DOLAR 5,8083
EURO 6,6210
ALTIN 267,0
BIST 95.040
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Cizre’de 3 yıl sonra: Ne unuttular ne de terk ettiler

13.12.2018
A+
A-

Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015 ila 2 Mart 2016 tarihleri arasında ilan edilen ve aralarında öğrenci, gazeteci ve siyasetçilerin de bulunduğu 300’e yakın insanın hayatını kaybettiği sokağa çıkma yasağının üzerinden 3 yıl geçti. İnsanların mahsur kaldıkları evlerin bodrum katında ambulans beklerken yakılarak öldürülmesiyle hafızalara kazınan yaşanmışlıkların verdiği acı, aradan geçen zamana rağmen biraz olsun azalmış değil. Bu acıyı en fazla duyanlar ise, 79 günlük yasak sırasında çocuklarını kaybeden aileler.

HER DIŞARIYA BAKTIKLARINDA BÜŞRA’YI GÖRÜYORLAR!

Bu ailelerden biri de, yasağın sürdüğü 14 Ocak tarihinde, ilçenin Sur Mahallesi’ndeki evlerine isabet eden top mermisi ile henüz 10 yaşındaki çocukları Büşra’yı kaybeden Akalın ailesi.

5 çocuklu Akalın ailesi, yaşadıkları tarifsiz acıyı biraz olsun dindirebilmek için 5 aya yakın süre evlerinden uzak yaşadı. Bu süre zarfında birçok zorluk çeken aile bireyleri, daha sonra çocuklarının gömülü olduğu Cizre Asli Mezarlığı’nın tam karşısında bulunan evlerine geri döndü. Aile üyeleri, 3 yıldır evlerinin penceresinden dışarıya her baktıklarında ya da kapılarının önüne çıktıklarında çocuklarının mezarı ile ölümüne neden olan top atışlarının yapıldığı tepeyle karşılaşıyor.

‘TEK TESELLİM YAŞAYAN KİŞİLERDİ’

Kızı Büşra’yı yitirdiği olaylarda 12 yaşındaki yeğeni Yusuf’u da kaybeden baba Mehmet Akalın, o günleri konuşmak için kapılarını çaldığımızda, “Allah kimsenin başına getirmesin” cümlesiyle başlıyor anlatmaya kendilerine yaşatılan kıyameti.

Evlerine top mermisi isabet ettiğini başka bir yerde iken öğrendiği dile getiren Akalın, sonrasında yaşananları şu sözlerle söze döktü: “Dışarıdayken haber verdiler bana. Yasaktan dolayı akrabalarımızın çocukları da bize gelmişti. 30’u aşkın kişi vardı. Eğer top bir üst kata değseydi büyük bir katliam olacaktı. Eve geldiğimde sadece kimin yaşadığına bakıyordum. Tek tesellim yaşayan kişilerdi.”

‘BÜYÜK BİR FELAKET YAŞADIK’

Baba Akalın, kızı ve yeğenini yitirdiği olayların ardından psikolojisinin bozulması nedeniyle yaklaşık bir yıl boyunca hiçbir iş yapamadı. Dünden bugüne taşınan ruh hallerini ise, evlerinin hemen karşısında bulunan Büşra’nın gömülü olduğu mezarlık ile top atışlarının yapıldığı tepeye işaret ederek, “Büyük bir felaket yaşadık. Her dışarıya baktığımda mezarlığı görüyorum” sözleri ile özetliyor.

Akalın ailesi gibi, Cudi Mahallesi’nde bulunan evlerinin önünde polislerin sıktığını belirttikleri kurşunla çocukları Ferdi Kalkan’ı (20) kaybeden Kalkan ailesi de, yaşadıklarını unutmaları mümkün olmayan bir diğer aile.

Aile, evleri yasak sırasında yıkıldığı başka bir evde kiracı olarak yaşamlarını sürdürme gayretinde.

BUGÜN HALA YAŞIYOR OLABİLİRDİ

Akide Kalkan

Vurularak yaralanması üzerine çağrılan ambulansın mahallelerine gelmesine diğer benzer vakalarda karşılaşıldığı gibi kolluk güçlerince izin verilmedi. Bu yüzden oğlunun sabaha karşı kan kaybından hayatını kaybettiğini anlatan anne Akide Kalkan’ın zihninden çıkmayan şey, ambulansın gelmesine izin verilmesi halinde çocuğunun belki bugün hala yaşıyor olma ihtimali.

‘OĞLUM OLARAK KABUL ETTİM’

Hayatını kaybeden oğlunun cenazesi morga kaldırıldıktan sonra kimsesizler mezarlığına defnedildi. Kendilerine ise sadece bir mezar numarası verildi. O mezarın gerçekten oğluna ait olup, olmadığına emin olamadığını dile getiren anne Alkan, bu hissiyata rağmen “Ama mezardaki kişinin Cizre’de hayatını kaybettiğine emindim. Ondan kaynaklı oğlum olarak kabul ederek, mezar taşı yaptırdım” diyor.

‘NE GİDERİM NE DE UNUTURUM’

Yitirdiği çocuğunun her halinin sürekli gözünün önüne geldiğini paylaşan anne Kalkan’ın dilinden “Hayatım boyunca o günleri unutmayacağım. Bazı şeyleri dakikalar içinde unutuyor olabilirim. İş yapamaz hale de gelmiş olabilirim. Evim de elimden alınmış olabilir. Ama kulübe kurar yine burada yaşarım. Ne buradan giderim ne de bu yaşananları unuturum” sözleri dökülüyor bugün. (Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.