DOLAR 5,7423
EURO 6,3467
ALTIN 270,9
BIST 105.380
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

Almanya sokaklarında Erdoğan rüzgarı!

29.09.2018
A+
A-

Başlıktaki sözcükler daha çok moda haberleri için kullanılır. Ancak bu kez modanın içeriği de tarzı da biraz farklı. Sürekli disiplinli ve tek düze yaşamları üzerinden tarif edilen Almanlar, bu klişe benzetmeyi yıkmak istercesine, üç gün ‘normalin’ dışına çıktı. Kendi kısır gündemlerinden sıkılan Almanlar, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın ülkelerine ayak basmasıyla adrenalin seviyelerinde nihayet bir yükseliş yaşamış oldu. ‘Deli gibi’ kıskandıkları ülkenin Cumhurbaşkanı buradaydı işte… Koruma orduları, siyasetçiler yüzünden kapanan yollar, hiç olmadığı kadar siyaset içerikli haber… Yasaklar, tepkiler, iptaller, söylentiler, eylemler, pankartlar ne ararsanız vardı. Erdoğan resmen Merkel’den elini rahatlatacak ekonomik desteği almaya gelirken, yanında Almanya’ya hediye olarak ‘heyecan’ getirmişti.

Peki Almanların Erdoğan’ın ülkelerine gelmesiyle ilgili yorumları nelerdi? Günlerdir Alman basını Erdoğan’ın ziyaretini yazıyor. Sağ görüşe yakın gazeteler; Erdoğan’ı olası mülteci göçüne karşı bir kalkan olarak gördükleri için pek üstüne gitmeyen tarzda yayın yaparken, liberal noktada duranlar ise sermaye sınıfının çıkarları etrafında her zamanki yerini alıyor. Sonuçta Türkiye Almanya için çok iyi bir pazar… Üstelik Almanlar, tatil için Türkiye’ye gelmek istiyorlar. Paralarının değerli olduğu, ‘her şey dahil konseptle’ çalışan otellerin var olduğu bir Akdeniz ülkesine neden sırtlarını dönsünler ki? Turizm acentaları, Türkiye ayağını açık tutmak için bile olsa ‘Erdoğan Türkiyesi’ ile arayı düzeltmek istiyor. Vahşi kapitalizmin ele geçirdiği her yerde olduğu gibi burada da demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, çevre bilinci ve aklınıza gelebilecek birçok şey parayı görene kadar! Sol düşüncedeki gazeteler ise günlerdir Erdoğan’ın antidemokratik uygulamalarını anlatan haberler yayımlıyor Kürtçe manşetler atıyor…

Sokaktaki Almanlarda durum nedir diye sorarsanız; şöyle küçük bir örnekle anlatayım: Öğleden sonra saat 13.00 civarları. Hafta sonu ve havanın da güzel olmasını fırsat bilenler kendilerini sokaklara atmış. Büyük bir gürültüyle durağa yanaşan trenlerden birisine bindim. Arkamdaki koltuğa orta yaş üstü iki Alman kadın oturdu. Kadınlardan birisi diğerine Erdoğan’ın Almanya’ya gelişini ve gazeteci Can Dündar ile ilgili sözlerini hatırlattı. Konu dikkatimi çekince iyiden iyiye kulak kabarttım. Diğer kadın Can Dündar’ın cevap verdiğini ve Erdoğan’ın gazeteci düşmanı olduğunu söyledi. Sohbetin içerisinde Erdoğan’ın Selahattin Demirtaş’ı hapsettirdiği ve Kürtleri yok etmeye çalıştığı konuları da geçti. İki kadının hem fikir olduğu bir nokta da Almanya hükümetinin geçen yıl kendilerine ‘Nazi’ diyen ve ülkesinde demokrasiyi kaldırmış bir yöneticiyi ağırlamasının ve destek olasının büyük bir hata olduğu noktasıydı. Sohbetin içeriği ve iki Alman kadının Türkiye siyasetiyle bu kadar ilgili ve bilgi sahibi olmaları beni şaşırtmadı değil… Ancak iki durak sonra trene binen lise çağlarındaki 4 gencin  diyalogları daha şaşırtıcıydı. Türkiye’nin ekonomik krizde olduğundan tutun da Erdoğan’ın para istemek için Merkel’i ziyaret ettiğine kadar bir çok siyasi analiz ortaya koydular. Tabi kendi tarzlarıyla…

Trenin arka tarafında Almanya’nın iki farklı kuşağının Türkiye siyasetiyle ve Erdoğan’ın Almanya ziyaretiyle ilgili konuşmalarına şahit olurken, diğer tarafta Türkiye’den Almanya’ya gelmiş bir erkek ve iki kadın oturuyordu. Yaklaşık 20 dakikalık tren yolculuğu boyunca Gülsüm adındaki bir kadının kulaklarını çınlatan bu grup, cinsiyetçi söylemleriyle beni benden aldı. Gülsüm adlı kadın hakkında; kocasına ‘kadınlık’ yapmadığı, evini güzel temizlemediği, kaynanasına bakmadığı, çocuklarına iyi annelik yapamadığı ve daha burada yazamayacağım neler neler konuşuldu…

O anda iki farklı grubu bir arada gözlemleme şansım olduğu için şanslı hissettim kendimi. Evet genellemeler yanlıştır (bu da ona dahil) ancak küçük gruplar üzerindeki gözlemlerden de kesin olmasa da bazı ipuçlarına ulaşabiliriz. Evet belki de Avrupa bunca yaşamışlıklarımıza rağmen ortada duran bu ‘gamsızlığımızı’ kıskanıyor olabilir. Ancak biz de artık bir şeyleri kıskansak fena olmaz. Bizim liseli gençlerimiz de dünya siyasetinden konuşsun. Kadınlarımız, erkeklerimiz bir birlerinin hayatlarını berbat hale getirmek için harcadıkları enerjiyi; çocuklarının insanca bir yaşam sürebilecekleri bir düzenin tesisi için harcasınlar istemez miyiz? Belki de ‘dış güçler’ bu eğitim sistemiyle, ülkesinin dışında dünyanın tamamını takip etmeyle oluyordur ha ne dersiniz?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.