DOLAR 5,5645
EURO 6,3108
ALTIN 236,6
BIST 99.326
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Parçalı Bulutlu

Bir bebekle cezaevinden anılar – Fidan Kanlıbaş

29.10.2018
A+
A-

En fazla 25 kişinin kalabileceği bir koğuşta 53 kişi kalıyorduk. Hepimizin en büyük neşesi, umudu, sancısı, acısı 5 aylık Rojvan bebekti. Evet, yanımızda olduğu için çok mutluyduk. Onun maviş maviş gülen gözleri hepimize morel oluyordu. Güle oynaya büyütüyorduk onu. Leyla da öyle yapıyordu, güle oynaya bakıyordu bebeğine.

Leyla Rojvan’ımızın annesi. Bazen Rojvan’ı uyandırdık ya da öptük diye kızsa da, içten içe bebeği için isyan etse de gülüşleri hiç eksik olmuyordu. Ona bakınca kendimi şanslı hissediyordum. En azından tek başıma tutsak edildim diye.

Cezaevlerinde anneleriyle beraber tutsak edilen bebeklere sadece rakamlarla bakarsak anlayamayız asıl gerçeği. Rakamlar bize her zaman bütünü gösterir. Oysa asıl zor olan her zaman ayrıntılardadır. Bir sorunun ciddiyetini hissedebilmek için rakamlardan daha fazlasını bilmemiz gerekiyor. Rojvan’ı bu yüzden anlatmak istedim.

Rojvan bebek 5 aylıkken annesiyle beraber Mardin cezaevine konuldu. İlk seslerini cezaevinde çıkardı, orada emekledi. İlk adımlarını cezaevinde atmaya başladı. İlk kez bizim yanımızda ‘baba’ dedi mesela.

Ahmet görüş günlerinde Rojvan’ımız inat etmez de tekrarlarsa duyabildi baba deyişini. Emeklerken, en fazla yere çarşaf serebildik ona hijyen yaratabilmek için. 53 kişinin yaşadığı yerden mikrop kapmasın diye yapabildiğimiz tek şey bu oldu. Adım atmaya başladığında yürüyebileceği alan ranzalar arasındaki iki metrelik mesafe olduğu için arkasından dolanmak yorucu olmadı.

Fakat hiçbirimiz bunları dile getirmedik, oturup ağlamadık ona karşı çaresizliğimize.Ta ki bir gün Rojvan ağlayana kadar.

Rojvan kolay kolay ağlamazdı. Sanki o da içinde bulunduğu durumun farkındaydı. Ağlayıp bizi üzmek istemiyordu. Bir gece hiç susmadan ağlamaya başladı. Olağan bir durum olmadığı belliydi. Bütün koğuş Rojvan’ın başına toplandık. Herkes kendince yöntemlerle neden ağladığını bulmaya çalışıyordu.

Siz düşünün artık; ortada Rojvan, etrafında 53 kadın!

Herkes onun neden ağladığını bulmak için bir şeyler denerken en sonunda eline erbane verdik. Vurmaya çalışırken ağlayınca anladık ki Rojvan’ın koluna bir şey olmuş. Dışardan görünen bir şey yoktu, fakat kolunu oynatınca ağlıyordu.

Hemen alıp hastahaneye götürmek yerine demir kapıya vuruyorsunuz cezaevinde ve vurduk. Durumu doktara değil gardiyanlara anlatıyorsunuz, anlattık. Revirde doktor yok gecenin o saatinde, mecbur bekleyeceksiniz diyorlar, bekledik. Acil hastahaneye gitmesi gerekiyor fakat daha müdüre söylenecek, yazılar yazılacak, haberler verilecek, izinler alınacak, kararlar verilecek ve saatler geçecek…

Rojvan bütün bu bekleme sürecini acı çekerek geçirdi. Leyla bebeğiyle birlikte acı çekerken hepimiz onlarla birlikte çektik aynı acıyı. Sanki o gün bütün birikmiş ah’larımız için düğümlendi boğazlarımız.

Tuttuk kendimizi, Leyla güçlü kalabilsin diye. Saatler sonra hastahaneye götürmek için Rojvan’ı almaya geldiler. Mazgalın sesi gelince Leyla kucağında Rojvan’la birlikte kapıya yöneldi. ‘Annesi yanında gelemez’ dediler. Hasta olan bebek olduğu için sadece bebek gidebilirmiş hastahaneye, askerler eşliğinde. O anda ne Leyla’nın gücü kalmıştı ne de bizim gücümüz. Leyla çocuğunu gardiyanlara teslim etti ve 5 aylık bebek askerler eşliğinde hastahaneye götürüldü. Hiçbirimiz kendimizi o gün hissettiğimiz kadar çaresiz hissetmemiştik. O an kimse tutmadı artık gözyaşlarını.

Rojvan saatler sonrasında geri getirildi. Boşuna ağlamamış, kolu yerinden çıkmış. O yüzden ağlamış Rojvan’ımız.

İyileşti!

Rojvan’ın kolu o gün iyileşti evet. Fakat biz hala iyileşmedik.

O gün bir bebek acı çektiği halde doktora götürülmek için saatlerce bekletildi. O gün bir bebek doktora götürülmek için annesinin kucağından alınarak silahlı askerlere teslim edildi. O gün bir anne bebeğini; kendisini nedensiz ve haksız yere tutsak eden, bebeğiyle birlikte onu cezaevine kapatan insanların eline bırakmak zorunda kaldı.

Bugün Rojvan annesiyle beraber dışarıda, terörist olmadıkları anlaşılınca beraat ettiler. Rojvan artık tutsak değil, fakat babası hala onun büyüdüğünü göremiyor. Çünkü Rojvan hala babasını görüş günlerinde cezaevi koridorlarında görebiliyor.

Tek fark artık görüşe gelen babası değil. Rojvan babasının görüşüne gidiyor. Çünkü şimdi de Ahmet cezaevinde. Yabancılık çekmiyormuş görüşe gittiğinde. Gardiyanlar, askerler, cezaevi koridorları tanıdık geliyormuş ona. O şimdi iki buçuk yaşında. Ömrünün şimdiye kadar olan yarısını cezaevinde, diğer yarısını da babasını cezaevinde ziyaret ederek geçirdi.

Yarın ne olacak hiç bir fikrim yok. Bütün bu yaşadıklarının hesabını kime soracak Rojvan? Bu konuda da bir fikrim yok.

Bunlar Rojvan’ın yaşadıklarının bütünü değildi. Ama sanırım bütünü anlamak için yeterli. Yüzlerce bebek şuanda anneleriyle beraber aynı şeyleri, hatta daha fazlasını yaşıyor.

Hissedebiliyor musunuz?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.