DOLAR 8,4025
EURO 10,1975
ALTIN 504,27
BIST 1.458
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Sal 22°C
Çar 24°C
Per 24°C
Cum 24°C

Bayramsız yaşamlar!

03.06.2019
A+
A-

DİYARBAKIR – Diyarbakır’da 90’lı yıllarda yakınları kaybedilen kayıp yakınları, ziyaret edebilecek bir mezarlarının olmadığını belirterek, bayramın kendileri için kara günler olduğunu söyledi. 

 
Diyarbakır’da 90’lı yıllarda yakınları ya kaybedilen, ya gözaltında öldürülen ya da “faili belli” cinayetler sonucu yitiren aileler, adalet arayışları bir sonuca varmaması ve ziyaret edebilecek bir mezarlarının bulunmaması nedeniyle on yıllardır bayram kutlamıyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’yle 538 haftadır “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle oturma eylemlerini sürdüren kayıp yakınları, bayramların kendileri için kara günler olduğunu belirtiyor. 
 
YILLARDIR 2 OĞLUNU ARIYOR
 
Kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği eyleme istisnasız katılan anne Hayriye Doğan, artık tam olarak hangi tarihte kaybedildiğini hatırlayamadığı 2 oğlunu arıyor. Küçük oğlu Abdulkadir Doğan’ın 1996 yılında yaşamını yitirdiğini duysa da cenazesine ulaşamadıklarını belirten anne Doğan, diğer oğlu Mehmet Ali Doğan’dan ise hiçbir şekilde haber alamadıklarını söyledi. 
 
‘ONLARI ARAMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
 
Kız kardeşi Bedriye Gümüş’ün de evinden çıkarken uğradığı saldırı sonucu vücuduna isabet eden 10 kurşunla yaşamını yitirdiğini hatırlatan anne Doğan, “Ne dakikalar ne saatler ne de günler onları bize unutturabildi. Her zaman aklımızdalar. Onları, yaşadığımız sürece unutmayacağız. Onları aramaya da devam edeceğiz. Bir yıl içinde üç oğlum evden gitti” dedi.
 
‘BİR FATİHA OKURDUK’              
 
En büyük çocuğu Fahrettin Doğan’ın ise, Diyarbakır’da yaşamını yitirdiğini ve mezarının Alipınar Mezarlığı’nda olduğunu söyleyen anne Doğan, “90’lardan bu yana nerede olduklarını bilmiyoruz, kemiklerini bile bulamadık. Kimsesiz kalmışlar. Mezarları bulabilseydik, bir Fatiha okurduk. Mezar başında otururduk, bir nebze de olsa rahatlardık. Biz onları göremezdik yine ama onlar bizi görüyor” diye konuştu.
 
‘TEK TESELLİM FAHRETTİN’İN MEZARI’
 
Her bayramı oğlu Fahrettin’in mezarı başında geçirdiğini ifade eden anne Doğan, “Tek tesellim ve beni biraz da rahatlatan Fahrettin’in mezarıdır. Bazen sinirleniyorum, ‘Oğlum kardeşini nerede bıraktın’ diyorum. Tüm şehitlerin, kayıpların binlerce kez ruhları şad olsun” şeklinde konuştu. Anne Doğan, bu bayramdan dileklerinin kimsenin ölmediği, barış ortamının olduğu bir ülke olduğunu dile getirdi.
 
26 YILDIR ARIYOR
 
Bir diğer kayıp yakını İffet Mutaş ise, tam olarak 26 yıldır iki kardeşini arıyor. Yaşadığı sürece her hafta İHD ile gerçekleştirilen eyleme katılacağını söyleyen anne Mutaş, kardeşleri Mehmet Tekdağ ve Ali Tekdağ’ı aramaktan vazgeçmeyeceğini vurguladı.
 
‘TEK BİLDİĞİMİZ BİR DAHA DÖNMEDİ’
 
Bölgede 90’lı yıllarda cadde başlarında ve sokak ortalarında insanların katledildiğini anımsatan anne Mutaş, kardeşlerinin hikayesini şöyle anlattı: “Mehmet, 1993 yılının 12 Şubat’ında öğleden sonra evinden çıkıp postaneye giderken katledildi. O dönemde cadde başlarında ve sokak ortalarında insanları öldürüyorlardı. Devlete bağlı kişilerce öldürüldüğünü biliyoruz ama katili kimdir bilmiyoruz. Evden çıkıp gitti, bir daha dönmedi. Sadece bunu biliyoruz.
 
BEYAZ TOROS İLE KAÇIRDILAR
 
Ali de 19 defa gözaltına alındı. En sonunda 8 yıl ceza verdiler. Cezaevinden çıktıktan sonra yine defalarca darp edildi, gözaltına alındı. Dağkapı’da 1994 yılının 13 Kasım’da ateş edildikten sonra ‘Beyaz Toros’a bindirip kaçırdılar. 100 güne yakın ellerinde sağ kalmış. İşkence etmişler günlerce. Silvan ve Diyarbakır arasında bulunan bir tarlaya götürmüşler, orada da işkence yapmışlar. Metrelerce kabloyu üzerinde eritmişler. Onu konuşturamamışlar. Kurşuna dizip, yaktıktan sonra aynı yerde gömmüşler. Mezar yerini bugüne kadar bulamadık.
 
SİLVAN YOLUNDA HEP ALİ’Yİ ÇAĞIRIYORUM
 
Yolum ne kadar Silvan tarafına düşse, oralardan geçsem pencereden başımı çıkarıp Ali’yi çağırıyorum. ‘Ali biliyorum buradasın ama neredesin bilmiyorum. Biliyorum sen beni görüyorsun ben seni göremiyorum.’ Çobanlara ‘Ali’nin mezarını görmediniz mi’ diyorum. Orada biraz kümelenmiş bir toprağı görsem Ali’nin mezarı mıdır diye düşünmekten alı koyamıyorum kendimi.”
 
‘BAYRAM BİZİM İÇİN KARA GÜN’
 
Gazeteciye “Bayram geliyor. Sana beni konuşturma dedim oğlum” diyen anne Mutaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Herkes kardeşinin evine gidiyor. Bizim için bayram kara gün. Bayram geldiğinde daha çok zorlanıyorum. Evlat diye de ağıt yaktım, kardeş diye de. Yaşadıklarımızdan sonra yüzü kapalı JİTEM’ciler evimizi bastı, Ali nerede dediler. Babam sizde dedi. Babamın göğüs kısmına tekme attılar, yere düştükten sonra dövmeye devam ettiler. 3 gün yerde kaldı. Doktor mide damarlarının tıkandığını söyledi. 2 ay sonra babamı da kaybettik. Yaşamımız boyunca onları aramayı sürdüreceğiz. Hakkımızı devlete helal etmiyoruz.”
 
‘VASİYETİMDİR…’
 
“Bir mezar taşları olsun” diye yıllardır mücadele eden anne Mutaş, “Başında bir Fatiha okumak istiyorum. Mezar taşına elimi sürsem sanki Ali’nin başını okşamış gibi olacağım. Siz gazetecilere de vasiyetimdir. Eğer Ali’nin mezarının bulunduğunu duysanız beni oraya götürün, küçücük kemiği dahi kalmış olsa göğsüme basıp huzur içinde ölmek istiyorum. Yaşadığım müddetçe unutmayacağım. Mezarlarımı istiyorum. Barış istiyorum” İfadelerini kullandı.
 
MA / Aydın Atay

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.