DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,34
BIST 10,8172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Sağanak Yağışlı

Bayram arifesinde kayıpların akıbetini sordular

10.08.2019
A+
A-
HABER MERKEZİ – Diyarbakır, Batman ve İzmir’deki kayıp yakınları, Kurban Bayramı arifesinde 90’lı yıllarda kaybedilen yakınlarının akıbetini sordu. Diyarbakır’da kardeşinin akıbetini soran İffet Mutaş, “Annem oğul hasretiyle öldü, ben bu hasretle ölmek istemiyorum” dedi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla her hafta düzenledikleri eylemin 548’incisini gerçekleştirdi. İHD Diyarbakır Şube binasında düzenlenen ve kayıpların fotoğraflarının taşındığı eyleme, çok sayıda insan hakları savunucusu ve kayıp yakını katıldı.
 
Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, 548 haftadır kayıpların akıbetinin sorulduğunu ve 90’lı yıllarda bölgede bilerek ve isteyerek Kürtleri katletme ve kaybetme politikası izlendiğini ve buna karşı mücadele eden annelerin, kayıp yakınlarının başlattığı mücadelenin yıllardır devam ettiğini belirtti.
 
MEZARI OLMAYAN ÇOCUKLARIN COĞRAFYASI
 
Annelerin bu mücadelesinin muhakkak sonuç vereceğini ifade eden Zeytun, “Yarın bayram. Maalesef Kürtler nezdinde, özellikle kayıp anneleri nezdinde gerçek bir bayramın olmadığını belirtmek istiyoruz. Mezarı bulunmayan çocukların olduğu bir coğrafya gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Devletin Kürtleri hafızasız bırakmak için bilinçli bir politikasının olduğunu belirtmek gerekir. Buna karşı hakikat ve adalet mücadelesinde mezarsız bırakılan bu gerçeğe rağmen annelerin mücadelesi devam etmekte. Bizler de annelerin bu mücadelesinde destek olmaya devam edeceğiz. Bir bayram arifesinde kuşkusuz konuşacağımız başka konular olmalıyken bizler bayram arifesinde tekrardan Türkiye’de yürütülen savaş ve şiddet çığırtkanlığını konuşuyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘HERKES BAYRAM HAZIRLIĞINDA BİZ BURADA’
 
Zeytun’un konuşmasından sonra 90’lı yıllarda kaybedilen kardeşi Ali Tekdal’ın akıbetini soran İffet Mutaş, kaybolduğu günden bu yana kardeşini aradığını ve annesinin oğul hasretiyle gözlerini hayata yumduğunu belirterek, “Ben bu hasretle ölmek istemiyorum” dedi. Kardeşi Ali Tekdal’ın nasıl kaybedildiğini anlatan Mutaş, ölmeden kardeşinden bir haber almak istediğini ve gördüğü her gazeteciye “Bir mezar, bir kemik gördüğünüzde bana haber verin. Ben o kemikleri göğsüme basacağım. Onun kemiklerine ulaşayım yeterli. Herkes bayram hazırlığında biz buradayız” diyerek, her bayramın böyle geçtiğini söyledi.
 
Kayıp yakınları konuşmalarının ardından 5 dakika oturma eylemi yapıldı.
 
BATMAN’DA DEMİR’İN AKIBETİ SORULDU
 
Batman’da da kayıp yakınları eylemlerinin 454’üncü haftasında İHD Batman Şubesi’nde bir araya geldi. İHD Batman Şube yöneticisi Mehmet Sami Tangüner, 1995 yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde kaybedilen Abdurahim Demir’in nasıl kaybedildiğini anlattı.  Tangüner, şunları kaydetti: “Ailesinin anlatım ve beyanlarına göre, 22 yaşındaki Abdurrahim Demir, Mardin ili Ömerli ilçesinde ikamet ediyordu. 17 Ağustos 1995 tarihinde Adana’da ikamet eden yakınlarını ziyaret etmek üzere yola çıkar. Kızıltepe-Viranşehir karayolu üzerinde bulunan Şavelat Jandarma Karakolu kontrol noktasında, otobüsten indirilerek gözaltına alınır. Gözaltına alındığına tanıklık edenler, Demir’in Şavelat Jandarma Karakolu’na götürüldüğünü söyler. Akşama doğru bir karakol görevlisi, Demir’in evini telefonla arayarak anne Kesire Demir’e ‘Oğlunuz Abdurrahim, Şavelat Jandarma Karakolu’nda, gelip alabilirsiniz’ der. Karakoldaki görevliler akrabalarından birine ‘Biz böyle birini almadık, böyle biri bizde yok’ der. Abdurrahim’in ailesi resmi kurumlara başvurularda bulunur, ancak sonuçsuz kalır. Aradan geçen 24 yıla rağmen, Demir’in akıbeti hala meçhul. Kamu adına hareket eden savcıları, Abdurrahim Demir’ in gözaltında kaybedilmesiyle ilgili olarak adil, tarafsız ve etkin bir soruşturma başlatmak için göreve çağırıyoruz.” 
 
Tangüner, tüm kayıplar için adalet istemekten vazgeçmeyeceklerini belirtti.  
 
İZMİR’DE CEYLAN SORULDU
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi üye ve yöneticileri de, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” sloganıyla Konak’ta bulunan Eski Sümerbank önünde bir araya geldi. “Kayıplar belli failler nerede?” pankartının açıldığı eylemde, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticileri katıldı. Bu hafta, İHD İzmir Şube yöneticilerinden Caner Canlı, 10 Ağustos 2004 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Tolga Baykal Ceylan’ın akıbeti sorarak, hikayesini okudu. 
 
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun Ceylan’ın kaybedilmesiyle ilgili hazırladığı raporun ön sözünden bahseden Canlı, “Tolga Baykal Ceylan’ın akıbetini araştırmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde bir alt komisyon kuruldu. Komisyon 4 aylık çalışma sırasında kapsamlı rapor hazırladı.  Sonuç bölümünde de, ‘Komisyonumuz bu aşamada, elindeki verilerin değerlendirilmesi sonucunda, normal asayiş olayı olarak değerlendirilmesi gereken bir kayıp olayı ile karşı karşıya olduğumuz sonucuna ulaşmıştır’ denildi” diye aktardı. 
 
DOSYASI 2006’DA KAPATILDI
 
O dönem Ceylan’ı annesiyle yaşadığını ifade eden Canlı, “İstanbul Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği öğrencisiyken, 7 Ağustos 2004 tarihinde tatil amacıyla gittiği Kırklareli’nin İğneada ilçesinde kayboldu. İlçeye vardığı gün telefonla annesini arayarak İğneada’ya ulaştığını söyledi. 10 Ağustos 2004 tarihinden sonra annesi ile haberleşmesi kesildi. Tolga’dan bir daha haber alınamadı” diye konuştu. Annesi Kadriye Ceylan’ın başvuruları sonrasında 2004 yılında Demirköy Savcılığı’nın başlattığı soruşturma dosyasının, 2006 yılında “kovuşturmaya yer olmadığı” gerekçesiyle kapatıldığını söyleyen Canlı, “Bir kez daha sesleniyoruz, gözaltında kaybettiğiniz bu insanların kemiklerini istiyoruz, bir mezarları olsun istiyoruz. Kayıplarımızı kaybedenlerin yargılanmasını istiyoruz” dedi. 
 
Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı. 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.