DOLAR 8,4705
EURO 10,2921
ALTIN 502,04
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Pts 24°C
Sal 28°C
Çar 26°C
Per 23°C

Bozuk kelepçe 11 gün ayağında kaldı

30.04.2021
A+
A-

NEVŞEHİR – Ev hapsi verilen HDP eski PM Üyesi Nilgün Salmaner’in ayağına takılan bozuk elektronik kelepçeyle 11 gün dolaşırken, günde iki kez imzası alındı. 

Nevşehir’de yaşayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Parti Meclisi (PM) üyesi Nilgün Salmaner, 26 Mart’ta gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı Avanos Sulh Ceza Hakimliği’nin hakkında verdiği karar doğrultusunda o tarihten bu yana ev hapsinde. Bu kararla birlikte yurt dışına çıkış yasağı getirilen Salmaner’e elektronik kelepçe takıldı.
 
Evinin bahçesine bile çıkması yasaklanan Salmaner’e takılan elektronik kelepçe 9 Nisan’dan 20 Nisan tarihine kadar çalışmamasına rağmen ayağından çıkarılmadığı gibi günde iki kez evine gelen polisler tarafından kendisinden imza alındı.
 
ZAMAN BELİRSİZLİĞİ 
 
2018 yılına ait 5 adet sosyal medya paylaşımı nedeniyle “örgüt propagandası” ile suçlanıp, kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle hakkında ev hapsi kararı verildiğini paylaşan Salmaner, daha ne kadar süreceği belli olmayan karar itiraz ettiklerini ancak henüz yanıt alamadıklarını ifade etti.
 
İLK UYGULAMA
 
Ev hapsi kararı sonrası yaşadıklarını anlatan Salmaner, Nevşehir TEM’e gittiğinde elektronik kelepçe uygulamasının kentte ilk kez kendisine takılacağını öğrendiğini dile getirdi. Salmaner, “Onlar da sürecin nasıl olduğunu bilmiyorlardı. Ev hapsi kararının verildiği günün akşamı saat 22. 30 civarında gelip elektronik kelepçeyi taktılar. Daha sonra 9 Nisan’da gece saat 01.00’de sivil polisler geldi. Kelepçeden sinyal alamadıklarını söylediler. Ardından denetimli serbestlik personeli geldi. İki kez kelepçenin kilidini değiştirdiler ama en son kelepçede sıkıntı olduğuna karar verdiler. Denetimli serbestlik bürosundan gelen personel 12 Nisan’da kelepçeyi çıkardı ve bundan sonrasına kolluk güçlerinin bakacağını söyledi” diye belirtti.  
 
GECE YARISI İMZA 
 
Denetimli serbestlik ekibinin bir saat sonra evine geri geldiğini belirten Salmaner, böyle olması gerektiği için bozuk kelepçenin tekrar kendisine takıldığını kaydetti. Salmaner, bu süreçte yaşadıklarını ise şu sözlerle anlattı: “Bozuk kelepçeyi taktılar ama bu sefer de polis günde iki kez imza almaya başladı. Belirsiz saatlerde geliyorlardı. Bir gün saat sabaha karşı 04.00’da geldiler. Yine gerekçe aynı. Sonra gün içinde eğer sivil geliyorsa ikinci imzaya polis geldi. En son bu duruma itiraz ettik. Bir saatinin olması gerektiğini söyledik. Eğer ben imza atıyor olsaydım mesai saatlerinde imza verecektim. Ama buradaki uygulama taciz çünkü saati belirsiz. En son polisle birlikte bekçi de geldi. Bekçiyi de dahil ettiler bu sürece. Akşam saatlerinde gelen polisler tepe lambalarını yakarak geldiler. Bu da çok ciddi anlamda mahalleye hedef göstermekti. En son 20 Nisan’da kelepçeyi değiştirdiler ve imza almaları da kesildi böylelikle.” 
 
Ev hapsi kararı ile karşılaştığı diğer uygulamaların aslında kadını eve kapatmak, tecrit etmek anlamına geldiğini ifade eden Salmaner, yine telefon ve bilgisayarınıza el konularak iletişim hakkınızın önüne geçilmesi, gün içinde belirsiz saatlerde kolluk kuvvetleri tarafından kapınızın çalışmasının ciddi anlamda hak ihlalleri olduğunu vurguladı. 
 
Salmener, “Belki dışarıdan bakıldığı zaman cezaevi değil ev hapsi, ‘evdesin’ diye yaklaşımlar da oluyor ama bir farkı yok. Fiziksel koşullar anlamında belki bir farkı var ama psikolojik anlamda yapmaya çalıştıkları o baskıyı kendilerince aynı şekilde uygulamak” şeklinde konuştu.
 
MÜCADELE KORKUSU 
 
Türkiye’nin artık yarı açık bir cezaevine dönüştüğünü de söyleyen Salmaner, “Muhalif sesleri kısmaya çalışmaları, HDP’yi kapatmaya çalışmaları, Kobanê Davası, tecrit, açlık grevleri, cins kırımı tüm bunlar sesini çıkartanlara yönelik bir uygulama. Ama özellikle kadınların muhalefetinden, dayanışma ve mücadelesinden korktuklarını da biliyoruz. Bizim bu direnişimiz aynı zamanda uluslararası bir çerçeveye evrilmeye başladı. Dolayısıyla onların ne yapmak istediğini çok iyi biliyoruz ve karşısında direnmeye devam edeceğiz” dedi. Salmaner, bu süreçte kendisine en çok güç veren şeyin kadın dayanışması olduğuna da ekledi.
 
MA /  Zemo Ağgöz

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.