DOLAR 7,8154
EURO 9,2757
ALTIN 483,08
BIST 10,2849
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

‘Büyülü perde’nin 50 yıllık işçisi: Devlet sinemayı desteklemeli

16.10.2020
A+
A-

İSTANBUL – Büyük bir aşkla başladığı sinema makinistliğini 50 yıldır sürdüren Ali Koçoğlu, pandemiyle birlikte sinemaya ilginin azaldığına dikkati çekerek,  “Devlet, sinemalara, tiyatrolara, sanata destek vermeli ve ayakta kalmamız için de gerekenleri yapmalıdır” dedi.

Pandemiyle birlikte sıkıntılı bir sürece giren sektörlerden biri de sinema ve tiyatro oldu. Sinema sektöründeki işçiler, salgın sürecinde zor koşullarda çalıştırılırken, çok sayıda tiyatro ise perde kapatmak zorunda kaldı. Varlıkları film gösteriminde yaşanan bir aksaklıkla hatırlanan, sinema sektörünün “gizli kahramanları” makinistler de salgından nasibini aldı. 50 yıldır makinistlik yapan Ali Koçoğlu (68) da bunlardan sadece biri. 
 
İlkokul döneminde tanıştığı sinemaya aşk ile bağlanan Koçoğlu, hem okudu hem de makinistlik yaptı. Okul dışında kalan zamanlarında İstanbul Pendik’te bulunan Kaynarca Sineması’ndaki ustasının yanına giderek işi öğrenen Koçoğlu, “En başta film takmasını, sarmasını öğrendim ve oradan bir hevesle bu mesleğe başladım” diyerek nasıl başladığını anlattı. 
 
MAKİNİSTLİK AŞKINA OKULU BIRAKTI
 
Mesleği öğrendikten sonra lise döneminde okulu bırakan Koçoğlu, yönünü sinema salonlarına verdi. O zaman siyah beyaz filmlerin olduğunu belirten Koçoğlu, döneme dair şunları anlattı: “Filmler kopardı. Ben hep onların başında durur film kesilmesin diye bitene kadar gözümü perdeden çekmezdim. Sonra kömürlü filmler vardı. Birçok insanın elleri yandı, kazalar geçirdi. Fakat bu insanlar da tıpkı benim gibi mesleğine aşıktı. Bu süreçlerin ardından ilk renkli filmler daha sonrasında ise şimdi kullanılan dijital makineler geldi. Makinistlik mesleği pek bilinmez fakat bizler sinemanın yapı taşlarıyız, emeklerimiz yok sayılmamalı.”
 
‘AYNI TADI TELEVİZYON VERMİYOR’
 
50 yıl önceki sinemaların şimdikilerden çok daha farklı olduğunu kaydeden Koçoğlu, eskiden sinemaya gelen insanlar arasında bir kültür alışverişi olduğunu söyledi. Zamanla insanların sinemadan uzaklaştığını ve bu nedenle kültür alışverişinin de azaldığına dikkat çeken Koçoğlu, “O zamanlar televizyon yoktu. Bir sinema, bir tiyatro vardı. Şimdiki gibi insanlar evlerinde izlemiyordu. Fakat sinemanın verdiği kültür ve zevki televizyon veremez” dedi.
 
Koçoğlu, eskiden makinistliğin zor bir meslek olduğunu, herkesin sabrederek yapabileceği bir meslek olmadığını ifade ederek, başından geçen bir anısını şu şekilde paylaştı: “Ustam bir gün beni makinenin başına koydu. Maşaları ve kömürü verdi. Sinema salonu tıklım tıklım doluydu. Benim kömürüm bitti. Hemen yan taraftaki sinemaya koştum, bir parça kömür istedim. Ardından salonun arkasında alelacele kömürü taktım ve film kesinti olmadan devam etti.”
 
‘PANDEMİ İLGİYİ AZALTTI’
 
Emeklerinin karşılığını bulamadıklarını dile getiren Koçoğlu, “En büyük emeği biz makinistler veriyoruz. Seyircilere iyi filmler seyrettirmek, daha iyi ses sistemi sunmak için canımızı veriyoruz. Seyirciyi memnun etmek için her şeyi yapıyoruz” diye konuştu. 
 
Seyircinin sanata olan ilgisinin özellikle de pandemi sürecinde en aza indiğini vurgulayan Koçoğlu, “Seyirci sinemadan soğudu. Gelmemeye başladı. Her hafta 4 tane yeni film sunuyoruz ve bunlar büyük filmler ama yine de gelen olmuyor. Seanslarımızı gelen 2-3 kişiye göre ayarlıyoruz” dedi.
 
‘MAKİNELERİM BENİ BIRAKMIYOR’
 
İyi günde de kötü günde de mesleğine devam edeceğini söyleyen Koçoğlu, “Zor koşullardayız ama burayı bırakamayız. Makinelerim beni bırakmıyor, 4 ay evde kaldım geldim ağladım. Makinelerim beni özlemiş. 4 ay sonra o makineleri açtığımda gözyaşı döktüm. Nasıl insanlar birbirine alışıyorsa makinelerim de bana alışmışlar” ifadelerini kullandı. 
 
‘DEVLET SANATI DESTEKLEMELİ’
 
İnsanların sinemaya gelmesi ve sinema emekçilerinin emeklerinin karşılığını alabilmesi için devletin KDV’yi düşürmesi gerektiğine işaret eden Koçoğlu, “Devlet sinemalara, tiyatrolara, sanata destek vererek, ayakta kalmamız için gerekenleri yapmalı. Biz bu süreç içerisinde elimizden geleni yaptık ve yapıyoruz da. Koronavirüs nedeniyle gerekli tedbirlerimizi de aldık. Burada bizim için önemli olan seyircinin sağlığı ve bu kapsamda kapasitemizi düşürdük. 50 kişilik salona en fazla 20 kişi alıyoruz. Çok büyük kaybımız var ama yaptıklarımız emeklerimizi karşılamıyor. Biz bütün bunları düşünürken, devlet sinema, tiyatro ve sanat noktasında bir şey yapmıyor” dedi. 
 
 
Beyoğlu Fitaş Sineması’ndan emekli olduğunu sözlerine ekleyen Koçoğlu, “Emekli olmama rağmen halen de mesleğime devam ediyorum. Hayatım hep sinemada geçti. Sinema kültürü yok olursa bunca yıllık emeğim de yok olacaktır” diye belirtti. 
 
‘GELİN DESTEK OLUN’
 
Son olarak seyircilere çağrıda bulunan Koçoğlu, şöyle dedi: “Sinema salonlarımızda Pazartesi ve Perşembe olmak üzere 2 gün halk günlerimiz var. Bugünlerde indirimler oluyor. Halk gelip bu indirimlerden faydalansın ve bizlere sahip çıksın. Eğer bu sinemalar kapanırsa bir daha açmak zor olacaktır. Bu süreçte şuan çalıştığım Majestik Sineması ile Beyoğlu Sineması açık. Gelin bize destek verin.” 
 
 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.