplarının fotoğraflarını ve kırmızı karanfiller taşıdı. Bu haftaki eylemde 21 Temmuz 1994’te gözaltına kaybedilen Ahmet Demiray’ın akıbeti soruldu.
 
‘25 YILLIK İNKAR VE CEZASIZLIK POLİTİKASININ ÖRNEĞİ’
 
Basın açıklamasını okuyan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, 744 haftadır gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve adaletin sağlanması için bir araya geldiklerini ifade etti. Yoleri, “Türkiye’de gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerine ve faillerine dair resmi suskunluk iktidardan iktidara devreden bir gelenektir. Bu gelenek, kamu gücünü kullananların yurttaşa karşı suç işleme imtiyazını sürdürmeyi hedefler. Hukukun üstünlüğü yerine gücün ve keyfiliğin egemen olmasını hedefler” dedi.  
 
“İktidarın yurttaşa karşı işlenen suçları yok sayan ve onaylayan resmi sessizliği karşısında yükselen sesimiz hakikate, adalete ve masumiyete sahip çıkmak içindir” diyen Yoleri,  bu hafta devletin 25 yıllık resmi sessizliğinin, inkar ve cezasızlık politikasının bir örneği olan Ahmet Demiray dosyasını kamuoyu ile paylaşacaklarını ifade etti. 
 
GÖZALTINDA OLDUĞU KABUL EDİLMESİNE RAĞMEN LİCE’DE ÖLDÜRÜLDÜ
 
Demiray’ın 4 çocuk babası olduğu ve Diyarbakır’da yaşadığı bilgisini paylaşan Yoleri, “21 Temmuz 1994 tarihinde Seyrantepe’de gözaltına alındı. Baba Demiray, oğlunun H.E, T.E. ve Ö.E isimli korucular ve başka kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldığını ve hayati tehlike altında olduğunu belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvurdu. Aynı gün savcı, Ahmet’in Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’nda gözaltında tutulduğunu bildirdi. Demiray Ailesi, Ahmet’in savcılığa çıkarılmasını beklerken, 15 Ağustos 1994 tarihinde Lice Cumhuriyet Savcılığı Lice Belediye Başkanlığı’na bir yazı gönderdi. Yazıda Ahmet Demiray’ın Lice ilçesine bağlı Dibek Köyü’nde öldürüldüğü bilgisi ve ailesinin Hazro’da bulunması nedeniyle sahipsiz olan cenazesinin belediye tarafından defin edilmesi talimatı bulunuyordu” diye belirti. 
 
AİHM TÜRKİYE’Yİ MAHKUM ETTİ 
 
Demiray’a otopsi yapılmadığını belirten Yoleri, şunları ekledi: “Onu kimsesiz kişi olarak defnedildiği yerden teslim almak isteyen ailesine izin verilmedi. Gözaltında tutulan Demiray’ın ölümünün gerçekleştiği koşullara yönelik etkin bir soruşturma yapılmadı. AİHM’e taşınan davada hükümet, Demiray’ın gözaltındayken götürüldüğü yer gösterme sırasında tuzaklı bir mayın patlaması sonucunda öldüğünü iddia etti. Ancak bu iddiayı destekleyecek nitelikte belge ve delilleri mahkemeye sunmadı.” 
 
AİHM’in hükümetin Demiray’ın ölümü ile ilgili yaptığı açıklamanın makul olmadığı ve ölümün gerçekleştiği koşullar hakkında hakiki bir araştırma yürütülmediği sonucuna vararak Türkiye’yi mahkum ettiğini söyleyen Yoleri, Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra parçalanmış cesedinin Lice’deki kimsesizler mezarlığına ‘sahipsiz kişi’ olarak defnedilen Demiray’ın kaybedilmesiyle ilgili bugüne kadar iç hukukta etkin bir soruşturma yürütülmediğini kaydetti.
 
‘SAHİPSİZ KİŞİ’ OLARAK DEFNEDİLDİ
 
Yoleri, “Maddi gerçeğin açığa çıkartılması ve suç faillerinin belirlenip cezalandırılması konusunda sonuca götürecek adli bir süreç işletilmedi. Devlet,  Demiray’ın yaşamını koruma ve gözaltında kaybedilmesi ile ilgili etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmedi. Hakikat ve adalet 25 yıldır adliyenin tozlu raflarına hapsedildi” ifadelerini kullandı. 
 
25 yıllık inkar ve cezasızlığın son bulmasını isteyen Yoleri, “Ahmet Demiray’ın gözaltında ölümü ile ilgili hakikat açıklansın. Ahmet Demiray’ın mezar yeri açıklansın. Onu gözaltına alanlar, öldürenler ve bedenini kaybedenler yargılansın ve cezalandırılsın!” dedi.
 
Yoleri, son olarak adalet taleplerinden ve 45 haftadır kendilerine yasaklanan kayıplarına buluşma mekanı olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
 
‘TBMM ÇATISI ALTINDA KOMİSYON KURULMALI’
 
Demiray ailesinin avukatı olan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, İstanbul’da olmadığı için katılamadığı eyleme mektup gönderdi. Tanrukulu, mektubunda şu ifadeler yer aldı: 
 
“İnsan hakları ihlallerinin son bulması için yasal düzenlemeler gereklidir. Ancak yasaların uygulanması için de siyasi ve toplumsal irade gereklidir. Toplumsal barışın sağlanması için hak ihlalleri adil ve güçlü bir biçimde soruşturulmalı, sorumluların yargılanması ve hesap vermesi için her şey yapılmalıdır. Gözaltında kaybetme; kişiye yönelik bir suçtan öte insanlığa karşı işlenmiş suç olduğu gerçeğiyle hareket edilerek; yasalardaki zamanaşımı süreleri kaldırılmalı ve geçmişin aydınlatılması için insan hakları savunucularının da katılımıyla TBMM çatısı altında bir komisyon kurulmalıdır. Başta insan hakları ihlallerinin mağdurları olmak üzere tüm toplumda ‘adaletin yerini bulacağı’ inancı yerleşmelidir. Adalet olmadan barış olmaz.” 
 
‘BABAMIN MİRASINI SÜRDÜRECEĞİZ’
 
Okunan mektubun ardından 21 Mart 1995’te gözaltında kaybedilen ve daha sonra cenazesi bulunana Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak  konuştu.
 
Ocak,  “Sahipsiz kişi, kimsesizler mezarı kavramlarına yabancı değiliz. Ahmet Demiray ve Hasan Ocak kimsesizler mezarına gömülmüştür” diyerek, devletin failler hakkında etkin bir soruşturma yürütmediğini söyledi. Ocak, “Devletin bu suçlarla yüzleşmesini istiyoruz. Bunla yüzleşmediği sürece failleri korundukça biz bunun peşinde olacağız. Babam bundan tam 18 yıl önce öldü. Babam hakikat arayışını 18 yıl önce bize miras bıraktı. Biz bu mirası hakikat sağlanan ve failler yargılanana kadar sürdüreceğiz” dedi. 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.