DOLAR 5,8600
EURO 6,5340
ALTIN 279,6
BIST 97.324
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Aziz Gezik yazdı: Halkların özgürlük bayramı uzak değil!

24.08.2019
A+
A-

Aziz Gezik

Yaklaşık iki haftayı geride bıraktık bilinen adıyla Kurban bayramının. «Eskiden» diye başlayan cümleler, sanırız en çok da bayramlara ilişkin kurulan cümleler konu olunca kullanılır bizim toplumda. Evet doğrusu da odur aslında, bayramalar neyi yitirdiğimize iyi veriler sunan birer ölçek niteliği taşıyorlar. Kapitalist modernite tüm hızıyla yaşamımıza nüfuz ederken birçok değer birikimi gerimizde kaldı. Sistem bir parmak bal misali gönlümüzü avuturken, itiraz etmekte geç ya da yetersiz olan duruşumuzdan dolayı her şeyi yani bizden olan birçok değeri koruyamayarak ardından bakakaldık. Bunun sonucu olarak da her geçen gün bir önceki günü arar bir noktaya bizi düşürdü.

Modernizmin envai çeşidinden yaşamımızı kolaylaştıran birçok teknoloji harikası aygıtın varlığı hiç şüphe yok ki, büyük oranda bir aldatmacanın ürünü olarak elimize, evimize hayatımıza uzatılmış durumdalar. Bilimde özelde de kimya biliminde çok önemli bir ölçü tanımı var, «Herşeyin bir dozu var!» diye. Dozunu yeterli ölçüde tutunca herşey bir yarar dahilinde değerlendirilebilecekken, doz aşılınca gayet normal çevresel maddi veyahut manevi birşey ölümcül olabilmekte. Kapitalizme bir nevi ölçüsüzlükler toplamıdır demek yanlış olmayacaktır. Yaydığı tüketim virüsleriyle, insanı ölümcül bir aşamaya itmiştir. Artık doz ölçüsü kalmamış bu sistemin aşılması gerekiyor. Lakin ne var ki bu ölçüsüzlükler çeşitli araç ve yöntemlerle sürekli kendini dinamik kılmakta ve bunun sonucu olarak sistem ömrünü uzatabilmektedir. Yalancı neon ışıkların aydınlattığı sokak ve meydanlarından gözlerimizi hayatın gerçeklerini anlatan Asya’nın, Afrika’nın Avrupa’nın ve ABD’nin kenar mahallelerine çevirmemiz ve insanların orda nasıl yaşadıklarına, nasıl karınlarını doyurduklarını nasıl geçindiklerine bakmamız, bu sistemin acil olarak neden değişmesinin gerektiğini anlamamız zor olmayacaktır.

Ortadoğu’ya ve ülkemize bakarken bayram kutlanacak bir halin kimsede kalmadığı yüzümüze çarpmakta. Savaş yıkım ve feodal kapanın yarattığı korkunç tablo insanı gün gün tüketmekte ve ileriye dönük hayallerini yok etmekte. Sovyetlerin dağılmasıyla beraber tek kutuplu hale dönen Dünya, yeni dünya düzeninin ve oradan da küresel kapitalizmin saldırganlığı altında daha da kaotik Dünya gerçeğine dönüştü. Kapitalist dünyanın karşısında herhangi bir gücün kalmaması kapitalist sistemi çığırından çıkar bir fütursuzluğa ulaştırdı. Ortadoğu’ya yönelik emperyalist Irak müdahalesinden beridir ne Ortadoğu ne Dünya eskisi gibi değil artık. Gün geçtikçe herşey daha bir kötülüğün kucağına yuvarlandı.

Milyonları aşan insan kitlesi özelde Ortadoğu’da emperyalist ve yerli gerici güçlerin elinde ordan oraya sürüklendi- sürükleniyor; şehirler değişti, kimileri yerle bir oldu içinde yaşayan binlercesiyle, kimisi de hayalet şehre dönüştü. Halen o durumun bir sonucu olarak devam eden Ortadoğu’daki kaotik süreç, Suriye – Rojava Kürdistan’ı merkezli bir çıkış arayışında. Bu sürece Rojava Devrimi öncülük ediyorken , egemen dünya sisteminin gayrimeşru çocukları olan yerel diktatörlerin kimisi kullanma süresi dolduğu için aşılmış lakin halen buna direnenler var. Tabii bu da mevcut durumda alternatiflerinin yaratılmamış olmasından ileri gelmektedir.

AKP- MHP faşist iktidarı bayramın geride kalmasıyla, zincirlerinden boşalan bir film canavarı misali emekle, mücadeleyle kayyum işgalinden kurtarılmış Amed, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine saldırarak yine gasp etti, yüzlerce HDP çalışanını gözaltına altı. Devletin son yerel seçim hezimetinin bir şekilde intikamına soyunacağını herkesin beklediği bir durumdu. Ayrıca tekrar eden İstanbul seçimlerinde, İstanbul’daki Kürt halkının örgütlü gücünün belirleyici olması, AKP faşist iktidarını daha bir saldırganlaştıracaktı. Beş ay kadar kısa bir süre mevcut halk iradesine ‘tahammül’ edebilen faşist Erdoğan iktidarı kendi gibi öykündüğü diktatörleri bile gerisinde bıraktığına bizleri şahit ettirdi.

Yeniden gasp edilen halkın belediyeleri, aynı zamanda bir gerçeği de açığa vurulmasını sağlıyor, bu hamleler sistemin kendi sonuna yaklaştığına en iyi kanıttır. Bundan dolayı hayıflanmaktan öteye yapacakları olan bizler kafa karışıklığı değil, karamsarlık hele hiç değil aksine mücadelenin nelere kadir olduğunu ve olacağını hep hatırda tutarak mücadele alanlarında buluşacak, sayısız birer mücadele nehri koluna kendimizi dönüştürmemize ihtiyaç var. Ülkede ve dünyada toplumsal ölçüde meşruiyetini yitirmiş AKP’nin bu intihar adımını anlatabilmesi çok kolay olmayacaktır. Anlatsa da inanacak kimseyi bulamayacağından emin olabiliriz. O halde bu saldırı dalgasına karşı tüm toplumsal kesimleri kendi haklı direniş hattımızda toparlayıp seferber olurcasına harekete geçirebilmeliyiz. Amed sokaklarında müjdesini aldığımız yeni Serhildanlaşma, direnişi tek hedefe kilitleyerek mücadelesini zafere götürebilir. Burda ağır bir yenilgi alacak iktidar daha fazla ayakta duramayacaktır. Bizler göreceğiz, bunu başaracak ve büyük kazanacağız.

Bayramlar sevinçlerle, barışla, huzurla özdeşleşmiş olsa da çok iyi biliyoruz ki egemen sistemin son temsilcisi kapitalist modern sistem ve onun Ortadoğu’daki karakollarından biri olan Erdoğan iktidarı her geçen gün çocuklara ve tüm canlı nesline kıymaktadır. Bunu ya dolaylı ya da direk ya çıkardığı savaşlarla ya da ekonomik olarak ve yahut mülteci yollarında yapmaktadır. Buna karşın bayramların vazgeçilmezi olan bu çocuklar, aynı pişkinlikle sistemin pek ‘maharetli’ olduğu demogojik yalanlarina alet edilmekteler. Onlara göre «Her şey çocuklar için!» yapılıyormuş! Bırakalım herşeyin çocuklar için olmasını, biraz feraset ve anlayış bile bu mevcut dünyanın dışında bir dünyaya sahip olmamızı getirebilirdi. Fakat biliyoruz ki toz pembe hayallerle sınıf çelişkileri aşılmıyor ya da sistem değişmiyor. Keskin bir mücadelenin sonucunda hayat bulabilir ancak barış ve özgürlük düşü ve tabii çocukların hakkettiği güzel bayram sabahları.

Şenlik havasında kutlanabilecek bayramlara ulaşacağımız günler çok uzak değil! Çocukluğumuzun kaygıdan ve sistemin kirli gerçekliğinden uzak bayramlarını bir daha ve bir daha kaybetmemecesine ve gerçek bir barış huzur özgürlük hamurunda kendi ellerimizle yoğurmadığımız sürece, bayramlar bizim olmayacak.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.