DOLAR 8,1554
EURO 9,7385
ALTIN 456,76
BIST 1.382
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Çok Bulutlu
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Çar 19°C
Per 13°C
Cum 14°C
Cts 15°C

Başaran: İstanbul Sözleşmesi kadınlar nezdinde hala yürürlükte

25.03.2021
A+
A-

HABER MERKEZİ – Kadınlar nezdinde İstanbul Sözleşmesi’nin hala yürürlükte olduğunun altını çizen HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni bitirmeden bir erkek bu sözleşmeyi ortadan kaldıramaz. İstanbul Sözleşmesi için mücadelemiz Meclis’te, sokakta, mahallelerde her yerde sürecek” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, kadın milletvekillerinin katılımıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Milletvekilleri toplantıya, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” yazılı dövizlerle katıldı.
 
AKP’nin kadın düşmanı politikalarına devam ettiğine dikkati çeken Başaran, iktidarın özellikle 2016 yılından bu yana kadın kazanımlarına, geleceğine ve iradesine saldırarak ayakta durmaya çalıştığını belirtti. Başaran, “Tabi ki bunun en son halkası İstanbul Sözleşmesi ama İstanbul Sözleşmesi’ne gelene kadar neler yaşadık? Bir anda bu mesele ülkenin gündemine gelmedi. AKP iktidarı ince ince dokuyarak süreci bugünlere getirdi” dedi.
 
OHAL SÜRECİ
 
Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde çıkarılan kararnamelerden en çok kadıların etkilendiğini aktaran Başaran, “AKP bunu bir fırsata çevirdi, kadınların iradelerini gasp etme, kadın kazanımlarına saldırının bir gerekçesi haline getirdi. Onlarca kadın kurumu 2016’dan sonra çıkarılan usulsüz kanun hükmünde kararnamelerle kapatıldı. Belediyelerimiz gasp edildi, eşbaşkanlık sistemimiz hedef gösterildi, belediyelere bağlı kadın kurumları ve sığınma evleri kapatıldı, kadın kurumlarının başına erkek müdürler atandı ve işlevsiz hale getirildi. Yine 2017’de Müftülük Yasası Meclis’ten geçirildi. En son geçen yıl bütün dünya pandemi ile uğraşırken, Türkiye’de ‘çeteleri nasıl salarız, kadına ve çocuğa karşı suç işleyenleri cezaevlerinden nasıl dışarı taşırız’ tartışması yürütüldü. Paralelinde de İstanbul Sözleşmesi, 6284 tartışması yürütüldü” ifadelerini kullandı.
 
TJA HEDEF ALINDI
 
Kadının boşanmaması için kimi hamlelerin de yapıldığına işaret eden Başaran, “Aslında kadın erkek eşitsizliğini gidermesi gereken KEFEK Alt Komisyonu, kadınlar nasıl boşanmadan uzak tutulur, o zincirler nasıl daha güçlendirilir çalışması yürüttü. Meclis’e nafaka tartışması getirildi, küçük yaşta çocukların istismarının önünü açmak için düzenleme getirilmeye çalışıldı. Kayyum atanan, özellikle bölgedeki illerde evlilik okulları açılarak kadınlar, evliliğin ya da ailenin içinde nasıl tutulabilir çalışması yürütüldü. Eğitimde birçok problem varken, yine cinsiyetçi bir bakış açısıyla kadın üniversiteleri gündeme getirildi. Bu süreç içinde kadın örgütlülüğü ve mücadelesi en büyük hedefti. Roza Kadın Derneği’ne baskın yapıldı ve kurucu üyelerinden Ayla Akat Ata şu an cezaevinde, TJA, yıllardır kadın mücadelesi yürütenler bu sürecin en büyük hedefi oldular” dedi. 
 
EN AZ 300 KADIN KATLEDİLDİ
 
İktidarın veriler üzerinde oynayarak kadınlara yönelik şiddet azalmış gibi göstermeye çalıştığını ifade eden Başaran, resmi olmayan verilere göre, 2020 yılında en az 300 kadının erkekler tarafından katledildiğini aktardı. Başaran açıklamasının devamında şunlara yer verdi: “Kadınlar bu şiddetle yüz yüze kalırken iktidar İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açtı ve ısrarla uygulamadı. İstanbul Sözleşmesi’nin en son bir gece yarısı darbesiyle tek adam rejiminin sonuçlarından biri olarak İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekildiği ifade edildi. Bunun hukuksal olarak kabul edilir bir yanı yok. Yasa, Anayasa çok açık, usulüne göre imzalanan bir uluslararası sözleşmenin usulü de bellidir, kabulü ile paraleldir.
 
KADINLAR ÇEKİLMEDİ 
 
2011’de bütün partilerin ortak mutabakatı ile kadınların dışarıda verdiği büyük mücadeleyle İstanbul Sözleşmesi Meclis’te imzalanarak kabul edilmişti. Ama bir gece yarısı darbesiyle artık hukukun askıya alındığı bir süreçte her gün bizi biraz daha nefessiz bıraktıkları bir süreçte Cumhurbaşkanı, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini ifade etti. Aslında sadece Cumhurbaşkanı geri çekildi. Kadınlar bu sözleşmeden geri çekilmedi, Meclis geri çekilmedi. İstanbul Sözleşmesi ile derdi olan varsa AKP Genel Başkanı ve AKP-MHP ittifakıdır. 
 
ŞİDDETLE YÜZ YÜZE BIRAKILIYOR
 
Bir yıldır toplumda bu sözleşme ile manipülasyon yaratıyorlar; ‘İstanbul Sözleşmesi var diye kadınlar katlediliyor’ propagandasını yürütüyorlar. Israrlı bir biçimde mahkemeler, iktidarın söylemlerini talimat kabul edip uygulamıyor. Kadınlar defalarca koruma için başvurmalarına rağmen koruma sağlanmıyor. Kadınlar başvurduklarında aslında bu sözleşme gereği verilmesi gereken anadilde hizmeti alamadıkları için kadınlar evlerine dönüp katledildiler. Kadınlar bu süreç içinde sokaklarda, meydanlarda ‘İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayın’ dediler. Biz hala bu sesi yükseltiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayın. İstanbul Sözleşmesi’nin üzerinde bu kadar tepinerek, bu kadar tartışmaya açarak kadınları şiddetle yüz yüze bırakıyorsunuz. 
 
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, cinsiyetler arası eşitsizliği gidermek için adım atmamak demektir. İktidar tam da bunu yapmak istiyor. Önleyici programlar geliştirmenin önünü tıkamaktır. Zaten her defasında erkek yargı, iktidarın bu siyasi politikaları nedeniyle tam da bunu gerçekleştiriyor. Çocukların evlilik yolu ile istismarını kabul etmek demektir İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek. Şiddete uğrayan çocukların, tecavüze uğrayan kadınların destek sistemi sunmamak demektir. Bugün bahane ettikleri LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemini teşvik etmek, hatta LGBTİ+lara saldırının önünü açmak demektir.
 
KADIN MÜCADELESİNE KELEPÇE 
 
AKP Genel Başkanı, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmekle kadınları korumasız, ölümle, şiddetle yüz yüze bırakmak istiyor. Kadınlara ‘şiddetle yüz yüze ama ailenin içinde kalın, gördüğünüz şiddete karşı ses yükseltmeyin’ mesajını veriyor. Bunları yaparken de uygulaması gereken tüm tedbirleri kadınlara uyguluyor. Bakın İstanbul Sözleşmesi’nin bir getirisi olarak elektronik kelepçe ile kadınlara şiddet uygulanması yöntemi uygulanması gerekirken şu anda onlarca kadın arkadaşımız elektronik kelepçe ile ev hapsine çarptırılıyor. İktidarın ne yapmak istediğini bir kez daha burada görüyoruz.
 
MÜCADELE SÜRECEK
 
Tam da bu yüzden diyoruz ki İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekmek kadın düşmanlığıdır. Ancak biz kadınlar nezdinde bu sözleşme hala yürürlüktedir. Biz kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni bitirmeden bir erkek bu sözleşmeyi ortadan kaldıramaz. İstanbul Sözleşmesi için mücadelemiz Meclis’te, sokakta, mahallelerde her yerde sürecek. Siz sözleşmeye ilişkin karalama kampanyaları yaparsınız da biz kadınlar ev ev dolaşarak bu sözleşmeyi anlatmayacak mıyız? Sözleşmeyi algı operasyonlarıyla hedef yaparsınız ama biz kadınlar bu hedefinizi gerçekleştirmemeniz için mücadele etmeyecek miyiz? 
 
ORTAK SES 
 
İktidara bir kez daha sesleniyoruz. Bu yürüttüğünüz politikaların sonucu bütün topluma büyük bir fatura olarak çıkacaktır. HDP Kadın Meclisi olarak bütün muhalefet partilerinin kadın milletvekillerine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Hatta iktidar partisinin kadın milletvekillerine de çağrıda bulunuyoruz. Bu sözleşme hepimizin ortak mücadelesi ile kazanıldı, bir taraftan da hepimizin güvencesi. Gelin hep birlikte İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyelim diyelim. Gelin hep birlikte erkek ittifakına karşı kadın dayanışmamızı örelim, kadınların katledilmesine göz yuman erkek egemen kadın düşmanı politikalara ortak ses çıkaralım. 
 
İKTİDARA ‘VAZGEÇİN’ ÇAĞRISI 
 
İktidara sesleniyoruz; bu hukuksuz, gayrı meşru, yasa dışı işleri yapmaktan vazgeçin. Sizin yapmanız gereken İstanbul Sözleşmesi’nin size yüklediği sorumlulukları yerine getirmektir, sizin yapmanız gereken kadınları erkek şiddetinden korumaktır. Sizin yapmanız gereken kadınların kazanımlarına saldırmaktan vaz geçmektir.”
 
Diğer kentlerde de karara tepkiler devam etti. 
 
URFA
 
Urfa’da Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini protesto etti. Dernek binasında yapılan açıklamada “İstanbul Sözleşmesi’ni uygula, şiddeti önle” dövizi açıldı. Dernek başkanı Zeynep Dilek Polat, kadınlara yönelik şiddet ve cinayetlere dikkat çekerek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının kadın katillerini, tacizcileri ve tecavüzcüleri cesaretlendireceğini ifade etti. Polat, “İstanbul Sözleşmesi kadınların, şiddete maruz kalan bireylerin, yıllarca verdikleri mücadeleler sonucu elde edilmiş uluslararası bir kazanımdır” dedi. Yasal güvencelerinin ellerinden alınmasının kadınları mücadelelerinden koparamayacağını ifade eden Polat, “Kadınlar olarak dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Şiddetsiz bir dünya mümkün. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
 
HDP VE TJA’DAN AÇIKLAMA 
 
Halkaların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Kadın Meclisi ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri, çekilme kararına yaptıkları açıklamayla tepki gösterdi. Parti binasında yapılan açıklamaya, HDP Milletvekili Ayşe Sürücü, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi kadınların yanı sora çok sayıda kadın katıldı. Açıklamada “Kadın özgür yaşamın teminatıdır” pankartı açıldı. 
 
Açıklamada konuşan HDP İl Eşbaşkanı Çiğdem Karakeçili, sözleşmenin feshedilmesiyle özgür kadın iradesinin feshedilmesinin amaçlandığını belirtti.  Şiddetin yargı eliyle meşrulaştırılmaya çalışılarak, kadın kazanımlarının hedef alındığını kaydeden Karakeçili, “Kadınların elde ettiği kazanımları sahiplenme toplum açısından hayati önemdedir” dedi. 
 
MÜCADELE SÜRECEK 
 
Daha sonra söz alan Milletvekilli Ayşe Sürücü, iktidarın kadın cinayetlerini önleyecek politikalar yerine kadını koruyan sözleşmeyi hedef aldığını dile getirerek, “Kadın iradesini, varlığını yok sayan zihniyete karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti. 
 
Açıklama “Jin jiyan Azadî” sloganı ile son buldu.  
 
İSTANBUL 
 
Mor Dayanışma Hukuk Komisyonu, “İstanbul Sözleşmesi bizim, kararı tanımıyoruz” sloganıyla Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. “İstanbul sözleşmesi bizimdir, vazgeçemiyoruz” pankartı açılan açıklamada sık sık, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Kadınlar birlikte güçlü” sloganları atıldı.
 
Avukat Çağla Çinili, sözleşmenin, kadınların, LGBTİ+ların ve kız çocuklarının yaşam güvencesi olduğunu, sözleşmeden geri çekilmenin kadın katliamlarına yol açmak olduğunu söyledi. Fesih kararıyla taciz, tecavüz, şiddet ve kadın cinayetlerinin önünü açacağını belirten Çinili, “Failleri cesaretlendiren, biz kadınların iradesini yok sayan kadın düşmanı karar ve politikaları reddediyoruz. Kadınları kısıtlayan, sınırlayan toplumsal kuralların teşviki, LGBTİ+lara yönelik saldırıları, göz altıları, çıplak aramaları, halkın iradesini yok sayan politikalar bugün yerini apaçık faşist düzenin resmileştirilmesine bırakılıyor” dedi.
 
KABULÜ MÜMKÜN DEĞİL
 
Faşizmin kurumsallaştırılması için hızlıca hamleler yapıldığına dikkati çeken Çinili, “İstanbul Sözleşmesi, bedeli bugüne kadar onlarca kadın, çocuk ve LGBT+ bireylerin canıyla ödenmiş, hukuki bir kazanımdır. Bu ülkede yaşayan insanların hukuk güvenliğini sağlayan, en kısa sürede en etkili yaptırımları hayata geçirerek cinsiyet eksenli ayrımcılığın önünü kesen uluslararası bir metindir. Toplumun yarısından fazlasının hukuk güvenliğini sağlayan bu sözleşmenin bir gece yarısı, tek bir kişinin iradesiyle, bir imza ile tek taraflı olarak feshedilmesi bilinen tüm usul ilkelerine aykırı olduğu gibi, en başta vicdan ve hakkaniyete aykırı bir eylemdir. Kabulü hiçbir surette mümkün değildir” ifadesinde bulundu. 
 
Sözleşmeden çekilmenin “faillerin devlet eliyle suça teşvik edilmesi” anlamını taşıdığını belirten Çinili, İstanbul Sözleşmesi gerektiği gibi uygulanana, erkek şiddeti son bulana kadar mücadele edecekleri mesajını verdi. 
 
ADANA

Adana Kadın Platformu, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını halaylarla protesto etti. Platform, Seyhan ilçesine bağlı Akkapı Mahallesi içinde bulunan Güney Yıldızı Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Pelin Songül Çiçek, milyonlarca kadının canının tek adamın iki dudağı arasına bırakılamayacağını belirterek, “Sözleşmeden vazgeçmiyoruz” diyerek, sözleşmeye sahip çıktı.

Sözleşmeden çekilme kararının Anayasa’ya ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırı olduğunu  söyleyen Çiçek,  insan haklarına aykırı faaliyette bulunmanın devletin yetkisini açıkça kötüye kullanmak anlamına geldiğini vurguladı. Çiçek, “Bu karar Türkiye tarihine bir utanç sayfası olarak geçecektir. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kadınların kazanımlarına yapılmış en büyük saldırıdır. Sözleşmeyi nasıl kazandıysak öyle savunacağız. İstanbul Sözleşmesi Bizimdir, Vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Açıklama çekilen halaylarla son buldu.

Adana’da Kadın Meclisleri üyeleri de iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine dair Atatürk Parkı’nda yaptıkları basın açıklamasında İstanbul Sözleşmesi’nin tek tek maddelerini okuyarak, sözleşmeye sahip çıktı. Ellerinde sözleşmenin maddeleriyle açıklamaya katılan kadınlar, iktidara sözleşmeyi uygulamasını istedi. Açıklamada konuşan Kadın Meclisleri adına konuşan Emine Yatap, AKP’nin skandal bir karara imza attığını vurgulayarak, “Bu karar geri çekilene kadar meydanlar olmaya devam edeceğiz. Kadınların haklarını vicdanlara bırakanlara sesleniyoruz biz haklarımızı vicdanlara teslim etmeyeceğiz. O karar geri çekilene kadar da meydanlarda olacağız” dedi. 

İZMİR

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Kadın Meclisleri ve Liseli Kadın Meclisleri, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme kararına karşı Konak’ta bulunan Valilik binası önünde bir araya gelerek, basın açıklaması yaptı. “Kararı Geri Çek Sözleşmeyi Uygula” pankartının açıldığı eylemde, sık sık kararın geri çekilmesine yönelik sloganlar atılı.

Açıklamaya katılan katledilen Ceyda Yüksel’in Demiral, İstanbul annesi Filiz Sözleşmesi’nin önemi üzerinde durdu. Demiral, “Bir gecede İstanbul Sözleşmesinin kaldırıldığı haberini aldık. Bu haberi ben şimdi kızıma nasıl anlatayım” sözleriyle tepki gösterdi.

‘BENİ KİMSE KORUMADI’

Boşanma aşamasındaki eşi tarafından kesici aletle yaralandıktan sonra günlerce tedavi gören Aycan Beysülen de, sözleşmenin feshedilmesine karşı alanda yerini aldı. Açıklama boyunca “kararı geri çek, sözleşmeyi uygula” dövizini taşıyan slogan atan Beysülen, “Olay Karşıkaya Karakolu yakınında oldu. O gün beni kimse korumadı halen korumuyor. Şans eseri hayattayım” dedi. Beysülen, asla susmayacaklarını belirtti.

Katledilen kadınların hikâyelerinin anlatıldığı eylemde iktidara “Neden korumadınız” diye soruldu. Kadınlar, sözleşmenin feshedilme kararı geri çekilene kadar alanlarda mücadele etmeye devam edecekleri mesajını verdi. 

 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.