DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,44
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 32°C

Annelere bir gün ‘cennet’ 364 gün ‘cehennem’

08.05.2021
A+
A-

HABER MERKEZİ – Kiminin çocukları, özgür ve adil bir yaşam için çıktıkları yolda, kiminin gözaltında, kiminin patronların kar hırsına, kiminin milliyetçi ideolojiye kurban gitti. Annelere yılın bir günü “cennet” güzellemesi yapan eril-militarist sistem, 364 gün cehennemi yaşatıyor.

Mayıs ayının ikinci Pazar günü olarak belirlenen Anneler Günü’nün tarihi Antik Yunan’a kadar uzanıyor. Antik Yunan’da tanrıların anası Rhea adına bahar kutlamaları düzenlenirdi.  
 
ABD’de Julia Ward Howe tarafından ilk kez 1872 yılında “barış için seçilmiş bir gün” olarak tavsiye edilen Anneler Günü,  her yıl Boston’da organize edilen kutlamalarla kutlandı. 1907 yılına gelindiğinde Philadelphia’da Ana Jarvis adında bir kadın, Mayıs’ın ikinci Pazar Günü yaşamını yitiren annesi için kilisede bir konuşma yaparak, annesinin ölüm tarihi olan Mayıs ayının ikinci Pazar gününde Anneler Günü kutlaması için kiliseyi ikna etti. 1914’e gelindiğinde yapılan resmi açıklamayla Anneler Günü ulusal tatil ilan edildi. Türkiye’de de Anneler Günü, ilk kez 9 Mayıs 1955’te kutlanmaya başlandı. 
 
KAPİTALİZM ÇARKI 
 
Günümüzde, dünyanın her yerinde verilen “kimlik” mücadelesinin aksine kadını sadece üreme mekanizması olarak gören ve ev içi işlerle bütünleştiren zihniyetin bir sonucu olarak Anneler Günü, ütü ve mutfak gereçleri gibi “ev işlerini kolaylaştıran” ürünlerin sunulduğu bir güne dönüştü.  Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına biçilen rollerin yanında kapitalizm, her şeyi kullandığı gibi maneviyat üzerinden ortaya çıkan bu günü de sermayenin ihtiyaçları üzerinden şekillendirdi. Duygusal ilişkilerin metalaştırıldığı “günler” kervanına katılan Anneler Günü, kapitalizmin çarkından geçerek alış-veriş çılgınlığının yaşandığı, hediye alma konusunda yarışılan ve duygudan çok paranın hakim olduğu bir 24 saate döndü. 
 
HANGİ CENNET? 
 
Peki ya Anneler Günü Kürt coğrafyasında nasıl karşılanıyor? Batıda tüketim araçları ile bütünleşen bu özel gün, bölgede acı demek. Kürt kentlerinde yaşayan anneye yitirdiği ya da hasret kaldığı evladını hatırlatırken,  evlada ise kaybettiği annenin acısını yeniden yaşatan bir gün. Her yıl “cennet annelerin ayakları altında” laflarıyla duyar kasmanın 24 saatlik zaman diliminden sonra Kürt annelerine yaşatılan “cehennem” döngüsü. 
 
ANNELER GÜNÜ: YANGIN YERİ
 
“Anne hassasiyetini” bir üst kademeye taşıyarak, militarist politikalarını Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önüne yönlendirdiği anneler üzerinden yürüten AKP iktidarı, “öteki anneleri” ise hiçbir dönem görmedi. Yüreği yangın yeri bu annelerin ülkenin dört bir yanında adalet talepleri dinmiyor. Peki kim bu anneler?
 
Kiminin çocuğu, özgür ve adil bir yaşam için çıktığı yolda yaşamını yitirmiş, kiminin patronların kar hırsına kurban edilmiş. Kimi yıllarca “Vatan Millet Sakarya” sloganlarıyla büyümüş, milliyetçi ideolojiye kurban edilmiş çocukların anneleri. Kimi cezaevlerinde insan onuru için direnen ve bedenlerini bu uğurda ölüme yatıran çocukların anneleri. 
 
CUMARTESİ ANNELERİ 
 
Kaybettirilen yakınları, çocukları, eşleri ve kardeşleri için 27 Mayıs 1995 tarihinden bu yana her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri’nin faillerin cezalandırılması için verdiği mücadele sürüyor. Bu mücadelede kendilerine verilecek en büyük hediye bir mezar taşı olan anneler, ilerleyen yaşlarına ve hastalıklarına yenik düşüyor.  
 
Bu annelerden 105 yaşında yaşamını yitiren Berfo Kırbayır’ın oğlu Cemil için açık bıraktığı kapı hala aralık duruyor. Defnedildiği mezarın yanına bir mezar da oğlu için vasiyet eden Berfo Ana, hala Cemil’i kucaklayacağı günü bekliyor. 
 
Berfo Ana’nın yanı sıra Fatma Morsümbül, Zeynep Güney, Kiraz Şahin, Cevriye Altunbaş, Meryem Bulut, Fatime Taşkaya, Kesriye Demir, Makbule Babaoğlu, Ziyneti Türkoğlu, Fincan Bilgin, Koçeri Kurt, Hatice Öztürk, Asiye Karakoç, Hediye Coşkun, Asiye Doğan ve Şahsenem Cihan da evladının kemiklerine ulaşamadan gözlerini yaşama kapatan annelerden. 
 
BARIŞ ANNELERİ 
 
Ülkedeki en kararlı mücadelelerden biri de beyaz tülbentleriyle tüm savaşlara ve şiddete karşı duran Barış Anneleri’nin oldu. 1999 yılından bu yana alanlarda olan ve askeri operasyonlarda zırhlı araçların karşısına dikilerek, yaşamı savunan anneler, İmralı tecridine de cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı da en çok çıkan ses oldu. Yerlerde sürüklenerek, coplandılar, gözaltına alınıp tutuklandılar ancak yine de “barış” demekten vazgeçmediler. 
 
Verdikleri mücadelede ya cezaevlerinin kapılarındaydılar ya da parmaklıkların arkasında. Öyle ki babası ve eşi işkence edilerek öldürülen, 3 çocuğu tutuklu olan ve yaşamı cezaevi kapılarında geçen 70 yaşındaki Hayriye Demir, en son elinde bastonuyla gözaltına alındı. Yaşına rağmen kendisine nezarethaneyi reva görenlere karşı sergilediği duruş ders niteliğindeydi. 
 
ASKER ANNELERİ 
 
Ülkede çocukları için sokakları mesken tutan annelere her gün yenileri eklendi. 2016 yılında, 15 Temmuz darbe girişimine katıldıkları iddiasıyla tutuklanan 329 askeri okul öğrencisinin anneleri hak hukuk arayışına katıldı. Darp, gözaltı ve tutuklamayla karşılaşan bu annelerden Melek Çetinkaya, 3 gün içinde 4 kez gözaltına alındı. 19 yaşındaki askeri öğrenci Furkan Çetinkaya’nın annesi olan Çetinkaya, “Çocuklarımız değil darbenin siyasi ayağı tutuklansın” dediği için tutuklandı, bir süre sonra tahliye edildi. 
 
Uzun süre meydanları terk etmeyen annelerin tek istediği adaletti. 
 
KARGOYLA GÖNDERİLEN CENAZE 
 
Yaşadığı topraklarda maruz kaldığı baskıya dayanamayarak dağın yolunu tutan ve 1 Mayıs günü girdiği bir çatışmada yaşamını yitiren Agit İpek’in annesi Halise Aksoy için Anneler Günü, ne çok şey ifade ediyordu. Ucuz ekmek kuyruklarında bekleyerek büyüttüğü 2 çocuğuna hasret kalan bu anne için Mayıs sadece acı getirmişti. “Emanetin var” denilerek Diyarbakır Adliyesi’ne çağrılan İpek’in PTT yoluyla gönderilen oğlunun kemikleri bir kutu içerisinde kucağına bırakalı bir yıl oldu. 
 
GERÇEĞİN ÇIPLAK HALİ 
 
Diyarbakır’da 2017 Newrozu’nda onlarca polisin silah doğrulttuğu “gerçeğin en çıplak hali olan” Kemal Kurkut’un annesi Sican Kurkut’un gözlerinde asılı duruyor hala Kemal’in o çocukluk günleri. 2017’nin Mayıs’ı ve gelen diğer hiçbir Mayıs’ta Sican Kurkut Kemal’e sarılamadı. 
 
BİR HABER 
 
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku’nun yaktığı ağıtlar dağı taşı deldi. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kızından haber alamayan Bedriye Doku’nun bu Anneler Günü’nde de beklediği tek hediye Gülistan’ından gelecek bir haber. 
 
ADALET FERYADI 
 
Urfa’nın Suruç ilçesinde Emine Şenyaşar, 2018 yılında bir katliama tanık oldu. İki oğlu ve eşi gözleri önünde katledilen, 3 oğlu yaralanan ve bir oğlu yaralı halde tutuklanan Emine Şenyaşar, 61 gündür Urfa Adliyesi önünde “Adalet” talep ediyor. Anneler Günü dahil olmak üzere artık hiçbir özel gün O’nun için artık bir şey ifade etmiyor. 
 
O ANNELERİN ÇOCUKLARI 
 
1992 Şırnak Newroz kutlamaları sonrası evinin salonunda askerler tarafından öldürüldüğünde Nafiye İrmez, 30 yaşındaydı. 21 Mart gecesini annelerinin cenazesiyle geçiren o çocuklar büyüdü. Lakin Newroz günü de Anneler Günü de koca bir yumru olarak boğazlarında duruyor. 
 
2015 yıllında Mardin’in Nusaybin ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında evinin önünde zırhlı araçtan açılan ateş sonucu öldürülen 44 yaşındaki hamile ve 5 çocuk annesi Selamet Yeşilmen’in 2 çocuğu da ağır yaralandı. O günden sonra da o çocuklarının yarası hiç iyileşemedi. 
 
Van’ın İpekyolu ilçesinde hamile 27 yaşındaki Remziye Bor, 19 Nisan 2016’da evine baskın düzenleyen polisler tarafından vurularak ağır yaralandı ve sonrasında kaldırıldığı hastanede 17 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Remziye Bor yaşasaydı bebeğinin doğum günü ve Anneler Günü’nü aynı tarihlerde kutlayacaktı. 
 
Hediye Şen, Şırnak’ın Cizre ilçesinde öldürüldüğünde 30 yaşındaydı. Şen’in çocukları, Anneler Günü’nden bi haber büyüdü. 
 
Aramızda olmayan annelerden biri de Taybet İnan. Şırnak’ın Silopi ilçesinde 11 çocuk annesi Taybet İnan 57 yaşındaydı. Cenazesinin sokak ortasında kaldığı 7 gün boyunca 11 çocuğu cehennemi yaşadı. Cennet çoktan annelerinin ayakları altından çekilip alınmıştı. Devlet o çocuklara kutlayacakları bir anne bırakmadı. 
 
Yaşadığı yoksulluk karşısında çocukları üşümesin diye saç kurutma makinesini 6 yaşındaki oğlunun eline verip ısınmalarını söyleyen Emine Akçay’ın intiharı da annelere reva görülenlerdendi. Yaşadığı yoksulluğa dayanamayan annenin o gün henüz 7 aylık olan bebeği Kardelen şuan 9 yaşında. Kardelen annesinin Anneler Günü’nü hiç kutlayamadı. 
 
Henüz 89 günlükken Cizre’de polislerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan ve hastaneye götürülmek istenirken dedesiyle birlikte öldürülen Miray bebeğin de Anneler Günü’nü kutlama şansı olmadı.
 
Sadece Mayıs ayında değil yılın her ayında, vücuduna yaşı kadar kurşun sıkılan Uğur Kaymaz ve havan mermisiyle parçalanan bedeni annesinin eteklerinde toplanan Ceylan Önkol, elinde ekmeği ile vurulan Berkin’in annesine acı dolu hediyeler sunulmakta. Acıların etrafında ortaklaşan anneler ve çocukları, bu Anneler Günü’nde de her yıl aynı talepleri dile getirmekte.
 
MA / Arjin Dilek Öncel 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.