DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Sağanak Yağışlı

Akdeniz: Mülteciler üzerinden ırkçılık körükleniyor

13.01.2021
A+
A-

İSTANBUL – Medyada mültecilere karşı kullanılan dili, “hükümetin yansıması” olarak gören EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, bu bakış açısının ırkçılığı körüklediğini söyledi. 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Aralık 2020’de yayınladığı rapora göre, Türkiye’de yaklaşık 3.6 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. 330 bin ise Afganistan başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen mültecinin olduğu kaydedildi. İktidar tarafından Avrupa’ya karşı koz olarak kullanılan mülteciler, zorlu hayat şartlarıyla karşı karşıyalar. Medyanın mültecilere karşı kullandığı nefret dile ise şartları iyice zorlaştırıyor. Medyanın mültecilere karşı kullandığı nefret dilini Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı ve Gazeteci Ercüment Akdeniz’le konuştuk. 
 
HAVUZ MEDYASININ BAKIŞI 
 
Medyanın mülteci haberleri konusunda üçe ayrıldığını belirten Akdeniz, birinci bakış açısının iktidarın yandaşı olan “havuz medyası”nda yer alan haberler olduğunu belirtti. Bu kesimin mültecilere “onlar bizim din kardeşimizdir, onlara acıyalım, koruyalım” mantığıyla yaklaştığını vurgulayan Akdeniz, “Bunlar mültecileri haklarını vermek için bir çaba sarf etmezler. Hatta mültecilerin bir şey yiyip yemediklerini dahi düşünmezler. ‘Mülteciler kafalarını kaldırıp itiraz ederlerse geri göndeririz’ gibi bir dil kullanıyorlar” dedi. 
 
AYRIŞTIRICI DİL
 
İkinci kategoride ise “milliyetçi basın”ın yer aldığına dikkati çeken Akdeniz, “Bunların ana yaklaşımı ‘Türkler varken neden yardım edelim, geri dönsünler’, ‘Türk işçisi dururken mültecileri biz mi savunacağız’  diyen ayrıştırıcı, hedef gösterici bir dil kullanırlar. Hatta bunun üzerinden oy hesabı yapan siyasi partiler bile var. Bu medyanın kullandığı dil nedeniyle birçok kez ırkçı saldırılar da yaşanmıştır” diye belirtti. 
 
Son kategoride ise özgür basının yaklaşımına işaret eden Akdeniz, “Bunlar her şeyin başına mülteci haklarını koyuyor. Buradan hareketle ortak hak mücadelesi, yurttaş-yurttaş olmayan ayrımı yapmadan herkesin aynı haklara sahip olabilmesi için haber yapıyorlar” diye konuştu. 
 
KABUL EDİLMİYORLAR
 
Mülteci statüsünün 1951 Cenevre sözleşmesinde tanımlanan bir hak olduğunun hatırlatan Akdeniz, Türkiye’nin coğrafi çekincelerden dolayı imzacısı olduğu sözleşmeyi uygulamadığını ve özellikle Suriye’den gelenleri mülteci olarak kabul etmediğini vurguladı. Akdeniz, egemen medyanın da iktidarla aynı doğrultuda yayın yaptığı için “Madem devlet, hükümet bunlara mülteci demiyor o zaman biz de demeyelim” düşüncesiyle haber yaptıklarını sözlerine ekledi.
 
SALGIN VE AÇLIK İKİLEMİ 
 
Medyanın iktidara göre değil temel insan haklarından yola çıkarak habercilik yapması gerektiğini sözlerine ekleyen Akdeniz, şunları söyledi: “Uluslararası bir hak olan mülteci hakkı herhangi bir devlet tarafından yerine getirilmiyorsa medya bunu eleştirmelidir. Medya, mültecilerden taraf bir habercilik yapmalıdır. Türkiye’de on yıldır yaşayan 4 milyon mültecinin hakkı gasp edilmiştir. Özellikle pandemi döneminde yaşamlarını idame etmede büyük zorluklar geçirdiler. Pandemiyle beraber onların ölümleri de görünmez oldu. Öldü mü, ne oldu kimse bilmiyor, kaydı yok. Koronadan ölmekle açlıktan ölmek arasına sıkışmış bir topluluk.” 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.