DOLAR 5,7429
EURO 6,3209
ALTIN 280,0
BIST 100.237
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Az Bulutlu

AKP’nin tek hedefi HDP…

08.06.2018
A+
A-

Erken seçim hakikaten o kadar erkenmiş ki bizler seçim fikrine, meydanlar siyaset ateşine alışana kadar 16 gün kalıverdi… Seçim kararının nasıl alındığına dair kamuoyu yeterince tartışma yürüttü. Bu konuda en öne çıkan nokta ise iktidarın artık ekonomik ve sosyal yönden ülkeyi yönetememesi öne çıktı. İçerde ve dışarda huzur kalmadığı gibi üstüne bir de dışarıdan borç olarak alınan sıcak para da suyunu çekti. Para suyunu neden çekti peki? Çünkü alınan borç sadece inşaat alanına yatırıldı. Ancak insanoğlu acıkınca tuğlaları kemiremeyeceğine göre bir yerde inşaatın geri dönüşü olmadı. Velhasıl kelam ekonominin kötüye gidişi, doların yükselişi, bununla birlikte yurttaşların alım gücünün düşmesi hep bundan… Bu durumu görmek ve yorumlamak için ekonomi profesörü falan olmaya da gerek yok.

Bu sebeple alınan seçim kararından sonra AKP-MHP ortaklığına karşı bir cephe kurulması öngörülmediğinden Tayyip Erdoğan: “Nasıl olsa bunlar bir araya gelemez. Bunların stratejik plan yapacak halleri yok” diye düşündü. Kendisi dışında bir oyun kurucu olabileceği akıllarına bile gelmeyen AKP-MHP ittifakı ilk şaşkınlığı CHP’nin İYİ Parti’ye milletvekili transfer etmesiyle yaşadı. Bu hamleyi beklemedikleri verdikleri tepkilerde kendisini ortaya koyuyordu. Sonra bir ara rahatlar gibi oldu; çünkü HDP dışlanmaya başlamış, cumhurbaşkanı adayı olarak Tayyip Erdoğan’ın dava ve yol arkadaşları olan Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener isimleri konuşuluyordu. Tam da Erdoğan ellerini ovuşturmaya başlamıştı ki CHP hiç de kendisinden beklenmeyeni yaptı ve Muharrem İnce’yi aday gösterdi. (Kendisinden beklenmeyeni dememim sebebi, geçmişteki örneklerdir.)

Kendileri için kurdukları ve muhalefetin asla yapamayacağını düşündükleri ‘ittifak yasası’ dönüp dolaşıp başlarına bela oldu. Millet İttifakı’nın kurulmasıyla artık karşısında milliyetçi-laik-muhafazakar yapıdan oluşan bir grup vardı. Bu noktada bizlerin en baştan şiddetle eleştirdiği ise HDP’nin dışarıda ve bir bakıma barajla baş başa bırakılmasıydı. Buraya kadar ciddi anlamda sıkıştırtılmış AKP-MHP ittifakının eline bir koz verilmiş oldu. Kimileri HDP’nin Millet İttifakı’na alınmamasını doğru buldu, kimisi bunun yanlış olduğunu söyledi. İki tez de stratejik açıdan mantıklı kabul edilebilir ama neticede şu noktada o tartışmayı uzatmanın anlamı kalmadı. Ancak sonuç olarak AKP ve MHP’nin eline bir koz verilmiş oldu.

Neydi bu koz? Tabi ki de 7 Haziran seçimlerinde de planlandığı gibi HDP’yi baraj altında bırakmak. Bunu o zaman yapamamışlardı ve HDP güçlü bir şekilde Meclis’e girmeyi başarmıştı. Ancak o seçimin sonrasında ülke tam bir şiddet sarmalının içerisine sürülmüş, savaş konsepti devreye sokularak bir seçime daha gidilmiş ve yine HDP’yi baraj altında bırakma stratejisi denenmişti. Ancak ne yaptılarsa olmadı ve HDP 3’üncü büyük parti olarak Meclis’e girmeyi başardı. Günümüzde de AKP ve MHP’nin başka bir şansları kalmadı. Mitinglerdeki coşkusuzluk, insanlardaki mutsuzluk, anketlerdeki düşüş Erdoğan’ın gece uykularını kaçıran bir karabasan oldu… MHP’den umduğu destek de bir türlü gelmeyince iyiden iyiye sıkıştı. Kaldı ki onu seçime zorlayan Devlet Bahçeli, kılını bile kımıldatmıyor. İnsanın “İçerde misin?” diyesi geliyor. Milliyetçi oylar İYİ Parti’ye, Kürt oyları HDP’ye ve muhafazakar oylar Saadet Partisi’ne kayıyor.

Bir yandan da Millet İttifakı’na alınmayan HDP’ye yönelik kurulan ‘Halk ittifakı’ var. Belki parti yöneticileri bir araya gelmedi ama özellikle CHP tabanından ve ‘stratejik oy’ tercihinde bulunan seçmenler HDP’yi Meclis’e sokmak için omuz vereceğe benziyor. Bunu sosyal medya kullanan, sokakta insanlarla sohbet eden herkes biliyor artık. Partiler değil ama halk birleşti… Hal böyle olunca AKP yine aynı silaha sarılmaya niyetli: Şiddet… Özellikle birkaç gündür ısrarla Kandil açıklamaları yapılıyor. İktidarın kalemşörlerinden Abdülkadir Selvi, işi başka bir boyuta taşıyor ve Kandil’e bu güne kadar görülmemiş bir operasyon yapılacağını yazıveriyor köşesine. Bir anlamda devlet sırrını ifşa ediyor ama neyse o yabancı sayılmaz. Erdoğan’da meydanlardan asıl niyeti belirten açıklamalar yapıyor. Kandil-Savaş ve Kürtler kartını çeken Erdoğan: “7 Haziran’ın ardından neler yaşandı biliyorsunuz değil mi?” diye aba altından sopa gösterdi bile… Kandil az gelmiş olacak ki oradan Mahmur’a gideceklerini de bir TV programında söyleyiverdi. Kürt oylarını tamamen kaybettiğini bölgede gerçekleştirdikleri mitinglerde açık seçik gören AKP, seçimlere 16 gün kala “Bakın Kürtleri vuruyoruz. Eyyy milliyetçiler, eyyy Kürt düşmanları hadi bize oy verin. Bakın biz bir savaş içindeyiz. Vatan-Millet- Sakarya-Cihat” diyerek oy isteyecek. Bu yolla HDP’yi daha da fazla hedef tahtasına oturtarak, Batı’dan olası HDP’ye gidecek stratejik oyların önünü kesmeye çalışacak.

Ülkenin bu kadar sıkıştığı, karanlığa sürüklendiği bir süreçte muhalefet partilerinin tamamının bu oyunu bozmaktan başka şansları yoktur. Bunun dışındaki her düşünce ve eylem ülkeye ihanet, insanlara ‘yazık’ edilmesi demektir… Bu savaş konseptinin devreye sokularak ülkenin geleceği adına söyleyecek tek bir olumlu sözü kalmamış bu insanlara ülke bir kez daha teslim edilemez. Şayet ki huzurlu, aydınlık ve birlikte yaşanacak bir gelecek isteniyorsa, bunun Kürtleri döverek değil; barışı sağlayarak, kucaklaşarak, diyalog kurarak olacağını artık ne zaman kabul edeceğiz.

Bence şimdi tam sırası… Eş Genel Başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları, il-ilçe yöneticileri tutuklanmış bir parti; buna rağmen halen ısrarla barış-demokrasi diyorsa artık sizler de bir dönüp kendinize bakın. Yaftalamaktan ve hüküm vermekten vazgeçin. Ön yargıyla, şişirmelerle değil; gerçekten anlamaya çalışarak kulak verin karşınızdaki insanlara. Bu güne kadar HDP’nin ilkeli bir duruş sergilediğini kabul edin. “Seni Başkan Yaptırmayacağız” diyen Selahattin Demirtaş, 20 aydır hapiste ve bugün dört duvar arasından ‘ketıl’ mesajıyla yine aynı şeyi söylüyor. Ve şimdi güzel kardeşim sıra bizde. 24 Haziran’dan sonra bu ülkeyi güzelliğe taşımak istiyorsak son bir hamle kaldı o da savaşı durdur, HDP’yi Meclis’e taşı…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.