DOLAR 5,7584
EURO 6,4165
ALTIN 282,7
BIST 97.149
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Bedelli tadında..

22.07.2018
A+
A-

Yaklaşık bir haftadır ailemin yanındayım. Hemen her gün bedelli askerlik gündemimizde. Gına geldi artık. Babam “Oğlum sen kayıt yaptır ben öderim parasını” diyor. Annem onu destekliyor. Kardeşlerim arasında da bu fikri benimseyenler yoğunlukta. Tabi beni destekler gibi durmak zorunda hissedenler de mevcut. Ben mi? Anayasal olarak askere gitme zorunluluğum olmadığından dem vuruyorum. Tavrım ise net: “Baba sen parayı ver ben kendime yiyeyim” tadında.

Zorunlu askerliğin olduğu bir ülkede şüphesiz bedelli askerlik talep etmek kadar doğal bir hak olamaz. Ne de olsa birçok ülkenin nüfusundan fazla olan 5 milyon gibi devasa bir kitle askere gitmemekte ısrar ediyor. Bu kesim yıllardan bu yana bedelli istiyor. Gelecek planlarını askerlik durumuna göre yapan kesimden bahsediyoruz. Yaşları 20 ila 40 arasında değişen bu kesim evlilik, iş kurma gibi hayatlarının önemli dönemeçlerini, gelecek planlarını askerlik sonrasına bırakıyor. Aslında hayatlarını erteliyorlar sürekli. Endişeler var. Korkular var. Gidipte geri dönememe kaygısı da bir tarafta. Küçük bir kesim olsa da içlerinde antimilitarist bakış açısı ile yaklaşanlar da yok değil. Bu hesaplar arasında zorunlu askerlik söz konusu olduğunda bu kaygıları anlaşılır geliyor.

Bir de, “Tayyip bizi Afrin’e götür” söylemleri arasında, “Baktın Afrin hoş değil Minbic’e götür” diyenler var ki asıl sorunlu olanlar bunlar. Meydanlarda, “milliyetçi”, “devletçi” olarak boy gösteren bu “savaş kahramanları” iş ciddiye binince; düşen donlarını toplayarak sıvışmaya çalışan çocuk gibi oluveriyorlar. Gözünüzün önüne gelen o fotoğraftaki çocuk kadar tatlı değiller ama.

Ne de olsa ortaya sallamak, kahraman görünmek için bedel ödemeye gerek yok. Atarsın 3-5 slogan olur biter. Neyse! Talep yoğun olunca ve seçimler de bitince, “Bir tarafta Afrin bir tarafta Fırat Kalkanı harekatı olduğu dönemde (bedelli askerliği) gündemimize almak şehitlerimize, gazilerimize karşı saygısızlık olur” diyenler bir anda alıveriyor gündemine bedelli askerliği. Hemen fiyat belirleniyor 15 bin lira. Yaş 25 ve 28 gün de askerlik. Bedelli çıkıyor çıkmasına ama “nedir bu 28 gün” sesleri yükseliveriyor hemencecik. Milliyetçiliğin mirasyedisi Devlet Bahçeli bile “28 güne ne gerek var” deyiveriyor.

Bence de gerek yok. Ama hükümetimiz ‘yiğit evlatlarımızın’ askeri üniforma içinde bir fotoğrfaları da mı olmasın? düşüncesi ile hareket ediyor olsa gerek. Burası “Askere gitmeyene kız bile verilmez” diyenlerin ülkesi değil mi! Halbuki; dönemin Başbakanı ve diplomasi profesörü Ahmet Davutoğlu everecekti tüm gençlerimizi. Neyse ki koltuğunu aldılar da yerine getiremedi bu sözünü. Kısmet değilmiş Ahmet Hoca ne diyelim.

Ahmet Hoca akla gelince yazacak çok şey geliyor insanın aklına da, bulandırmayalım biz meseleyi fazla. Asıl konumuza gelelim.

Bedelli askerlik ile birlikte gündeme gelmesi gereken asıl konuydu aslında vicdani ret hakkı. Ancak bir türlü gelemedi. Ya da getirilemedi. Belki de yolda kaldı. Ya da sesimizi çok çıkarmaya cesaret edemedik bu kargaşa içinde. Bu yazı vesile olsun diye umuyoruz. Ne de olsa vicdani ret hakkı; sadece antimilitaristler arasında tartışılmıyor.

Peki vicdani ret hakkı Türkiye’de var mı yok mu? Cevap kısa ve net. Anayasal olarak bakıldığında Anayasanın 90’ıncı maddesi kapsamında vicdani ret hakkı diye bir şey Türkiye’de de mevcut. Ancak devlet ısrarla uygulamıyor. 47 ülkeden oluşan Avrupa Konseyi’nin Türkiye dışındaki 46 ülkesinde bu hak tanınıyor. Türkiye Anayasası da TCK’deki ilgili düzenleme ile “Kimse düşüncesi ve kanaatini açıklamaya zorlanamaz. Düşünce ve kanaatinden ötürü kınanamaz ve suçlanamaz” diyor.

Diyor demesine de uygulanmıyor her ne hikmetse. Ne de olsa savaşçı bir toplumuz! Askerlik yapmamak da ne oluyor! Seve seve gider, seve seve can veririz! Değil mi? Gerçekten böyle olsa bağırmazdı kimse “Bedelli de bedelli” diye. Demek ki birileri, diğer birilerini kandırıyor.

Alıştık kandırılmaya ne de olsa. Duramıyoruz.

Tamam tamam. Duydum oradan gelen “Bunları neden anlatma gereği duydun” sesini. Bunları yazmama asıl vesile olan konu şu; Yaklaşık bir haftadır ailemin yanındayım. Hemen her gün bedelli askerlik gündemimizde. Gına geldi artık. Babam “Oğlum sen kayıt yaptır ben öderim parasını” diyor. Annem onu destekliyor. Kardeşlerim arasında da bu fikri benimseyenler yoğunlukta. Tabi beni destekler gibi durmak zorunda hissedenler de mevcut. Ben mi? Anayasal olarak askere gitme zorunluluğum olmadığından dem vuruyorum. Tavrım ise net: “Baba sen parayı ver ben kendime yiyeyim” tadında.

Kendilerince haklılık payları var. Peş peşe açılan ve en son sayısını bile unuttuğum birleştirilen davalar. Gelen para cezaları. Eve gelen tebligatlar derken, yaşadıkları tedirginlik.

“Hem bedelli yap, kimseye de söyleme” diyenler de var. Tam da burada arada kalanlar. Vicdani retçi olduğunu söyleyip, banka banka kredi arayanlar. Kredi çektireceği ya da kefil göstereceği arkadaş arayanlar. Borç para isteyenler. “Ya sen gazetecisin bilirsin detaylarını. Ne yapabiliriz” diye soranlar ve en kötüsü de “Ya verelim de parasını kurtulalım” diyenler.

Çelişkilerine çelişki katanlar. Tam da bu arada kalanlar. Her ne kadar savunmasam da altta kalanın canı çıksın misali “Arada kalanın canı çıksın mı” diye soruyorsanız. Evet, çıksın…

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.