DOLAR 5,8067
EURO 6,4375
ALTIN 273,8
BIST 108.041
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Yağışlı

‘Bizden sadece babalarımız değil çocukluğumuzu da aldılar’

29.05.2019
A+
A-
“Benim adım Cumartesi Çocuğu… Babam gözaltına alındıktan sonra bir daha eve geri gelmedi. Hep onun yolunu gözledim, bir gün gelir de saçımı okşar diye. Beklemekten hiç vazgeçmedim ama gelmedi. 3 yaşına girdim, 5 yaşına girdim, 12 yaşına girdim, 18, 20, 26, 30 yaşına girdim yine gelmedi. Bu gün hala bekliyorum, bir gün çıkıp gelecek diye… Baba demenin ne olduğunu hep düşündüm. Baba demenin nasıl bir duygu olduğunu hiç bilemedim. Yaşamım boyunca yanımda biri baba dediğinde içimde tuhaf bir duygu belirdi. Nasıl bir şeydi baba demek? Ondan söz edilirken ya da söz ederken hep boğazıma düğümlenip kaldı sözcükler. Kendimi hep yalnız hissediyordum. En büyük acının benim acım olduğunu düşünüyordum, sonra baktım birden çoğalmışım. Etrafımda benim gibi onlarcası, nicesi varmış. Ben Necbir, Besna, Diyar, Ceylan ve nicesiymişim. Ben değil biz Cumartesi çocuklarıymışız. Kimimizin gözlerinde sureti belli belirsiz geliyor, kimimiz onları sadece geride kalan fotoğraflarından tanıyoruz. Kimimizin ise son gidişi gözlerimizin önünde canlanıyor.” Babası gözaltında kaybedilen bir çocuğun bu sözleri, babasını kaybeden bütün çocukların durumunu gözler önüne seriyor.
 
‘ÇOK CANIN YANDI MI BABA?’
 
Cumartesi çocukları babalarının yokluğuna ne yürekleriyle ne de gözleriyle alışamıyorlar. Duvara asılı fotoğrafa gözleri takıldığı zaman babalarından onlara kalan gülüşlere, anılara dalıp gidiyorlar. Onlar babalarıyla ne yaşayabildiler ne de babalarına sarılabildiler. Belki de tek istekleri babalarının kemiklerine sarılıp koklamaktı. Bu bile onlara çok görüldü ve görülmeye devam ediliyor. Hep bir yanları “hala yaşıyor olabilir” diye umut ediyor. Ve onlar babalarının kemikleri dahi olsa sarılabilmek için mücadele ediyor. Sonra yer gök haykırıyor onlar için: “Çok canın yandı mı baba?”
 
DİYAR VE CEYLAN
 
Diyar ve Ceylan 25 Ocak 2001 yılında gözaltında kaybedilen HADEP Silopi ilçe yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in çocukları. Onlar birer Cumartesi çocukları. Ceylan’ın babasının son gidişi hafızasında hala. Diyar ise hiç görmemiş babasını ve dedesinden amcasından dinlediği kadarıyla tanıyor. Biri henüz 1 buçuk yaşındaydı, diğeri 5 yaşındaydı babasını kaybettiğinde. Diyar’ın “Bizden babamızı değil çocukluğumuzu da aldılar” sözleri tüm babalarını kaybeden çocuklarının durumunu özetler niteliğinde.
 
SON GİDİŞİ HAFIZASINDA
 
25 Ocak 2001 yılında gözaltında kaybedilen HADEP Silopi İlçe Yönetici Ebubekir Deniz’in kızı Ceylan Deniz şuan 24 yaşında. Her ne kadar İstanbul’da yaşamasa da Kayıplar Haftası nedeniyle Silopi’den İstanbul’a gelmiş ve kayıplar için yapılan etkinliklerde yer alıyor. 4 kardeş olduklarını ve annesiyle birlikte Silopi’de yaşadığını belirten Ceylan Deniz, “Tek yaptığım sadece babamın izinde dolaşmak, onu bulmak” diyor. Babasına dair sadece gözaltından kaybedilmeden önce evden çıkarken ki anıyı hatırlayan Ceylan, “Öğlen vaktiydi evden çıktığında. Yağmurlu bir gündü. Babam öğlene yakın eve gelip yemek yemeden çıktı. Akşama doğru polis eve baskın yaptı. Babamı sordular. O zaman ne televizyon ne de başka bir şey olmadığı için biz babamın gözaltına alındığını bilmiyorduk. Jandarma Karakolu’na çağrıldığını bilmiyorduk. Dayım Serdar Tanış’ın ailesi haber aldıktan sonra ev telefonuyla amcamı aradılar. Bu esnada polis zaten bizim evdeydi. ‘Siz aldınız ne arıyorsunuz’ diye sorduğumuzda çekip gittiler. Bunu hatırlıyorum” diyerek bir çocuğun babasına ilişkin son görüntüleri ayrıntısına kadar beyninde nasıl kazıdığını gösteriyor.
 
‘YA BABAM YA DAYIM’
 
Bir daha babasından haber alamadıklarını ekliyor sözlerine Ceylan Deniz ve babasını bulmak için verdiği mücadeleye işaret ediyor. Ceylan’ın “Çocukluğum hep onu sorgulamakla geçti” sözleri ise bir babaya olan özlemin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. 2012 yılında bir kişinin Dargeçit’e sahipsiz mezarların olduğunu söylemesi üzerine Ceylan’da bir umut belirliyor, en son 5 yaşında gördüğü babasının kemiklerine bile olsa kavuşma umudu içine doluyor. Bu kişilerin Silopi’den olabileceği söylenmesi üzerine bu umut biraz daha büyüyerek, Ceylan’ın şu sözleriyle somutlaşıyor: “Ya dayım Serdar ya babam olması çok yüksekti.”
 
MEZAR GÖZLERİNİN ÖNÜNDE AÇILDI
 
Bunun üzerine her iki aile Silopi’den yola çıkarak Dargeçit’e gidip burada savcılığa başvuru yapıyor. İlk zamanlar hava koşulları gerekçe gösterilerek mezarın açılmadığını söylüyor Ceylan ve ekliyor: “Avukatların uzun uğraşı sonucu mezarı açtılar. Babaannem çok hasta olduğu için DNA’yı benden aldılar. Onu da çok kötü koşullarda vermek zorunda kaldım.”
 
Bir çocuğun babasının mezarı olabilecek olan yeri gözlerinin önünde açmak nasıl bir duygu belki bilmiyoruz ama Ceylan bunu birebir yaşıyor. Babası ya da dayısına ait olabilme ihtimali olan mezar gözlerinin önünde açılıyor. Ceylan Deniz, açılan mezarlara ilişkin şunları söylüyor: “Sahipsiz başka mezarlar da vardı. Savcılık ‘Eğer birine ait çıkarsa diğerini açabiliriz’ dedi. Bu bize ait olmadığı için o da çıkartılmadı. Ama işin garip tarafı 12 yıl boyunca kapalı olan bir mezar normalde toprağı sert olur. O kadar kar o kadar yağmur yağmasına rağmen sert olması gereken toprak yumuşacıktı.” 
 
‘KEMİKLERİ ÖNÜME KOYDULAR’
 
Mezarın gözlerinin önünde açılması bir yana savcılıkta yaşadıkları ise Ceylan’ı çok etkilemiş. Savcılığa çıkarıldığı anı ise gözleri dolarak, “Gözümün önünde kemikleri bir poşete koyup masanın üstüne bıraktılar. Saatlerce ona baka kaldım. Sonrasında dedim hiç mi Allah korkunuz yok? Bu ya dayımdır ya babamdır. Bu ihtimal var dedikten sonra sekreter bunu kaldırma gereği duydu” diyerek anlatıyor. Bir buçuk ay sonra DNA sonuçları belli oluyor. Bu süre içerisinde bir çocuk için beklemek ne kadar zor bilinmez ama bir buçuk ayın sonunda kemiklerin babasına ait olmaması ise ayrı bir acı ayrı bir yara açmış Ceylan’ın yüreğinde.
 
Bütün bunlar yaşanırken bir çocuğun babasına kavuşma özlemini ise “Bir gece ailemin bile haberi yok, ben babamın olabilme hissiyatına karşın mezarın oraya gittim. O gün orada ağlamışım, bayılmışım. Sonrasında Dargeçit’te olan bir arkadaşım gelip aldı” şeklinde özetliyor Ceylan. 
 
SON SÖZ: MÜCADELE 
 
Acısını hissettiği her yerde olmaya çalıştığını belirten Ceylan, “25 Ocak’ta Şırnak Silopi’de babam ve dayım hep anılıyordu. En son yasaklardan sonra bunu bile bize çok gördüler” diyerek acının olduğu her yerde olmaya devam edeceğini söylüyor. “Ben aslında bu kadar Türkiye’de acı olduğunu bilmiyordum” diyen Ceylan Deniz, “Buraya geldiğimde az çok acımı paylaşabilme hissiyatı oluştu. Orada binlerce acı gördüm. Çoğu çocuğunu, evladını, annesini, babasını kaybetmiş” diyor. Ceylan, en son başka kayıpların yaşanmaması çocukların babasız, annelerin evlatsız kalmaması için mücadele diyor başka bir şey demiyor. 
 
‘ÇOCUKLUĞUMUZU DA ALDILAR’
 
5 Ocak 2001 yılında gözaltında kaybedilen HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış’ın şuan 19 yaşında olan oğlu Diyar Tanış ise babası kaybedildiğinde 1 buçuk yaşındaydı. O belki birçoğu gibi babasını hiç tanımadı. Babasını dedesinden, annesinden, akrabalarından dinleyerek tanıdı, tanımaya çalışıyor. “Sureti hiç gözlerimin önüne gelmiyor” diyen Diyar, aslında bu durumun kendisi için ne kadar zor olduğunu belirtiyor. Babasını dinlediği insanlardan tanıyarak anlatan Diyar, “Babam çok cesur bir insanmış. Henüz 13 yaşında evlenmiş. Daha 13 yaşındayken çalışmaya başlamış. Çok zor oluyor bizim için. Babamızı kaybettik. Bizden sadece babamızı değil, çocukluğumuzu aldılar. Çocukluğumuzu yaşayamadık” diyor. Diyar, “Ben babamı fotoğraflardan biliyorum, onun dışında hiç hatırlamıyorum” sözleriyle bir çocuğun babasını hiç tanımamasının nasıl bir duygu olduğuna işaret ediyor.
 
SÖZCÜKLER DÜĞÜMLENİYOR
 
“Babamdan söz açıldığında konuşamıyorum. Kelimeler boğazımda düğümleniyor. Babamı görmediğimden mi özlediğimden mi bilemiyorum artık” diyen Diyar’ın sözcükleri boğazına dizili kalıyor ve bir sessizliğe bürünüyor.
 
Uzun bir sessizliğin ardından Diyar, Cumartesi Annelerine katılarak, acısını hafifletmeye çalışıyor ve ekliyor: “Bakın ben tek değilim. Bana ağabey, anne, abla oldular. Bana çok destek olmaya çalıştılar.” Herkesin kendilerine ses olmasını isteyen Diyar, “Kaybetmek insanlık suçudur. Bizim sesimize ses katmaya davet ediyoruz. Unutulmasın. Her yerde duyulsun. Bu acı sadece bizim değil, herkesin acısı olması lazım” diyor. 
 
Kaç yaşında olursa olsun babasını eğer görmediyse bir evlat, ondan söz edildiğinde düğümlenir sözcükler boğazına ve söz anlamını yitirir. Umuyorum bir gün yüreklerinde bir an olsun çıkaramadıkları babalarının mezarına kavuşurlar ve gidip sevinçlerini, üzüntülerini paylaşırlar. 
 
MA / Sadiye Eser

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.