DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,52
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 33°C
Per 34°C

Akat: Çözüm süreci buzdolabından çıkmadıkça kaybediyoruz

21.06.2021
A+
A-

ANKARA- Kobanê Davası’nda çözüm sürecinden bahseden Ayla Akat Ata, “Çözüm sürecinin temel mimarı sayın Öcalan’dır. Erdoğan ise ‘çözüm süreci buzdolabında’ dedi. Çözüm süreci buzdolabından çıkmadıkça kaybediyoruz” dedi. 

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 24’ü tutuklu 108 kişi hakkında açılan davanın üçüncü duruşmasının altıncı oturumu, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen aranın ardından eski milletvekili ve TJA aktivisti Ayla Akat Ata’nın savunmasıyla devam etti.

‘ÖZERKLİK TALEBİMİZ SADECE KÜRTLERE DEĞİL’

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından 2 yıl önce hazırlanan “demokratik özerklik” kitapçığının suç sayılarak iddianamede yer aldığını  ifade eden Akat, neden “demokratik özerklik” dediklerini şöyle açıkladı: “Özerklik talebimiz sadece Kürtler için değil. Türkiye Osmanlı mirası üzerine kurulmuş genç bir Cumhuriyet. Bu nedenle bu talep ne etnik ne de toprak temellidir. Ama yetki devri öngörür. Diğer taleplerimiz ise Anayasal vatandaşlık, Parlamenter sistemin güçlendirilmesi, Kürt halkına statü ve laiklikti.”

İTTİFAK ÇAĞRISI 

Dönemin HDP eşbaşkanlarının 6-8 Ekim 2014’te yaptığı ittifak çağrısının da iddianamede yer aldığını hatırlatan Akat, “Yeniden ittifak geliştirme çağrısında bulunuldu. Tarihte de bu ittifakların örnekleriyle karşılaşıyoruz. Malazgirt Savaşında ve Birinci Dünya Savaşında yaşanan ittifaklar var. 1921’de imzalanan Kürt ve Türkler arasında ittifak protokolleri var. Erzurum ve Sivas Kongresi ile Amasya Protokolü’nde geçen sözlerde de ittifak vurgusu var. Etnik bir vurgu yer almamıştır” diye belirtti. DAİŞ’in Suriye’ye saldırmasının ardından Süleyman Şah Türbesi’nin taşınması sürecini de hatırlatan Akat, “Bunun Kürt ve Türk halkının geliştirmiş olduğu önemli bir ittifak olduğunu düşünüyorum” dedi.

İSYANLARI ANLATTI

Cumhuriyet öncesi 13, Cumhuriyet sonrasında ise 16 isyanın kayıtlara geçtiğini belirten Akat, “Süleyman Demirel’in deyimiyle PKK, 17’nci isyan olarak ortaya çıkıyor. Kürt meselesi Osmanlı imparatorluğu dönemi boyunca özerklik talebiyle gelişerek bu günlere kadar gelmiştir” dedi. Akat, devamında Cumhuriyet öncesi ve sonrasında yaşanan Ağrı, Zilan, Şeyh Sait, Sason, Dersim gibi isyanları anlattı. İsyanların ardından yargılamaların başlatıldığını belirten Akat, “En büyük yargılamalar da İstiklal Mahkemelerinde olmuştur. Bugün bizim yargılandığımız gibi” ifadelerini kullandı. 

‘MİLİTAN DEMOKRASİ’

Akat, iddianamede yer alan iddialarla ilgili açılan başka dosyalardan zaten yargılandıklarını ifade ederek, “Bu dosyaya neden eklendiğimizi anlamak mümkün değil. Bu davayla birlikte bir de HDP kapatma davası açıldı. Bunların hiçbiri siyasi saiklerden bağımsız değerlendirilemez. Biz ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra militan demokrasi kavramıyla karşılaşıyoruz. Cumhuriyet kurulduktan sonra iki şey tehlike olarak görüldü. Birincisi İslami gelenekten gelen partiler, ikincisi ise Kürt sorununun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözümünü  programına koyan partiler. Biz de Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümünü programına alan bir partiyiz” şeklinde konuştu. HEP’ten HDP’ye kadar çok sayıda partinin kapatıldığını ya da kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Akat, “Bu süreci aşmak mümkündür. Eğer Türkiye’deki yasalar düzenlenirse Türkiye’deki partilerin kapatılma eylemi ve söylemi olmayacaktır” diye aktardı. 

‘DAVAYA 3 AĞUSTOS 2014’TE DAHİL OLDUK’’

Davanın isminin Kobanê olduğunu ancak dosyaya dahil edilmelerinin 3 Ağustos 2014’te DAİŞ’in Şengal’e saldırısıyla başladığını belirten Akat, “Ezidiler sınırlar dolayısıyla birbirinden kopmuş, inançları nedeniyle yerlerinden edinmiş ve katledilmiştir. Çoğunlukta oldukları tek yer Şengal ve Başika’dır.  Ezidiler ‘Xweda’ diye adlandırdıkları sonsuz bir tanrıya inanırlar. Ezidiler 74 kez ferman ve fetvalarla katliamlara maruz kalmıştır. 2014’te gerçekleşen 74’üncü katliamda İslam’a göre dokunulmazlığı olan kadın ve çocuklar satılmış, tecavüz edilmiştir. Bunlar İslam ve cihat adına yapılmıştır. Oradaki kadın ve çocuklara Ortaçağ karanlığını yaşattılar” ifadelerini kullandı. 

DİRENEN KADIN COĞRAFYASI

Sözlerine dün ile bugünün bağını kurarak devam ettiğini aktaran Akat, “Çünkü dününü bilmeyenin bugünü doğru yaşaması mümkün değildir. Bize bu mücadeleyi devreden kadınlarla başladık. Lider kadınlar vardı, uçurumdan kendini atan kadınlar, dört duvar arasında olmayı kader sanan kadınlar. Meryem Xan ile karşılaştım, Osmanlı Rus savaşında Kara Fatma ile karşılaştım. Yakın tarihte birçok kadın figürü vardır. Bir Newroz gününde kendini yakan Rahşanları andığımızda ‘Neden bunları anıyorsunuz?’ dediler. Kendini uçurumdan atan kadınlarla coğrafyamızın gerçeğinden söz ediyorum.O tarihten bugüne kendini uçurumdan atan, kendi gerçeğini teslim etmemek için direnen bir kadın coğrafyası var” diye anlattı.

‘HEP’TEN HDP’YE KADINLAR SİYASETTE YER ALDI’

Siyasetin erkek işi olarak görüldüğünü belirten Akat, “HEP’ten HDP’ye kadınlar siyasette yer aldı. Siyaset erkek işi olarak görülebilir ama bu demek değildir ki kadınlar bu dili değiştirmeyecek. HDP parlamentoda bir kadın grubu oluşturdu. Bu gururu da halkımız bize yaşattı. HDP’ye kadar da kadınların siyasette aktif yer alması devam etti. Sadece kadınların siyasi partilere katılım oranları da değil ideolojik olarak da etkisi olmuştur. Dolayısıyla 1990’lı yıllarda kurulan partilere kadın konusunda Kürt hareketinin doğrudan ya da dolaylı olarak etkisinin olduğunu söyleyebiliriz” diye aktardı.

KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Akat, kadın özgürlük konusunda ilk yoğunlaşmasının PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında Türkiye’ye getirildikten sonraki  “kadın özgürlük meselesine” dair yoğunlaşması ve sözleri olduğunu ifade ederek, “Yoğunlaşmam, sayın Öcalan’ın materyaller konusunda katkı sağlamamı istemesiyle başladı. Öcalan’la Türkiye’ye getirilmeden önce yapılan röportajlarda, kendisine sorulan, ‘Kürdistan’ın özgürlüğü mü kadınların özgürlüğü mü’ sorusuna o an hiç düşünmeden ‘kadın özgürlüğü’ diyor. Bu konuda beni düşünmeye iten kendimi tanımaya iten gerçekliğin arkasında sayın Öcalan’ın sunmuş olduğu kadın özgürlükçü perspektif var” dedi. 

‘KADIN ÇALIŞMALARI İLLEGALİZE EDİLEBİLİYOR’

Partinin kadın yaklaşımında HADEP’İN 2000’li yıllarda gerçekleştirdiği kongreyle önemli bir adım attığını vurgulayan Akat, “Bu kongrede kadın ve gençliğin kendi kollarını kurabilecekleri ve özerk olarak tanımlanması kararı alındı.  Ama siyasi partide kadın olmanın temel sorunları vardır. Kadınların mücadele içerisinde olmaya zorlayan koşullar ortada iken devletin  ideolojik baskıları da ortada.  Bütün kadın çalışmaları illegalize edilebiliyor. Kadın toplantıları son dakikaya kadar dinlendiği halde yargıya taşınabiliyor. Böyle bir gerçeklikle karşı karşıyayız” şeklinde konuştu. 

EŞBAŞKANLIK SİSTEMİ

En büyük kazanımlarının eşbaşkanlık sisteminin fiilen uygulanması olduğunu vurgulayan Akat, “Dünyanın hiçbir yerinde eşbaşkanlık sistemi kriminalize edilmemiş, ’terör’ kavramı kullanılmamıştır.  Ama bizim ülkemizde durum budur ‘terörle’ yargılanıyoruz. Çok ağır bir bedel ödüyoruz. Bu eşit temsiliyetteki ısrarımızın cezaeviyle son bulduğu halidir. Dünyanın hiçbir yerinde eşit temsiliyet iddiası kriminalize edilemez.  Devleti yürüten akla ne zararı var? Ne gizli yürütülen bir çalışmadır ne de gizli kapaklı kararlar alınmıştır. Hepsi kamuoyuna açıktır” diye belirtti.  

ÇÖZÜM SÜRECİ 

Çözüm sürecine de dair konuşan Akat, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “çözüm süreci buzdolabında” sözünü hatırlatarak, “Sanırım derin dondurucu demek istedi, çünkü buzdolabında olsaydı çoktan bozulurdu. Kaybediyoruz, çözüm süreci buzdolabından çıkarılmadıkça, hayata geçirilmediği sürece kaybediyoruz. Dünyada çatışma yaşayan tek ülke biz değiliz, tek yasa çıkaran ülke de biz değiliz. Türkiye’deki çözüm süreci ancak ve ancak kendi dinamiksel gerçekliği ile anlaşılacaktır. Her ülke geçmişinde zor günler yaşamış ve yanlış kararlar almıştır. Büyük devlet, güçlü millet kendisiyle yüzleşerek kendi hatalarını görmelidir. Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil hepimizin sorunudur” sözlerini kullandı. 

‘ÇÖZÜMÜN TEMEL MİMARI ÖCALAN’DIR’

Akat, 2012’de ve 2017’de yaptıkları çağrının da Öcalan’ın özgürlüğü için olduğunu belirterek, Öcalan’a özgürlük istediği için hala yargılandığını kaydetti. Akat devamla, “Van ve Ağrı’daki  iddianameye taşınan ve Diyarbakır’da yargılama nedeni olan yine Öcalan’ın özgürlüğüne ilişkin çağrı kampanyasıdır. Çözümün temel mimarı olarak Öcalan’ı görüyoruz. Sadece ben değil milyonlar Öcalan’ın çözüm sürecinin  baş mimarI, müzakerecisi olarak görüyor. Öcalan 1999’a kadar PKK lideriydi  ama 1999’dan sonra halkın lideri oldu. Onun avukatlığını yaptıktan ve düşüncelerini öğrendikten sonra ben de onu lider olarak kabul ettim. Bu kampanyaları yapmak mitingleri yapmak kolay değildi ama biz yasal hakkımızı kullandık. Çözüm müzakerecisi, baş mimarı olarak gördüğümüz Öcalan’ın özgürlüğünü istediğimiz için irademizi ortaya koyduk. Çözüm mümkündür. Şiddet dışında denenmiş ve çözüm alınmış tek yöntem müzakere olmuştur. Benim için de en kutsal olan çözüm sürecidir. Diyalog önemlidir” şeklinde konuştu. 

‘ÇÖZÜM SÜRECİN BİTİNCE YIKIM BAŞLADI’

Çözüm süreci bitirildikten sonra  bir yıkımla karşı karşıya kalındığına dikkati çeken Akat, “Van ve Ağrı kampanyasında canlı kalkan olmak istediğimizde ‘biz varız, bırakın, söze kıymet verin’ dediğimizde bunun bedelini ödemeye hazır olduğumuzu ve yargıya taşınacağını biliyorduk. Diyarbakır’da canlı kalkan eylemlerinden kaynaklı yargılanıyoruz.. Kobanê Davası ise ANF dosyası Ayla Akat Ata ismi yazılmış ve ne bulmuşlarsa dosyaya konulmuş. Bu açıklamalarımızdan kaynaklı yargılanıyoruz. 100’ün üzerinde soruşturmada ifade verdim.  Yargılandım, beraat ettim, dosyada kovuşturmaya yer yok denildi.  Suç unsuru olan bütün tweetlerim yargı konusu oldu. Kobenê’ çağrısına ilişkin bir şey bulunmadı. Bu dosyaya konulan bütün suçlardan yargılanıyoruz zaten. Diyarbakır’da ana dosyam olan ve Kobanê dosyasına konulan iddiaların konusu, içeriği hatta tarihi aynı olanların iddianamede çıkarılmasını talep ediyorum” dedi.  

‘BUGÜN OLSA YİNE IŞİD VAHŞETİNİ KINARDIM’’

Suruç ve Batman’da bir Kobanê şehitliğinin olduğunu ifade eden Akat, “İlk defa savaş gerçekliğiyle bu kadar temasım olmuştu. Resmi anlamda devletin bir ittifakı olmadı ama hem Süleyman Şah Türbesi’nin yerinin değiştirilmesi hem de sınırların açılması bunlar adı konulmamış ittifaklardı. Aynı zamanda Türkiye’nin bir çok yerinden insanlar geldi. Hep bir ağızdan IŞİD’in yapmış olduğu zulmü kınadı. Kürt halkıyla dayanıştı. Kobanê sürecinde biz acımızı da ortaklaştırabildik.. Bu acının tarafı Kürtler olduğunda ortaklaşma bizler açısından her boyutuyla çok öneml ve anlamlıydı. Bugün olsa ben yine soluğu Suriye sınırında alırdım ve IŞİD’in vahşetini kınardım” diye belirtti. 

‘ÇATIŞMA SÜRECİ BİTSİN İSTEDİK’

Akat, 6-8 Ekim eylemleri sırasında uğradığı saldırıdan dolayı suç duyurusunda bulunduğunu ifade ederek, “O gün ölebilirdik. Provokasyon arıyorsanız  ‘gelin leşinizi alın’ diyenlere bakabilirsiniz. Bunların yargılanması gerekiyor. Benim saldırıya uğradığım yerde, basına düşen haberler vardı. Arabalar  durarak bir mekana götürüyorlar, bu mekanda silahların olduğu belirtildi. Bu silahları kim temin etti. Bugün olsa da, Kobanê’de yaşanan sürece karşı sayısız çağrımız var ama arkasında gelişenler bir plan ve tasarıdır.  Kimseye zarar verecek bir tarafta olmayız. Bir çatışma süreci bitsin istedik. Saldırı yaptırılan şahıs ‘akli dengesi yerinde değil’ diye cezasız bırakıldı” şeklinde konuştu. 

‘ÖCALAN’IN MEKTUBU DOSYAYA KONULMADI’

Batman’daki silahlı saldırıya maruz kalmasına rağmen ‘müşteki’ olarak dosyada kendisine yer verilmediğini söyleyen Akat, “Bize reva görülen ‘müşteki’ bile olamazsınız. Sadece partimizin sağduyu çağrıları değil, Sayın Öcalan’ın olayları durdurduğu bir mektup var. Sayın Öcalan’ın mektubu kamuoyu ile paylaşıldığı için mutlaka dosyaya girilmesi gerekiyordu. Ama dosyada görmedik.  Mücadele etmeye devam edeceğiz, cezaevindeyiz ama teşkilatlarımızda  çalışan binlerce insan var. Yeni bir süreçten söz etmiyoruz, değerlerden söz ediyoruz. Bunlar bir anda son bulmayacak” sözlerine yer verdi. 

Akat’ın savunmasının ardından duruşmaya yarına kadar ara verildi. 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.