DOLAR 5,7286
EURO 6,3081
ALTIN 275,8
BIST 102.590
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

B planı suya düştü

15.06.2018
A+
A-

EDİTÖR’DEN

24 Haziran’da yapılacak seçimler öncesi meydanlar, anketler, medya, söylemler hareketli. Geri sayım başladı. Seçimlere 11 gün kala AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın basına kapalı yapılan ‘mahalle başkanları’ toplantısındaki sözleri siyasetin gündemine oturdu. Erdoğan, o toplantıda “Bunları dışarıda konuşamam” diyor ve HDP’nin baraj altında kalması gerektiğini belirterek ekliyordu: ‘Özellikle onlar üzerinde çok farklı çalışılması lazım’ diye. Hemen ardından çıkan bir diğer görüntüde ise, ‘Yeni bir 7 Haziran yaşamamalıyız’ diye devam ediyor ve işi, meydanlarda Selahattin Demirtaş’ı asmayı söylemeye kadar görüyordu.

Sonra ne mi oldu?

Seçime 10 gün kala Suruç’ta AKP Urfa Milletvekili Adayı İbrahim Halil Yıldız’a esnaf ziyareti sırasında işyerini terk etmesini isteyen DBP’li Hacı Esvet Şenyaşar’ın dükkânı AKP’li adayın korumaları tarafından uzun namlulu silahlarla tarandı. Çıkan olaylarda Şenyaşar’ın oğlu yaşamını yitirirken, Şenyaşar ve bir diğer oğlu ile AKP’li adayın kardeşi yaralandı. Hastaneye giden Şenyaşar ve oğlu Mehmet vahşice hastanede öldürülürken, AKP’li adayın kardeşinin de yaşamını yitirmesi ile 4 kişi yaşamını yitirmiş oldu.

HDP’liler üzerine ‘özel çalışma’ denilen şeyin bu olduğu ilk andan itibaren farklı kesimler tarafından dile getirilmesi yaşanacakların habercisi gibiydi. Ama yeni bir şey de değildi.

Neden mi?

Çünkü 24 Haziran seçimlerine günler kala yaşananlar, 7 Haziran sürecinden önce devreye konan savaş politikalarının bir benzeri sadece. Önce dönemin başbakanı tarafından‘Beyaz Toroslar sokakalarda gezer’ diye tehditler başladı. Sonra 7 Haziran öncesi seçimlere sayılı günler kala 18 Mayıs tarihinde HDP’nin Adana ve Mersin binaları eşzamanlı olarak bombaların hedefi oldu. Amaç ses getirmekten ziyade HDP’lilerin topluca öldürülmesiydi. Şans eseri her iki bombalı saldırıdan kimse ölmedi.

Bu işe yaramayınca 5 Haziran’da yani seçime 2 gün kala HDP’nin Diyarbakır mitingi bombalandı. Ard Arda iki bombanın patlaması sonucu 5 kişi yaşamını yitirirken, 400 ‘de fazla kişi yaralandı. Bütün bu saldırılar HDP kitlesi üzerinde fayda etmedi ve HDP yüzde 13’2 oyla barajı aşarak AKP’ tek başına iktidar olmasının önüne set çekti. Ama B planını devreye sokan AKP ve şürekası, seçimleri iptal ederek, 1 Kasım’da seçimlere gitti. 7 Haziran seçimleri öncesi başlayan bombalamalar durmadı. 10 Ekim Ankara’da binlerce insanın canına kastedildi en az 102 kişi öldürüldü. Bu sırada Kürt kentlerinde de hayata geçirilen sokağa çıkma yasakları ile Kürt kentleri yerle bir edildi ve bodrum katlarında, sokaklarda insanlar yakılarak, kurşunlanarak katledildi.

Bütün bunların sonucunda, AKP 1 Kasım’da yeniden tek başına iktidar oldu.

Şimdi de aynı senaryoyu uygulamaya çalışıyorlar gibi gelmiyor mu size de?

Geliyordur şüphesiz. Evet aynısını yapmaya çalışıyorlar. Çünkü ‘HDP’liler üzerinde özel çalışın’ talimatını aldılar. Nedir bu özel çalışma?

Ev ziyaretleri mi? İkna çalışmaları mı? Özel propaganda araçları mı? Hediye paketleri mi? Vaatler mi?

Elbette de değil. Çünkü HDP seçmeni AKP ve MHP’nin hiçbir argümanına kanacak bir seçmen kitlesi değil. HDP seçmeni vaatlere, hediye paketlerine, ikna çalışmalarına ya da farklı birşeyle yönünü farklı bir siyasete çevirecek bir seçmen kitlesi değil. Kemikleşmiş, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi ile yoğurulmuş, direniş azmi ile harmanlanmış, acı ile büyümüş ve değerleri uğruna canını vermeyi göze almış bir seçmen kitlesi var karşımızda. Böyle yapılara basit propaganda araçları ile gitmek hiçbir işe yaramaz.

O nedenle bu politik kitleyi terörize etmek gerekir isteyecekler. Sandık başına gitmesini engellemek ve çalışma yürütmesinin önüne set çekmek isteyecekler.

Bundaki amaç da 24 Haziran özelinde barajı geçmesi için yüzünü HDP’ye çeviren kitleyi HDP’den uzaklaştırmak. Özellikle batıdan gelecek desteğin önünü keserek, işi Kürt kentlerinde silahlı kontra güçleriyle bitirmek.

Suruç’ta belki de amaçlanan AKP’nin bu B planını hayata geçirmek değildi. Ama Erdoğan ve ardından Binali Yıldırım’ın itidalden uzak açıklamalarına bakılırsa AKP B planını hayata geçirmek için büyük bir fırsat ele geçirdiğini düşünüyor.

Peki, gerçekten bir fırsat ele geçirdi ve bunu planına uyarlayabilecek mi?

Bunu zaman gösterecek ama Türkiye’de son 3 yılda yaşananlar sırasında AKP ve Erdoğan sadece değerleri değil, toplumda ahlak dışı olarak görülen o kadar çok şeyi de hızlı bir şekilde tüketti ki; B planı şimdiden suya düşmüş gibi görünüyor.

Çünkü AKP ilk defa bu kadar göstere göstere suç üstü yakalandı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.