DOLAR 8,5588
EURO 10,0825
ALTIN 496,01
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 33°C
Per 34°C

Azadiya Welat gazetesi çalışanı Metin Alataş’ın failleri 9 yıldır bulunamadı

03.04.2019
A+
A-

Öldürüldükten sonra cenazesi bir portakal bahçesinde ağaca asılı bulunan Azadiya Welat gazetesi çalışanı Metin Alataş’ın (34) failleri 9 yıldır bulunamadı. Alataş ailesinin avukatı Şiar Rişvanoğlu, etkin bir soruşturma yürütülmeyerek cinayetin “faili meçhul” bırakıldığını söylerken, anne Hatun Alataş’a göre ise, oğlunun katili polisler ve devlet.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Azadiya Welat gazetesinin Adana bürosu çalışanı olan Metin Alataş (34) cinayetinin üzerinden 9 yıl geçti. 3 Nisan 2010 günü dağıtım yaptığı mahalleden ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Alataş’ın cenazesi, ertesi gün Seyhan ilçesine bağlı Hadırlı mahallesindeki bir portakal bahçesinde ağaca asılı halde bulunmuştu.

Öldürülmesinden 3 ay kadar önce gazete dağıtımı yaptığı sırada bir araçla önü kesilmiş ve araçtan inen kişilerin saldırısına uğramıştı. 2005 yılından itibaren gazetede dağıtımcı olarak çalışmaya başlayan Alataş’ın öldürülmesi, soru önergesi ile Meclis gündemine de taşındı. Ancak işlenen cinayetin failleri, geçen onca yıla rağmen ortaya çıkarılmış değil.

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU, 3 AY SONRA KATLEDİLDİ

Alataş ailesinin avukatı Şiar Rişvanoğlu, cinayetle ilgili açılan soruşturma dosyasıyla ilgili “takipsizlik kararı alınmasıyla dosya faili meçhule bırakıldı” dedi.

Alataş’ın yanı sıra aynı kentte öldürülen gazeteci Kadri Bağdu’na dair soruşturma dosyasında da bir ilerleme olmadığını söyleyen Av. Rişvanoğlu, “Alataş, bir portakal bahçesinde asılı halde ölü bulunmuştu. İlnenen bu cinayete dair sorularımıza hala cevap verilebilmiş değil. Alataş, katledilmeden önce sürekli olarak kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından ölüm tehditleri almaktaydı. Bu ölüm tehditlerinden en somutu ise 22 Aralık 2009 tarihinde yaşandı. Alataş, gazete dağıtımı yaptığı esnada 01 SD 443 plakalı, 93 konseptinin meşhur kaybetme aracı beyaz Renault Toros markalı araçtan inen kimliği belirsiz kişilerce araca zorla bindirilerek darp edilmiş ve ölümle tehdit edilmişti. Alataş, bu tehdide ilişkin olarak ‘can güvenli olmadığı’ gerekçesiyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu ve aradan sadece yaklaşık 3 ay sonra katledildi” diye konuştu.

ETKİN SORUŞTURMA YAPILMADI

Alataş’ın akonulması ve ölümle tehdit edilmesine ilişkin şikayeti sonrasında araç plakası için dahi araştırma yapılmadığını ifade eden Av. Rişvanoğlu, “Olaydan iki gün önce bisikleti çalınmıştı ve özellikle son günlerde çalışma arkadaşlarına ‘Beni sürekli izliyorlar ve tehdit ediyorlar, her an başıma bir şey gelebilir’ diyordu. Ölü bulunduğunda savcılık ilginç bir şekilde önce ailesini değil, gazetenin basıldığı Adana’daki matbaayı aramıştı. Üzerinde sürekli kimlik taşıdığı bilindiği halde, ölü bulunduğunda üzerinde herhangi bir kimlik çıkmadı. Resmi rakamlarca ısrarla ‘intihar etti’ denmesine rağmen, somut olarak intiharı bırakalım, ruhsal durumunun kötü olmasını gerektirecek herhangi bir sorunu yoktu. Aile bireylerinin ve tüm arkadaşlarının ifadelerine göre ve eski bir dostu olarak bana göre her şeye rağmen son derece neşeli, hayata bağlı bir insandı. Ölümüne ilişkin soruşturma da, tıpkı ölmeden önce ‘şikayetçi’ konumunda olduğu diğer dosya gibi etkin bir şekilde yürütülmedi. Sadece bir rapora dayanarak kapatıldı” diyerek dosyanın nasıl faili meçhule bırakıldığını anlattı.

Yitirdiği oğlunun acısının ilk gün gibi taze olduğunu dile getiren anne Hatun Alataş’a göre ise, üzerinden 9 yıl geçen cinayetin faili devlet.

Oğlunun gazetede çalıştığı için sürekli tehdit edilip, saldırıya maruz kaldığını belirte anne Alataş, öldürülmeden önce zorla alıkonulan oğluna işkence yapıldığını ifade etti. Anne Atalaş, başına bir şey gelebileceğine dair duyduğu kaygılar nedeniyle işine ara vermesini istediği oğlunun kendisine; ‘Anne sen ne diyorsun. Ara vermiyorum. Ne öldürülmekten ne de tutuklanmaktan korkmuyorum. Çalışmaya devam edeceğim’ yanıtı verdiğini paylaştı.

‘OĞLUNUM KATİLİ POLİSTİR, DEVLETTİR’

Anne Alataş, bu yüzden sürekli polislerin baskılarına maruz kalan oğlunun öldürülmesi sonrası ifadeye çağıran soruşturma savcının kendisine ‘Düşmanınız var mı?’ diye sorduğunu belirten Alataş, “9 yıldır faili bulunmadı. Düşmanımız yok. Oğlumu şehit eden bellidir. Oğlunum katili polistir, devlettir” diye konuştu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle açlık sürdüren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve tutukluların direnişine değinen Alataş, bir önce mutlak tecridin kaldırılmasını istedi. Alataş, “Sessizler, dilsizler, körler, sağırlar. Herkes vicdanın sesini duysun. Açlık grevinde insanlarımız ve yaşamlarını sona veriyor. Ayağa kalkın. Herkes ayağa kalkmalı. Ellerinizi vicdanınızın eline koyun. Bu zülüm üstümüzden kalksın. Biz varoldukça davamızın peşinde gideceğiz. Bir damla kanımız bile kalsa davamızda vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

Alataş için 5 Nisan Cuma günü Küçükoba Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında anma yapılacak.
(Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.