DOLAR 6,8629
EURO 7,7414
ALTIN 395,68
BIST 8,6216
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Gök Gürültülü

Çoklu Baro sistemi’ni hukukçular nasıl değerlendiriyor?

09.06.2020
A+
A-

Ankara kulislerinde son dönemde Avukatlık Yasası’nın değiştirilerek çoklu baro sistemine geçileceği ve ilgili düzenlemenin yakın zamanda Meclis’e geleceği konuşuluyor. Yeni düzenlemeye göre, barolar yine merkezde tek bir Barolar Birliği tarafından yönetilirken, illerde çoklu barolar kurulabilecek.

Dolayısıyla, üye sayısı beş bini aşan illerde iki bin üye ile yeni bir Baro kurulabilecek. Örneğin İstanbul’da ilave olarak 5-6 baro daha kurulabilecek.

Mesleki eğitim kalitesi etkilenir

Euronews Türkçe’ye konuşan Avukat Prof. Dr. iur. Mehmet Köksal, Avukatlık Kanunu’nda değişikliğe gidilerek çoklu baro sisteminin getirilmesi yönünde bir adım atılmasıyla birlikte aynı yetkileri alacak olan baroların yetkilerinin bölüneceği ve mesleki eğitimin kalitesinin azalacağı konusunda endişelerini dile getiriyor.

Köksal’a göre, bu uygulama, baroları “siyasi bir araç” olarak kullanma arzusunun bir uzantısı olup, hak arayan kişilerin, örneğin şiddet gören bir kadının veya istismara uğrayan bir çocuğun, bağımsız avukata erişimini zorlaştıracak.

“Kamu hukuku tüzel kişileri olan baroların üç temel görevi vardır” diyen Köksal bu görevleri şu şekilde sıralıyor: “Avukatların eğitimleri, avukatlarla yargının, avukatlarla müvekkillerinin ve avukatlarla avukatların ilişkilerinin düzenlenmesi; hukukun üstünlüğünün sağlanması; ve hak arama özgürlüğünün temin edilmesi.”

Köksal, “Bölünmüş barolar, mali açıdan zorluklar yaşayacaklar. Eğitimleri karşılayamayacaklar. Üye kazanabilmek için de eğitimleri (…) gereği gibi yapmayacaklar. Avukatlar da nerede kolay ruhsat alabiliyorlarsa oraya gidecekler. Bu da, eğitimin ciddiyeti ve kalitesini etkileyecek” diyor.

“Türkiye’de geçmişi 1800’lü yıllara dayanan barolar, tarihsel süreçten ileri gelen, insanların hakları konusunda mücadeleler sonucunda elde edilmiş bir yapı. Türkiye’deki hukuk ve baro sistemi Kıta Avrupası’ndaki sistemi temel alıyor ve şu anda oldukça demokratik ve tam özerkliğe sahip bir sistem” diye ekliyor.

Kıta Avrupası’nda tek baro uygulaması

Avrupa’da Almanya, Finlandiya, İsveç gibi birçok ülkede şehir başına tek baro uygulaması var ve barolara üye olmak zorunlu. Türkiye’nin uygulamayı planladığı sistem ise sadece Anglo-Sakson hukuk sisteminin geçerli olduğu İngiltere’de, ABD’nin bazı eyaletlerinde, Japonya’da ve dilsel farklılıklardan dolayı Belçika’da kısmi olarak uygulanıyor.

“Peki ama bu sistemleri bizim sistemimize nasıl entegre edeceksiniz? Ne kanunlar uyuyor, ne de hukuk sisteminin yapısı” diyor Köksal.

Tartışmaya açılan ancak bu öneriye sıcak bakmayan avukatlarla geniş bir yelpazede istişare edilmediği için eleştirilen sistemin eleştirilen bir diğer boyutu ise avukatların denetimi ve mesleki etik kurallarının geçerliliği.

Köksal bu durumu bir örnekle açıklıyor: “Örneğin 1000 kişi toplandı ve bir baro kurdu. İçlerinden biri meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suç işledi. Ama o kişiyi atarlarsa baro üye sayısı binin altına düşecek ve kapatılacak. Dolayısıyla mesleki ahlak ve suçlar gevşeyecek. Ve avukatlar daha az disiplin cezası veren barolara yönelecek. Meslek yozlaşacak.”

Köksal, barolarda böyle bir sistem değişikliğine gidilme çabalarını da, her rejimde baroların devam ettirdiği eleştirel ve denetleyici tavır sebebiyle iktidarın “yaramaz çocukları” olarak görülmesine ve iktidarın hukuku “arka bahçesi” olarak kullanmaması için yaptıkları çabalara bağlıyor.

“Çoklu baro sisteminin getireceği bir diğer aksaklık ise, üye sayılarına göre baroların Türkiye Barolar Birliği’ne delege göndermesindeki haksızlıklar olacak; baroların yönetim kurullarının seçilmesinde nispi sisteme geçilmesi, baro yönetim kurullarında karar almayı güçleştirecek ve hatta çoğu zaman imkansızlaştıracak” diyor Köksal.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.