DOLAR 6,0618
EURO 6,7688
ALTIN 248,2
BIST 85.310
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Akademideki taciz olayları tartışıldı

14.05.2019
A+
A-
İZMİR – Üniversitelerde artan cinsel taciz olayları İzmirde, Eğitim Sen tarafından düzenlenen panelle masaya yatırıldı. 
 
Eğitim Sen İzmir 3 Nolu Şubesi, son yıllarda üniversitelerde artan cinsel taciz olaylarını tartışmak üzere bir pane organize etti. “Üniversitelerde de tacize taviz vermeyeceğiz” başlığı  taşıyan panel, Buca ilçesinde yer alan Tarık Akan Gençlik Merkezi’nde yapıldı. Moderatörlüğünü Dokuz Eylül Üniversitesi (DEU) Öğretim Görevlisi Dr. Özlem Öztürk Arı’nın yaptığı panelde konuşmacı olarak İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden Avukat Şenay Tavuz ve Avukat Mürüvvet Suatoğlu Balcılar yer aldı.
 
Çok sayıda üniversite öğrencisinin takip ettiği panelde cinsel taciz ve saldırı, psikolojik şiddet ve flört şiddeti gibi pek çok konu masaya yatırıldı.
 
‘AKADEMİDE TACİZCİ OLMAZ GİBİ BİR ALGI VAR’
 
Türkiye’de son yıllarda artan taciz vakalarına dair pek çok örneğin akademi alanında yaşandığını belirten Dr. Özlem Öztürk Arı, akademi alanda yaşanan tacizlerin “tacizci” sıfatını alan kişinin, akademik kariyeri, dünya görüşü gibi pek çok etkenden dolayı uzun süre üstünün örtülebildiğini ifade etti.
 
Arı, “Akademik çevrede olmak, bilim insanı olmak, hatta eleştirel ya da muhalif kişiliğe sahip olmak sanki tacizci olamayacakmış gibi bir algı var. İşin kötü yanı tacize uğrayan insanlar, bazen tacizci sıfatını o kişinin üzerine akademide olduğu için bir türlü toz konduramıyorlar. Taciz mağduru insanlar akademide gerekli yerlere başvurunca şikayetleri görmezden geliniyor, üniversitede kurulan komisyonlar bir türlü işleyişini sürdüremiyor. Herkes bir sessizliğe bürünüyor. Bu durum direnmek ve cesaretle yapılan mücadeleyle aşılabilir”dedi.
 
Avukat Şenay Tavuz ise, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık meselesinin uluslararası sözleşmelere bile çok geç girdiği üzerinde durdu.
 
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE DEĞİNDİ
 
Anayasa’da yapılan bir takım iyileştirmelerin de yine kadınların verdiği mücadeleyle yapıldığını dile getiren Tavuz, günümüzde en gelişmiş rehber niteliği taşıyan sözleşmenin 2013’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi olduğunu kaydetti. Tavuz, sözleşmede kadına yönelik şiddet tanımlarının geliştirilip, ‘ev içi şiddet’ kavramının eklendiğini belirtti.  
 
Türkiye’nin sözleşmenin ilk imzacılarından biri olduğunu söyleyen Tavuz, bu sözleşmede imzası olan tüm ülkelerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden doğan şiddeti önleme, kaynağını yok etme, şiddet faillerini yargılama, cezalandırma, şiddet mağdurlarına tazminat da dahil olmak üzere gereken bütün destekleri vermekle yükümlü olduğunun altını çizdi.
 
‘ŞİDDETE KARŞI GÜÇSÜZ DEĞİLİZ’
 
Kadınların şiddete karşı güçsüz olmadığını ifade eden Tavuz, sözlerini şöyle sürdürdü; “Aslında şiddete karşı güçsüz değiliz. Kadın mücadelesinin dinamikleriyle elde ettiğimiz bu yasal kazanımlar, her ne kadar uygulamada bazen sıkıntılar olsa da şiddeti önlemede etkili olamasa da, şiddeti uygulayan failin cezalandırılması ve daha sonrasında da mağdurun korunması açısından önemli mekanizmalar. Yine buna bağlı olarak kadınlara destek veren Baro, belediye merkezlerinin varlığı da önemli.”
 
‘YARGITAY KARARLARINA KADINLARIN GELENEKSEL KODLARI YANSIYOR’
 
Kadına yönelik şiddet davalarında geleneksel kodların açığa çıktığını dile getiren Avukat Mürüvvet Suatoğlu Balcılar de, akademi dünyasında tacizin farklı tavırlarla ortaya çıktığı üzerinde durdu. 
 
Balcılar, “Yasada taciz şikayetçi olunduğu durumda hukuki süreç başlıyor. Cezalar yaşananın niteliğiyle ağırlaşıyor” dedi.
 
Dijital ortamlarda da özellikle çocuk ve gençlerin dijital güvenliğinin olması gerektiğini belirten Balcılar, sosyal medya okur ve yazarlığının da taciz olaylarında etkisinin önemli olduğunu belirtti.  Balcılar, sözlerini şöyle bitirdi; “Tacize uğrayanlar muhakkak hukuki süreci başlatmalı, avukatlardan destek almalı, asla sessiz kalmamalı en azından en yakınına anlatmalı.” 
 
Panel konuşmaların ardından hukukçuların öğrencilerin sorularını yanıtlamasıyla sona erdi. 
 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.