DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,44
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 32°C

Babası kaybedildiğinde 4 yaşındaydı: Bir mezarı olsun istiyorum

26.06.2021
A+
A-
İSTANBUL – Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 848’inci haftasında 1994 yılında kaybedilen Recep Diker’in akıbetini sordu. Babası katledildiğinde henüz 4 yaşında olan Mahsum Diker, “Her insan gibi ben de babamın bir mezarı olsun istiyorum” dedi. 
 
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen ya da faili meçhul cinayetle öldürülen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle 848’inci haftadır sürdürdükleri eylemlerine devam etti. Koronavirüs (Kovid-19) pandemisi nedeniyle bu hafta da online gerçekleştirilen eylemde, 14 Eylül 1994 yılında Diyarbakır’da alıkonulduktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Recep Diker’in akıbeti soruldu. 
 
Eyleme katılan Diker ailesi fertleri faillerin cezalandırılmasını istedi.
 
ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİ
 
Kaybedilen Recep Diker’in eşi Leyla Diker, yaşadıkları Silvan’da sürekli tehdit edilmesi üzerine eşinin Diyarbakır kent merkezinde bulunan ağabeyinin yanına gitmek zorunda kaldığını, buraya geldikten bir süre sonra da kendisinden haber alamadıklarını anlattı.
 
Eşinin kaybolmasının ardından pek çok devlet kurumuna başvurmalarına rağmen hiçbir ize ulaşamadıklarını dile getiren Leyla Diker,  “27 yıldır hiçbir haber alamıyoruz. Yaşıyor mu, ölü mü bilmek istiyoruz. Bir mezar sahibi olmak istiyoruz. Çocuklarımız da babamızın mezarının yerini bilmek istiyor” diye konuştu.
 
Abdurahim Diker ise, kardeşinin de tıpkı kendisi gibi maruz kaldığı baskılar nedeniyle Diyarbakır’a geldiğini, burada alıkonulmasıyla birlikte tüm arayışlarına rağmen hiçbir bilgiye ulaşamadıklarını kaydetti. Diker, kardeşine dair yıllardır hissettiği acının hala tazeliğini koruduğunu ifade etti.
 
‘BABAMIN BİR MEZARI OLSUN’
 
Recep Diker’in oğlu Mahsun Diker de, babası kaybedildiğinde henüz 4 yaşında olduğunu dile getirdi.
 
Büyüdüğünde ailesi ile birlikte babasını arama mücadelesine katıldığını belirten Diker, ancak yıllardır aramalarına rağmen hiçbir bilgiye ulaşamadıklarını kaydetti. Diker, “Amacımız babamın kemiklerine ulaşmak. Nerede, nasıl yaşamını yitirdiğini bilmek istiyoruz. Bu olayın bir an önce ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Her insan gibi ben de babamın bir mezarı olsun istiyorum” dedi. 
 
KUŞAKLAR BOYU ARAYIŞ
 
Bu haftaki basın açıklamasını gözaltına alındıktan sonra cansız bedeni bulunan Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe yaptı. 
 
Diker ailesinin 27 yıldır maruz bırakıldıkları bu işkenceye ve üç kuşaktır süren arayışlarına tanıklık ettiklerini belirten Tepe , “Bugün 110 yaşını giren anne Sarya Diker ile başlayan, eş ve kardeşler tarafından sürdürülen arayışa şimdi de suç tarihinde henüz bebek olan çocuklar ve yeğenler katıldı. Bugün onların ‘oğluma, eşime, kardeşime, babama, amcama ne oldu?’ diyen seslerine sesimizi katıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
 
YÜZLERCE KİŞİ İNFAZ EDİLDİ
 
Tepe, iki çocuk babası  olan 29 yaşındaki Recep Diker’in ailesi ile birlikte Silvan’a bağlı Kayadere (Ferhênde) köyünde yaşadığını paylaşarak, şu bilgileri verdi: “Köylüler üzerinde ağır bir koruculaştırma baskısı vardı. ‘Ya korucu ol ya da köyünü terk et’  baskısı altındaki köylülerin korucu olmayı reddetmesi üzerine köy defalarca yakıldı. Köylüler zorla yerlerinden edildi. Bu süreçte ağır insan hakları ihlalleri yaşandı. Koruculuğu reddeden köylüler gittikleri yerlerde de devlet şiddetinin çeşitli biçimine maruz kaldı. Köyünde yaşama imkanı bulamayan Diker ailesi Silvan’a taşınmak zorunda kaldı. 90’lı yıllarda Silvan, özel savaş yöntemlerinin en ağır uygulandığı yerlerden biriydi. Hizbullah’ın, JİTEM’in ve korucuların faaliyet sürdürdüğü  ilçe tam bir savaş alanı haline dönmüştü. Yüzlerce sivil insan infaz edilmiş, onlarca sivil insan gözaltında kaybedilmişti.” 
 
27 YILDIR HABER YOK
 
Köydeki asker baskısından kaçan Diker ailesinin Silvan’da yine hedef olduğunu belirten Tepe, “Hizbullah ve JİTEM tarafından ölüm tehditleri alan Recep Diker, bu sefer de şehre ağabeyinin yaşadığı Diyarbakır’a gitti. Ailesini Silvan’da bırakan Diker, Diyarbakır’da ağabeyinin evine yerleşti. Kalabalık ortamda kendini daha güvende hissettiği için gündüzleri ağabeyinin işlettiği kahvehanede bulunuyordu. 14 Eylül 1994 tarihinde yine kahvehaneye gitmek üzere evden çıktı ve bir daha geri dönmedi. Ailenin emniyet ve adli makamlar nezdinde yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Recep Diker’den bir daha haber alınamadı” dedi.
 
Diker ailesine yaşatılan işkenceye son verilmesi çağrısında bulunan Tepe, tüm kayıplar için adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceklerini kaydetti.
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.