DOLAR 5,7429
EURO 6,3209
ALTIN 280,0
BIST 100.237
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Az Bulutlu

Çağdaş Bir Gramsci: Selahattin Demirtaş

09.06.2018
A+
A-

“Eski dünya ölüyor ve yeni dünya doğmak için mücadele ediyor; şimdi canavarlar zamanı.”


İrfan Arslan

Tarih her zaman tekerrür eder mi bilinmez, ancak toplumsal tarihi kesitlerin birbirine benzediği dönemler vardır. Bu benzerlikler hem bizler açısından referans hem de gelecek üzerine tahayyül gücümüzü pekiştirmek için iyi birer örneklerdir. Walter Benjamin’in tarih ile ilgili “Geçmişteki umut kıvılcımını körükleyerek tutuşturma yeteneği, yalnızca geçmişi özümsemiş tarihçide bulunabilir” belirlemesi toplum için de kullanabilir. Çünkü toplumsal belleği yeniden uyandıracak olay ve olgular vardır. İşte biz bu tarihi kıvılcımları hatırlatmakla mükellefiz. Böylece daha geniş anlamda baktığımızda bireyler nezdinde bir kavrayışa ışık olabilir.

Gramsci, Avrupa siyasi kargaşasında, ortaya atmış olduğu tezler ve politik görüşler ile önemli bir yeri olan Marksist düşünürlerdendi. Marksist bir çok kavrama yeni anlamlar katmış ve kendinden sonra gelen bir çok sosyal bilimciye de ışık olmuştur.

Avrupa’da savaş ve kaosun arifesinde, İtalya’nın Sardunya bölgesinde dünyaya gelmiştir. Toplumun alt tabakasından, gelen ancak okumaya yönelik güçlü eğiliminin olması, yaşamının sonraki dönemlerinde önemli etkileri olacaktı. Üniversitede dil bilimi üzerine öğrenim görürken, sosyalist düşünceyle tanışır ve çeşitli sosyalist hareketlerde faaliyette bulunur. Çok kısa bir süre içerinde bu alanda ön plana çıkıp, İtalya işçi sınıfının önemli aktörlerinden biri haline geldi. Özelikle dönemin İtalya siyasetindeki Sol ve emekçi yapıları bir çatı altında toplama fikrini savundu. Toplumsal alanda salt zora dayalı bir hegemonyanın olmadığını; rızaya dayalı bir “kültürel” hegemonyanın da inşa edildiğini dile getiriyordu. Marksist teoriye kimi eleştiriler getirip, toplumu salt iktisadi etmenlerle açıklamanın yetersiz kalacağını vurguladı. O dönemde fikirleri beli sınırlar içerisinde kaldı, hatta dönemin mücadele arkadaşları ve muhalefet cephesi tarafından yalnız bırakıldı. Bütün bu özeliklerinden dolayı kuşkusuz dönemin muktedirleri ondan haberdardı ve bu onları yeteri kadar rahatsız ediyordu. İtalya’da faşizm cephesini temsil eden Mussolin’i diktatörlüğünün ayak seslerinin duyulduğu ve kendine engel gördüğü bütün toplumsal dinamikleri birbir ortada kaldırdığı dönemdi. Gramsci’ye karşı en önemli hamle; 9 Kasım 1926’da Faşist hükümet, Mussolini’ye yönelik bir saldırıyı gerekçe göstererek; olağanüstü hal yasalarını yürürlüğe konulurak yapıldı. Gramsci, milletvekili dokunulmazlığı olmasına rağmen tutuklandı ve ünlü Roma hapishanesi olan Regina Coeli’ye konuldu. Davasında Gramsci’nin savcısı, “Yirmi yıl bu beynin işlemesini durdurmalıyız” ifadesini kullandı, akabinde 20 yıl hapis cezasına çarpıldı. Gramsci, zindan koşullarında ağır bir tecride tabi tutuldu. Dönemin Ağır zindan koşulları ve sağlık sorunları Gramsci’nin fiziken tükenişini hızlandırdı ve ancak 11 yıl dayanabildi. Geriye, zindanda yazmış olduğu ciltlerce defterler, zamanında anlaşılmayan radikal toplumcu bir düşünürün yaşadığı zorluklar, ortaya atığı ve hala sosyal bilimler için önemli tezler gelecek kuşaklara kaldı. Kuşkusuz böyle bir düşünce insanının yaşamış olduğu talihsizlik, ezilen sınıflar için büyük bir kayıp, faşist iktidar için bir kurtuluş oldu.

Gramsci ile Selahattin Demirtaş’ın karşılaştırmamızın sebebi; her ikisinin de hem toplumsal-sosyolojik geçmişlerinin hem de siyasi mücadelelerinin birbirine çok benzer yönleri olmasındadır. Bu yüzden bir Sardunyalı ile bir Kürdistanlının arasındaki fark sadece zaman ve mekan olgulardır. Selahattin Demirtaş’ın siyasi geçmişine baktığımızda düzenli ve istikralı bir gelişme seyirini izlediğini görürüz. Demirtaş, benimsemiş olduğu siyasi tutum ve ilkeleri, kendi kişisel potansiyeli ile harmanlayarak bir halk öncüsü konumuna yükselmiştir. Savunmuş olduğu temel evrensel değerleri, kendi mensup olduğu toplumsal özgürlük istemi ile sentezleyerek her kesimin taktirini kazanmıştır. Karşılaştığı her türlü baskı ve engellere rağmen soğukkanlılığından ödün vermeyerek savunduğu değerlerin meşalesini düşürmemiştir. Bu tutumuyla hem Kürt siyasi hareketi hem de Türkiye siyaseti anlamında yetiştirdiği en önemli liderlerden biri haline geldi. Kuşkusuz bütün bu pozitif yönleri Türkiye siyasi iktidarın gözünden kaçmamış ve temel bir sorun olarak görülmüştür. Çünkü Türkiye tarihi boyunca oluşturulan üniter statükocu anlayışa karşı bir panzehir işlevi göreceği gün gibi aşikardır. Son on beş yıllık AKP pratiği ile anlaşılıyor ki yeni ideolojik bir rejim tahayyül edilmektedir. Bu yeni rejim adım adım inşa edilirken, engel olarak görülen herşeyin tasviyesi öngörülmektedir. Türkiye’de kurulan yeni Türk-islam sentezli iktidarın alt edemediği tek siyasi lider Demirtaş olmuştur. AKP’in Türkiye toplumsal dinamiklerini tasfiye etme, itibarsızlaştırma, tutuklama hamlelerine karşı, siyasi tecrübesiyle üstesinde gelmiştir. Kuşkusuz bu durum siyasi iktidarı daha hırçınlaştırmakta ve büyük bir kine dönüşmesine sebep olmaktadır. Neticede İtalyan savcıların rolünğ bu sefer tele-yargı sistemi devralmış, Demirtaş’ı bir kapatmaya tabi tutmaya çalışmaktalar. Madem ki dışarıda baş edilmiyor o zaman en iyisi zindana atarak sesini kısmaya çalışmaktır! Tabi istedikleri gibi olmadı, Demirtaş kıt kanat koşullarda bile toplumla bağını koparmayarak, kültürel çalışmalar ile halkın teveccühünü kazanıp, adeta zindanın fiziki duvarlarını yıktığını görüyoruz. Toplumsal alanda belli bir sahiplenme söz konusudur, cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığını açıklamasında da bu toplumsal sahiplenmenin etkisi olmuştur.

Türkiye toplumu hayati bir dönemeçten geçmektedir. Bugüne kadar yapılan her türlü zorbalık ve haksızlıklar yol temizliğiydi, artık yeni rejimin inşa sürecini tamamlamak istiyorlar. Bu yüzden başkanlık seçimleri de aslında iki cephe arasında yapılmaktadır. Birinci cephe; tekçi ve muhafazakar bir statükoyu benimseyen, çağdaş evrensel değerlerden uzak bir anlayışı temsil etmektedir. İkinci cephe ise evrensel demokratik ve eşitlikçi değerleri savunan, toplumda ötekileştirilen herkese ses olmaya çalışan bir anlayışı temsil etmektedir. Selahattin Demirtaş da bu gerçekliği farkındadır. Tarihsel misyon ve sorumluğunu yerine getirmek istiyor. Bu gerçekliği kitlelerle paylaşmak gerekir, ve bu yüzden Demirtaş’ın özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Yoksa bu yeni rejim Demirtaş’ı on yılllar boyunca içeride tutmak isteyecektir. Bütün enerjisini tüketmeden bırakmayı düşünmeyeceklerdir. Bu yüzde yapılacak çalışma ve kampanyalarda Demirtaş’ın özgürlüğü hedeflenmelidir. Bu yolla hem Türkiye’de olağan koşullara dönüş daha kolay olacaktır hem de kangrene dönüşen toplumsal sorunların çözümü için bir zemin yaratılmış olacaktır. Bu böyle anlaşılmadığı sürece olumlu bir sonuç elde etmek zor olacaktır.. Muhalefetin, sinmiş anlayışından kurtulup daha yüksek sesle ve temel sorunlara yönelik radikal söylem geliştirmeleri lazım. Savundukları değerlerin kapsamını genişletmek zorundalar. Yoksa bu parçalı durumun bir sonuç doğurması çok zordur. Onu için Demirtaş’a sahip çıkmakla başlayabilirler, bu bile toplum nezdinde yeni bir rüzgar yaratacaktır. Bu güç dayanışması Türkiye toplumsal yapısında olumlu bir gelişme yaratabilir. İtalya halkını Gramsci sonrası yaşadıkları bilinmektedir. Türkiye toplumun geleceği şu andaki siyasetçilerin elindedir. Ya başı dik işin içinde çıkacaklar ya da toplumu boynu bükük bırakacaklar. Em dikarin serbikevin!

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.