DOLAR 5,8141
EURO 6,4513
ALTIN 274,3
BIST 107.959
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Yağışlı

Atalay: Gezi bu toprakların özgürlük umududur

08.10.2019
A+
A-

İSTANBUL – Gezi davasından savunma yapan avukat Can Atalay, Gezi direnişinin hiçbir kurum ya da kuruluşa mal edilmemesi gerektiğini belirterek, “Gezi bu toprakların adalet, özgürlük, eşitlik umududur” dedi. 

 
Gezi Parkı olaylarına ilişkin aralarında iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 2’si tutuklu 6’sı firari, 16 kişinin yargılandığı davanın duruşmasına İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülmeye devam ediliyor.  
 
Osman Kavala’nın savunmasının ardından Mimar Mücella Yapıcı savunma yaptı. Gezi Parkında hukuksuzluk yapanın polis olduğunu hatırlatan Yapıcı, bunun hükümet tarafından daha sonra kabul edildiğini vurguladı. Mahkeme başkanının Taksim Dayanışması’nı ne zaman kurdunuz sorusuna Yapıcı, “Taksim Meydanı ile ilgili hukuksuz bir plan değişikliği yapıldı. Buna dava açmak için 15 Temmuz 2012’da kuruldu” diye yanıt verdi. 
 
‘HAKLIYDIK AMA BURADAYIZ’ 
 
Heyetin, “Taksim Dayanışması’nın parka çağrı tweetinde rolünüz var mı?” sorusuna ise Yapıcı, “Dayanışmanın tüm çağrıları ortak kararla alınır. Ben sadece sekretaryadaydım. O gün iş makinalarının da Taksim projesiyle alakası yoktu. Biz tüm resmi kurumlara izin var mı diye başvurduk ama böyle bir izin yoktu. Şantiyeye gittik, yetkili yoktu, buldozerci vardı izinleri yoktu. Dozer Gezi Parkı’nın elektrik ve su tesisatını koparmıştı ve tekrar kepçeyi atsaydı sadece dozerci değil oradaki herkes büyük bir felaketle karşı karşıya kalacaktı. Uyardık ama çok şiddetle karşılaştık. 5 santimden gaz sıkıldı bana. Mide kanaması geçirdim. Mesleğimi uygularken o kadar haklıydık ki. Ama buradayız” dedi. 
 
‘TENCERE TAVAYLA HÜKÜMET DEVRİLMEZ’
 
Gezi Parkı olaylarında 8 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Yapıcı,  “Tencere tava korna çalma o şiddete karşı yapılan bir şeydi. Hiçbir tencere ya da tavayla bir hükümet indirilemez. Gezi parkı Sadece ağaç değil, depremde hastane kurabileceğimiz tek alan. Bu tek alanı davayı kazanmış olmamıza rağmen dozer sokanların bu dediklerinizi düşünmesi gerekmez mi? Halkı bu itiraza yönlendiren o akıl almaz şiddetti onların düşünmesi lazım. Talepler çok açıktı” diye konuştu. 
 
‘HERHANGİ BİR ŞEY OLMADI’ 
 
Yapıcı’nın ardından savunma yapan Ali Hakan Altınay’a mahkeme heyeti, Açık Toplum Vakfı’nda görev alıp almadığını sordu. Altınay, orada bir dönem genel sekreterlik yaptığını söyledi. Başka yerlere para aktarıp aktarılmadığına ilişkin soruya ise Altınay, “Açık Toplum Vakfı’nda başvurular olur. Orada onaylanan projeler varsa bende buna ilişkin buralara para göndermiş olabilirim. Onun dışında herhangi bir şey olmadı” diye konuştu. 
 
‘HERKESİ TOPLANTIYA DAVET ETMEYE ÇALIŞTIK’
 
Daha sonra ise davada yargılanan Mine Özerden savunmasını yaptı. Anadolu Kültür Vakfı’nda bir süre çalıştığını dile getiren Özerden, “Taksim Platformunun kuruluşunda yer aldım. O dönemki yayalaştırma projesi ile ilgili çok şey vardı. Yanlış giden süreç üzerinden bizim de söyleyecek sözümüz vardı. Bunun için yaptığımız toplantılara olabildiğince herkesi davet etmeye çalıştık. Osman Kavala’yı da bunun için davet ettik. Eylemler için para aktarma meselesinde hesap açılmasına ilişkin faaliyetler vardı. Ama hesap açılmadı” dedi.
 
‘HERKES İTİRAZINI ALIP GELDİ’
 
Davada yargılanan avukat Can Atalay ise savunmasında Anayasa Mahkemesinin 36’ncı maddesine aykırı bir durumun yaşandığını belirterek, “Hükümet Taksim’deki son yeşil alana bina yapmaya karar verdi. İtiraz ettik, dava açtık” dedi.  Atalay, “28 Mayıs’ta beraber mesai harcadığım arkadaşlarıma öyle şiddet uygulandı ki öğle arasında çıkıp oraya gittim. İlk giren kişiler sivil, polis ya da zabıta değildir. Bu sözler, bu itirazın dillendirilmesidir. Polise mukavemet olarak değerlendirilebilecek hiçbir şey yoktur. Yargıtay içtihadında etkin direniş, polise mukavemet eylemi yoktur. 31 Mayıs akşamına kadar böyle. 31 Mayıs akşamı ise başka. Bizim açımızdan Gezi Direnişi üçe ayrılır. 27 Mayıs’a kadar gelen süreç. Dava açtık, imza topladık, yasal hakkımızı kullandık. 27 Mayıs akşamı bizim itiraz ettiğimiz plan ve projeye aykırı uygulama yapıldı haklı olarak itiraz ettik. 31 Mayıs akşamı ise başka bir şey yaşandı Sayın Yargıçlar. Türkiye’de itirazı olan herkes itirazını alıp geldi” diye konuştu. Hiçbir kurum yada kuruluşun Gezi Direnişi’nin sahibi olmadığını sözleri ekleyen Atalay, “Gezi bu toprakların adalet, özgürlük, eşitlik umududur” diye konuştu. 
 
Duruşma verilen aranın ardından devam edilecek 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.