DOLAR 6,7633
EURO 7,3746
ALTIN 358,94
BIST 93.074
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Rüzgarlı

Can: Kürt meselesini çözemeyen demokrasiyi kucaklayamaz

16.03.2020
A+
A-

İSTANBUL – Kürt sorununu yok saymakla Türkiye’nin yönetilemeyeceğini söyleyen Akil İnsanlar Heyeti’nden Celalettin Can, “Kürt meselesini çözememiş bir toplum, iki ayaklı bir toplumdur ve demokrasiyi kucaklayamaz” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tecrit altında tutulduğu İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nin kapıları, adada yaşanan yangın sonrası oluşan kaygı ve tepkiler sonucu 8 ay aradan sonra 3 Mart günü yeniden açıldı. Kürt sorununa dair 2013-2015 yıllarını kapsayan çözüm sürecinde devlet heyetlerinin gittiği İmralı’da, sürecin bozulmasıyla yeniden tecrit politikası devreye konuldu, avukatların ve ailelerin adaya gidişlerine izin verilmiyordu.
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in öncülüğünde cezaevlerinde başlatılan açlık grevi ve ölüm orucu eylemleri sonucunda İmralı’nın kapıları açılmak zorunda kalındı. Yenilenen İstanbul seçimlerine de denk gelen bu süreçte avukatlar, 2 Mayıs-7 Ağustos 2019 tarihleri arasında Öcalan’la 5 kez görüştü. 
 
İmralı’da 27 Şubat günü yaşanan yangının yol açtığı tepkiler üzerine Öcalan ile birlikte adada kalan 3 isimden ikisi 3 Mart’ta aileleriyle görüştürüldü. Öcalan, kardeşi Mehmet Öcalan aracılığıyla kamuoyuna ilettiği mesajında, Kürt sorununun çözümü noktasında hala aynı noktada bulunduğunu vurguladı. 
 
Daha önceki görüşmelerinde Türkiye’de, Ortadoğu coğrafyasını da etkileyecek barış ve demokratik bir ortamın sağlanması için “Üçüncü Yol” çizgisini örmek gerektiğini belirten Öcalan, son mesajında bu kez “masa” olarak tarif ettiği siyasal ve sosyal dengenin demokrasi güçlerinin üçüncü ayağını oluşturmasıyla mümkün olabileceğini kaydetti.
 
İmralı’dan yansıyan mesajları,çözüm sürecinde oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti içerisinde yer alan, 78’liler Girişimi Sözcüsü ve Hakların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Celalettin Can ile konuştuk.
 
İMRALI’DAKİ YANGIN VE ZAMANLAMASI
 
Öncelikle Suriye rejim güçlerinin İdlib’de, Türkiye ve destek verdiği gruplara yönelik saldırısı ile aynı güne gelen İmralı’daki yangın olayı üzerinde duran Can, bu bilginin İçişleri Bakanı tarafından kamuoyuyla paylaşılmasının ardından gelişen toplumsal tepkiler üzerine kardeşi Mehmet Öcalan’ın adaya gidişine izin verildiğine dikkat çekti.
 
Öcalan’a yönelik daha önceki yıllarda yaşanan zehirlenme vakasını hatırlatan Can, “Yangın meselesinin ardından gerçekleşen bu görüşmeyi geniş çerçevede değerlendirmek gerekir. Acaba bu yangınla bir mesaj mı verildi bilmiyoruz ama görüşmenin gerçekleştiği dönemlere baktığımızda bazı varsayımlarda bulunabiliriz. Bu varsayımlardan bir tanesi görüşmenin olduğu dönemde Rojava yönetimiyle Şam arasında gerçekleşen görüşmelerdir diyebiliriz. Bu yangınla birlikte Öcalan üzerinden Kürtlere bir mesaj mı verilmek istendi? Yani bu yakınlaşma sizi yakar anlamında mıydı, sorgulamak lazım. Bir diğer önemli varsayım ise; Türkiye’nin İdlib’de yaşadığı zor süreç oldu diyebiliriz. Çünkü İdlib, Türkiye için çok stratejik bir hal almaya başlamıştı. Bundan ötürü yangınla gündem saptırması da düşünülmüş olabilir” dedi.
 
‘DEVLET SIKIŞTIKÇA ÖCALAN’A GİDECEK’
 
Yangın meselesini bu bağlamlarda okunması gerektiğini belirten Can, her ne kadar farklı varsayımlarla yaklaşılabilense de devletin sıkıştıkça Öcalan’a gittiğini ve gideceğini ifade etti. Can, “Bazen bu tür yangınlar çıkartarak, geri adım attırma koşullarını yaratılmak istenebilir. Bazen gündemi saptırmak için bunları yapacak. Ama Öcalan içeride hiçbir şey yapmasa da Kürt-Türk siyasetini çok ciddi biçimde etkilemeye devam edecek” dedi.
 
‘SORUNU YOK SAYARAK YÖNETEMEZSİNİZ’
 
Öcalan’ın “masa” olarak tarif ettiği siyasal ve sosyal denge ile barışı sağlamak için demokrasi güçlerinin “Üçüncü Ayak” oluşturması gerektiğini söylemesi konusunda ise Can, şunları kaydetti: “İki ayaklı çözüm masasında 20 milyon Kürtler yok. Sadece Kürtler de değil, Aleviler ve diğer halklar da yok. Böyle olduğu zaman da masada denge kurulmuyor. Artık uluslararası bir düzeye ulaşmış Kürt meselesini yok sayarak Türkiye’yi yönetemezsiniz. Sayın Öcalan, üçüncü ayak olarak Kürtleri göstererek, Kürtlerin yer almadı bir masa yıkılmaya mahkumdur diyor. Böyle bir Türkiye’nin geleceği yoktur diyor. Öcalan’ın vurgu yaptığı gibi Kürt meselesini çözememiş bir toplum, iki ayaklı bir toplumdur ve demokrasiyi kucaklayamaz. Bunu herkes kabul ediyor.”
 
‘GÜCÜN VARSA SONUÇ ALIRSIN’
 
Can, Öcalan’ın mesajlarında sıkça “güç” vurgusuna atıfta bulunmasının ise sosyolojik olarak iyi analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de güç ve iktidar eliyle toplumsal dokunun değiştirildiğini, büyük manipülasyonlar, algı yönetimleri ve köşeyi dönme ideolojisiyle toplumun değişime tabi tutulduğunu söyleyen Can, bu yüzden de toplumsallığının çözüldüğünü ifade etti. Can, bu konudaki değerlendirmelerine şöyle devam etti: “Bencilliğin, bireyciliğin egemen olduğu bir toplum tiplemesiyle bugün karşı karşıyayız. Öcalan böyle bir toplumu görerek, güç kavramına vurgu yapıyor. Bu gerçeklik üzerinden bir değerlendirme yapıyor. Gücün varsa sonuç alırsın diyor.”
 
Bu konuda doğrudan Öcalan’ın kendisinden örnek veren Can, “Mesela Öcalan öğrencilik yıllarında çıkış aramaya çalıştığında anlaşılmamıştı. Ancak sonradan kendisine o günün şartlarında tepki geliştiren kesimler de destek vermeye başladı. Bunun nedeni ise Kürt Özgürlük Hareketi’nin güç olmasından kaynaklıdır. Güç olmasaydı, ayakta kalması mümkün olur muydu? Bu anlamda sanırım Öcalan, demokrasi güçlerinde bir zayıflık görüyor. En azından biz öyle görelim ve ona göre konumlanalım. Onun için güçlenin diyor. Güç olun ki sonuç alabilesiniz vurgusu yapıyor” dedi.
 
Bu yöndeki sözlerine “Peki, güç nasıl olunur?” diye sorarak devam eden soran Can’ın verdiği yanıt ise şu: “Sen güç olurken senin arkanda Rusya ve ABD olmayacak. Maden arkamızda devletler olmayacak, dayanacağın tek dayanağın halkın olacak.” 
 
‘ÖCALAN’IN SİYASİ DEHASINI DAHA İYİ ANLIYORUM’
 
Ortadoğu’daki gelişmelere de işaret eden Can, bugün Ortadoğu’nun fiili olarak dünyanın merkezi haline geldiğini, Ortadoğu’nun en büyük sorununun ise Kürt meselesi olduğunu kaydetti. Kürt sorununun çözümünün bütün Ortadoğu’yu etkileyeceğini söyleyen Can, “O nedenledir ki egemen güçler, Kürt meselesini köklü bir çözüm olmasını istemez. Yine tam bu nedenledir ki güç olmak zorundayız. Ortadoğu’da kurulan ittifakların geçici olduğunu, asıl ittifakın halkların ittifakı olduğunu bilmemiz lazım. Bunu yapamadığımız takdirde, başkasının yemeğine kaşık salmayla bir yere varamayız. Çünkü yedirmezler. Öcalan’ı da bu şekilde anlamak lazım. Bu noktada gün geçtikçe Öcalan’ın siyasi dehasını daha iyi anlıyorum” diye belirtti.
 
‘DEMOKRASİ VE SOSYALİZM KAVGASI GÜÇLENMELİ’
 
Ortadoğu ve Türkiye’de barış ve demokrasiyi isteyen herkese büyük sorumluluklar düştüğünün altını çizen Can, “Ne yapıp edip halkların bir arada yaşama ideallerini örgütlememiz gerekir. Bu nokta özellikle HDP içindeki sol hareketlerin de sosyal şovenizme karşı güçlü bir mücadeleyi geliştirmesi ve sosyalizmle birleştirmesi gerekiyor. HDP’nin bunun öncülüğünü yaparak, dar açıdan çıkıp daha geniş bir perspektifte demokrasi ve sosyalizm kavgasını güçlendirmesi gerekiyor. Aşağıdan yukarıya öre öre, ayrımcılıkları yıkarak ve barış sesini yükseltmesi lazım” iadelerini kullandı.
 
‘ÜÇÜNCÜ YOL’UN MAYASI DEVRİMCİ DEĞERLER’
 
Bunu yaparken de Öcalan’ın dikkat çektiği gibi, toplumu devrimci değerler üzerinde barış arzusuyla örgütlemek gerektiğini vurgulayan Can, “Öcalan’ın dediği gibi şahsi duygu ve ihtiyaçlarımız için bu emeği tarumar etmeyeceğiz. Bize düşen Fikri Sönmez’lerden kim kaldı onları bulmaktır. Türkiye toplumdaki demokratları, ilericileri ve hakkına hukukuna sahip çıkanlara karşı arayış içinde olmaktır. Bunun mayası Üçüncü Yol’u oluşturacak. Bunu oluştururken, diğer partilerinin tabanlarını kendi özgünlüğümüzü oluşturacağız. Biz onlar gibi pragmatik değiliz diyeceğiz. Biz halkların kardeşliğini ve onurlu barışı savunacağız diyeceğiz. Toplumun gerçek çıkarlarını talep ediyoruz diyeceğiz. Biz halkız diyeceğiz. Bunu da devrimci değerler üzerinde yapacağız. Mahir’leri, Deniz’leri, Mazlum’ları, Şeyh Bedreddin’leri, Pir Sultan’ları, Nesimi’leri hatırlayacağız” dedi.
 
MA / Naci Kaya – Mehmet Arslan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.