DOLAR 5,7154
EURO 6,3458
ALTIN 276,4
BIST 95.522
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü

Aladağ Davası’nda ‘örgütlü yapı’ya işaret etti

30.04.2019
A+
A-
Adana’nın Aladağ ilçesindeki Süleymancılar Cemaati’ne ait kız öğrenci yurdunda 2016’da çıkan yangında 11’i öğrenci 12 kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen açılan davanın 9’uncu duruşması görülmeye başlandı. Mahkeme salonuna çevrilen Kozan Ticaret Odası toplantı salonunda görülen duruşmaya haklarında 15’er yıla kadar hapis istenen tutuksuz 18 sanığın 9’u hazır bulundu.
 
Faciada çocuklarını kaybeden aileler, Adana Barosu ve Sosyal Haklar Derneği’ne (SHD) bağlı avukatlar da duruşmadaki yerlerini aldı.
 
Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, mahkeme heyeti dosyaya eklenen belge ve raporları okudu. Ardından söz verilen SHD ve Adana Barosu avukatları, tutuksuz sanıkların “taksirle öldürme” yerine değil, “olası kastla öldürme” suçundan yargılanmaları talebinde bulundu.
 
Mahkemenin söz verdiği mağdur aileler ise, faciadan sorumlu olan herkesin cezalandırılmasını istedi.
 
Mağdur ailelerden Ahmet Yetim, iki çocuğunu yanına götürdüğü sanıklardan Aladağ eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Aktaş’ın kendisine ‘Süleymancıların yurduna götürüp ver’ dediğini anlattı. Aktaş ve sorumlulardan şikayetçi olduğunu söyleyen baba, adalet istediğini belirtti. Diğer aileler de suçluların en ağır biçimde cezalandırılmasını istedi.
 
AV. ATALAY: ÖRGÜTLÜ DAVRANIŞ SÖZKONUSU 
 
SHD Genel Sekreteri olan dava avukatlarından Can Atalay ise, olayın aslında 29 Kasım 2016’da yaşanmadığını, kamu idaresinin 40 yılı aşkın süredir bu kaçak yapıya göz yummasının “olası kastı” tarif ettiğini söyledi. Av. Atalay, “Yine delillerin nasıl karartıldığı üzerinde durmak gerekiyor. AYM kararı ile açıkça bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yurdun yıkılarak delillerin karartılması açık örgütlü davranışa işaret ediyor” dedi.
 
‘SAVCI, SUÇA ORTAK OLMUŞTUR’
 
Atalay, devamında şu hususlara dikkat çekti: “1972 yılından 83’ye kadar tek bir yazışma olmadan bir yurdun işletilmiş olması bir örgüte işarettir. Kamu görevlilerinin denetimde sadece kutucuk işaretleyerek denetim yapması bir örgütün olduğunu gösteriyor. İddianamenin hazırlanmasından hemen önce yurdun yıkılmasına nasıl karar verebilir bir cumhuriyet savcısı? Soruşturma aşamasında keşif yetmez, yargılama aşamasında da keşif gerekir. Sanık müdafileri bunu talep ediyor. Bina yıkılmadan önce olay yerini gören, olay yerinde bulunan iletken madde ile ilgili analiz yaptıran bilirkişi, raporda yangının yanıcı maddeleri ve kapıların kapalı olması ile yayıldığını anlatıyor. Bu örgütlü müdahale suç işlemektedir. Cumhuriyet savcılığı içtihata açıkça aykırı kararı ile bu suça ortak olmuştur. Bu insanlar dağ köylerinden geliyor. Devletin birinci önceliği yoksul insanların eğitime, adalete erişmesinin önündeki engelleri kaldırmaktır. Ancak burada dinsel organizasyonların nasıl teşvik edildiğini konuşuyoruz. Türkiye’nin 4 bir yanında yoksul ailelerin çocukları cemaat yurtları olmadan okuyamaz hale getirildi.”
 
‘FETULLAHÇILARIN AÇTIĞI KADROLAR ŞU AN FARKLI CEMAATLERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR’
 
Avukat Yalçın Deniz Özen ise, Süleymancılar Cemaati’nin tarihsel geçmişini anlattı. “12 Mart’tan sonra ilk kez cemaatler dernekler devlet eliyle kurulmaya başlamış. Bu yurdun 1972’de kurulmuş olması tesadüf değildir. 1983’de ilk yazışmanın yapılması da tesadüf değildir. Askeri darbelerin cemaatler açısından nasıl ön açıcı olduğunu açıklar” dedi.
 
Bu sözleri sırasında sanık avukatlarının tepkisi ile karşılaşan Av. Özen, devam ettiği savunmasında cemaatler ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokoller üzerinde durdu. Özen, “Türkiye tarihi boyunca toplam 85 protokol yapılmış 50 tanesinden fazlası ise 15 Temmuz’dan sonra yapılmış. Fetullahçıların açtığı kadrolar şu an farklı cemaatlere peşkeş çekiliyor. AKP iktidarının önemli değişikliklerinden biri 4+4+4 sisteminin getirilmesidir. Bu sistem yoksul ailelerin çocuklarını Fetullahçıların, Süleymancıların ya da başka cemaatlerin evlerine yönlendirilmesiyle sonuçlandı” diye konuştu.
 
Çıkan yangınla ilgili hazırlanan bilirkişi raporlarına dikkat çeken Avukat Akçay Taşkın ise, yangının binanın girişindeki sigorta panosundan çıktığı ve yanıcı maddelerle yayıldığını söyledi. 
 
Avukat Ömer Çelik de, kamu görevlilerinin faciadan sorumluluğu olduğunu ifade edip, Aladağ eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Aktaş’ın çocukları ve aileleri cemaate yönlendirmediğini belirtti. 
 
‘YENİ CANLARA MI MAL OLSUN!’
 
Yine denetmenlerin yurtta başka birinin barınıp barınmadığını, yangın önlemlerinin alınıp alınmadığını bilmediğini dile getiren Çelik, “Bunlar kamu görevlisi. Kendisine verilen emiri anlayabilmesi lazım. Bilmiyorsa amirine bunu söylemeli. Neticeyi öngörememiş kamu görevlileri olayın asli sorumlularıdır. Eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Aktaş bir okula görevlendirildi. Aynı şekilde ihmallere mi kapı açsın. Yeni canlara mı mal olsun” dedi.
Duruşma avukatların beyanlarıyla devam ediyor.
 
 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.