DOLAR 8,1554
EURO 9,7385
ALTIN 456,76
BIST 1.382
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Çok Bulutlu
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Çar 19°C
Per 13°C
Cum 14°C
Cts 15°C

Av. Köklü: Öcalan şahsında Kürt toplumu hedef alınıyor

01.04.2021
A+
A-

ANKARA – Müvekkilleri PKK Lideri Öcalan ile kardeşi arasındaki telefon görüşmesinin yarıda kesilmesinin birçok açıdan tehdit içerdiğini söyleyen Avukat Serbay Köklü, “İmralı tecrit sistemi ile sayın Öcalan şahsında Kürt toplumunun özgürlük iradesi, demokrasi ve bilinci hedefleniyor” dedi. 

22 yıldır tutulduğu İmralı Adası’nda ağır tecrit uygulanan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 11 aydır ne ailesi ne de avukatları ile görüştürülmüyor. Kendisine uygulanan tecride karşı cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemi 126’ncı gününe ulaşırken, kamuoyundan gün geçtikçe büyüyen tepkiler karşısında PKK Lideri ile kardeşi Mehmet Öcalan arasında 25 Mart tarihinde bir telefon görüşmesine izin verildi. Fakat yarıda kesilen bu görüşme sadece 4,5 dakika sürdü.
Görüşmenin yarıda kalması kamuoyunda PKK Lideri Öcalan’a dair kaygıları arttırdı. Yapılan aile ve avukat görüşü başvuruları da daha öncekiler gibi sonuçsuz bırakılıyor. 
 
Öcalan’ın müdafiliğini yürüten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Serbay Köklü, müvekkilleri üzerindeki tecridi ve yarıda kesilen telefon görüşmesini değerlendirdi.
 
Bazı dönemler Öcalan’ın yaşamı ve sağlığıyla ilgili ortaya atılan iddiaların çok boyutlu olduğunu belirten Köklü, gelişmelerin psikolojik boyutunun ‘Biz Sayın Öcalan’a her zaman benzer bir yönelime girebiliriz’ havası ve ruh halini oluşturma amacı taşıdığını ifade etti.
Müvekkillerinden 27 Nisan 2020’den be
ri hiçbir şekilde haber alamadıkları, iletişim imkanlarının olmadığı bir ortamda kaynağı belirsiz bir şekilde sosyal medyada kendisine dair bir haber paylaşılıp, hızla yayıldığını dile getiren Köklü, “Bu doğal olarak bizler, Kürt halkı ve tüm demokrasi çevrelerinde ciddi anlamda bir kaygı oluşturdu. Bu kaygının amacı şuydu; İmralı Cezaevi’nde tecritle birlikte her an her şeyin uygulanacağı bir sistem var. Bu açıdan sürekli olarak irade kırmaya dönük psikolojik yönetim esas alınmış durumda” dedi.
 
‘REFLEKS ÖLÇME’
 
Olağanüstü tecrit koşullarının uygulanıyor olmasının bu tür haberlerin böylesi düzeyde etki oluşturmasının neden olduğunu vurgulayan Köklü, “Sayın Öcalan Kürt halkı nezdinde dört parçada kendisini kabul ettirmiş, görüşleri, felsefesi ve Kürtlerin kaderini kendi kaderiyle birleştirerek özgürlüğe taşıyan bir sembol haline gelmiştir. Bu noktada benzer politikalarla ve benzer yönelimlerle, bazı dönemlerde Sayın Öcalan’a dönük Kürt halkının refleksleri de ölçülmekte. Acaba hala Kürtler nezdine Sayın Öcalan’ın benzer bir karşılığı var mı” diye konuştu.
 
‘CİDDİ BİR TEHDİT’
 
Av. Köklü, Öcalan’ın ailesiyle yaptığı ve yarıda kesilen görüşmenin bir görüşme sayılmayacağının altını çizerek şunları söyledi: “Sayın Öcalan’ın sağlık durumu konuşacak durumdayken 4’üncü, 5’inci dakikada görüşmenin kesildiği bir durum söz konusu. Görüşmenin ne şekilde veya ne amaçla kesildiğinin nedenini bilmiyoruz. Çünkü bu konuda herhangi bir bilgiye vakıf değiliz. Ancak bu iddialar ve görüşmenin kesilmesi birlikte değerlendirildiğinde çok ciddi anlamda siyasal, fiziksel, güvenlik ve aynı zamanda psikolojik tehdidi içeriyor. Bütün olarak baktığımızda meseleyi çok ciddi ele alıyoruz. Bu iddiaların gerçek bir zemine oturtulması için net bir talebimiz oldu. İvedilikle müvekkilimizle yüz yüze görüşmeyi talep eden bir başvurumuz oldu. Burada amacımız şuydu; zaten bir yıldır haber alamadığımız ve 2019’dan beri kendisiyle görüşemediğimiz müvekkilimizin bu iddialar üzerine görüşmemizin zorunlu olduğunu belirterek başvurduk. Ancak bize bir cevap da verilmedi. Eğer gerçekten bir samimiyet ve tutarlılık varsa bu görüşmenin devamının sağlanması ve yüz yüze görüşmenin imkanının sağlanması gerekiyor ancak bir gelişme yaşanmadı.”
 
‘OLAĞANÜSTÜ KOŞULLARDA BİR GÖRÜŞME’
 
İmralı’da 22 yıldır uygulanan tecrit sürecinde böyle bir telefon görüşmesinin ilk olduğunu dile getiren Köklü, telefon hakkı sadece bir defa 27 Nisan 2020’de kullandırıldığını, bu ikinci görüşmenin ise daha dördüncü dakikada kesildiğini kaydetti.
Bunun olağanüstü bir durum söz konusu olduğunu gösterdiğini ifade eden Köklü, “Normal telefon görüşmeleri mahpus yakınlarının kendi ikametlerinin bulunduğu yerde kendi evinde görüşebileceği şekilde yapılıyor. Ancak burada öyle olmuyor. Bir gün önceden apar topar ailelere bir gün sonra bulunduğunuz ilin cumhuriyet savcılığında, savcılık gözetiminde bir telefon görüşmesi yapılacağı bilgisi veriliyor ve o kapsamda ele alınıyor. Görüşmenin kendisi de hukuka aykırı ve olağanüstü koşullarda sağlanıyor” şeklinde konuştu.
 
ÖCALAN’IN UYARISI
 
Av. Köklü, Öcalan’ın görüşmede sarf ettiği “Devlet de yanlış yapıyor, siz de yanlış yapıyorsunuz” ifadesini de değerlendirdi. Köklü, bu konuda şu değerlendirmelerde bulundu: “Sayın Öcalan o kısa görüşmede hukuksal bir ölçüden bahsetti. ‘Avukatlarım neden gelmiyor, avukatlarımla görüşeceğim’ dedi. ‘Devlet de yanlış yapıyor siz de’ dedi. Bizim açımızdan söylemek istediği net. Birincisi, İmralı tecrit sisteminde Sayın Öcalan şahsında bir siyaset biçimi olarak şöyle bir yönetim biçimi izleniyor; Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. En ağır tecrit koşullarında, böyle kısıtlanmış bir görüşme ortaya koyarak bu durumu kabul ettirecek bir yönetim izlenmeye çalışılıyor. Sayın Öcalan ile kurulacak ilişkinin sadece hayatta olup, olmadığının öğrenilmesi ve teyit ettirilmesiyle ilgili bir sınırlamaya dönüştürülmek isteniyor. Sayın Öcalan’ın bunu kabul etmesi mümkün değil zaten. Devlet yanlış yapıyor derken şunu diyor; ‘Ben sizden sadece hukuksal ölçülere uymanızı istiyorum.’ Düzenli olarak avukat görüşünün yapılması zaten gerekiyor. Avukat görüşü yapılamadığı bir durumda ‘siz beni bu şekilde kısıtlı görüşme koşullarına hapsediyorsunuz’ şeklinde eleştirisi oluyor.”
 
SİYASAL BOYUTU
 
Bu kısıtlamanın siyasal boyutuna da değinen Köklü, “Sayın Öcalan’ın her ifadesi İmralı duruşunun yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Uluslararası komplo ve İmralı tecrit sistemi Kürt meselesine yaklaşım biçimidir. Kürt meselesinin baskıyla, imhayla ve savaş yöntemleriyle çözmeye çalışmanın bir ifadesi. Sayın Öcalan’ın buna karşı geliştirdiği durum ise Kürtlerin özgürlük iradesi çerçevesinde diğer halklara demokrasi bilincinde birlikte yaşaması iradesi. Sayın Öcalan bunu adım adım işledi ve 22 yıldır bu süreç nasıl ki İmralı tecridinde yoğun bir baskı ve işkence sisteminde bir irade kırma dayatıldıysa, bunun karşısında Sayın Öcalan şahsında gelişen bir özgürlük ve demokrasi iradesi söz konusu. Sayın Öcalan şunu ortaya koyuyor; Eğer benim rolüm, İmralı duruşunda belirlediğim ölçüler çerçevesinde burada özgürlük ve demokrasi iradesini güçlendirecek bir şekilde ele alınıyorsa, elbette ki benim burada söyleyeceğim şeyler var. Ancak bunun sadece benim hayatta kalıp kalmadığımla sınırlandırılıp, 5 dakika görüşme yaparak kesildi şekliyle ele alındığı zaman Sayın Öcalan’ın burada bir tepkisi ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.
 
TECRİT İLE NE HEDEFLENİYOR?
 
Tecridin sadece cezaeviyle sınırlı olmadığının altını çizen Köklü, tecridin hukuksuzluk ve keyfiyet üzerinden inşa edilmiş bir sistem olduğunu belirtti. Köklü, “Öcalan yasaları olarak bir sistem geliştirilmiştir ve sistem 2005’ten beri tüm Türkiye’de uygulanıyor. İmralı tecrit sistemi derken sadece hukuksal bir yönetim biçiminden bahsetmiyoruz. Sayın Öcalan şahsına dönük bir durum olsa bile esas olarak Sayın Öcalan şahsında temsil bulan demokratik, özgür Kürt bilincine dönük bir müdahale söz konusu. Sayın Öcalan, 20’inci yüzyılda belirlenen nesneleşmiş, iradesiz ve soykırım kıskacında yaşamak zorunda bırakılan Kürt toplumuna yönelik politikayı değiştirdiği için uluslararası komployla hedeflendi ve bu politika İmralı tecrit sistemiyle devam ettirildi. İmralı tecrit sistemiyle Sayın Öcalan şahsında Kürt toplumunun özgürlük iradesi, demokrasi bilinci hedefleniyor” şeklinde konuştu.
 
CPT, AHİM, AK
 
Av. Köklü, Öcalan’a yönelik tecrit ve hukuksuzluklar karşısında Uluslararası İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Konseyi’ne büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü de vurguladı. 
 
Köklü, “CPT’nin, AİHM, Avrupa Konseyi’nin izin vermediği bir İmralı tecrit sisteminin devam etmesi mümkün değil. Türkiye ulus devleti sözleşmelerle AK’ye bağlı ve AİHM yaptırım denetimini kabul etmiş durumda. CPT, her İmralı ziyaretinde bu kısıtlamaların işkence olduğunu söylüyor ama bunun devamını getirecek bir şekilde yaptırım geliştirecek, Türkiye’yi adım atmaya zorlayacak bir adım atmıyor. Tam tersine İmralı tecrit sistemini yok sayan bir pozisyon geliştiriyor. Bu da Türkiye devletine tecridi devam ettirme cesaretini veriyor” dedi.
 
MA / Diren Yurtsever
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.