DOLAR 5,8083
EURO 6,6210
ALTIN 267,0
BIST 95.040
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Cumartesi Anneleri: Arjantin ve Şili de kaybettiler, Türkiye’de de kaybedecekler

08.09.2018
A+
A-

Cumartesi Anneleri’nin 702’nci hafta eylemi de polisler tarafından engellendi. Büyük Parmak Kapı sokakta oturan anneler, gerçekler bilinmesin diye Galatasaray Meydanı’nın yasaklandığını belirterek, “Annelerden ve meydanlardan korkanlar Arjantin’de, Şili’de kaybettiler, Türkiye’de de kaybedecekler” dedi.

Gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri’nin 702’nci hafta eylemi de polis tarafından engellendi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları, Cumartesi İnsanları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Ahmet Şık, Garo Paylan, Züleyha Gülüm, Ali Kenanoğlu ve İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri buradan Galatasaray Meydanı’na yürümeye çalıştı.

Fotoğraf: MA

Boyunlarında kayıpların fotoğraflarını, ellerinde karanfiller taşıyan kitlenin önü İstiklal Caddesi’ne çıkan Büyük Parmak Kapı sokağında polislerce kesildi. Polis ailelerin Beyoğlu Kaymakamlığı kararı doğrultusunda yürütmedi.

Fotoğraf: MA

Polisin engellenmesi üzerine kitle Büyük Parmak Sokakta oturma eylemi yaptı. Burada açıklama yapan Cumartesi Anneleri, 12 Eylül 1994’te gözaltına alınarak kaybedilen Kenan Bilgin’in akıbetini sordu. Haftanın açıklamasını kayıp yakını Besna tosun yaptı.

“Kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz!” diyen Tosun, “Gözaltında kaybetme, uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tanımlanır. Uluslararası hukuka göre herkesin gözaltında kaybedilmeden korunması ve bu suçun etkili bir biçimde cezalandırılması devletlerin yükümlülüğüdür. Bizler kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak 702 haftadır devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmesi talep ediyoruz. Galatasaray’daki 700. buluşmamıza saatler kala ağır bir polis şiddeti ile darp edildik, gaz bombalarının hedefi olduk, işkence gördük, yaralandık, gözaltına alındık. 2011 yılında Erdoğan’ın davet ederek görüştüğü, ‘Sizin sorununuz kabinemin sorunudur, elimizden geleni yapacağız’ dediği yaşlı annelerimiz İçişleri Bakanı’nın ağır hakaretlerine maruz kaldı. Bugün de gözaltında kaybedilen sevdiklerimizle buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanı TOMA’lar, iş makineleri, çelik ve beton bariyerler ile kuşatıldı. Elimizdeki fotoğraflara ve karanfillere karşı ağır silahlı polisler konuşlandırıldı” dedi.

‘GERÇEKLER BİLİNMESİN DİYE YASAKLIYORSUNUZ’

Adalet taleplerini Galatasaray Meydanı’nı zapt ederek cevap verenlere seslendirdiklerini belirten Tosun, “Bizim 702 haftadır kamuoyuna açıkladıklarımız tanık beyanlarına, kamu görevlilerinin ifadelerine, TBMM raporlarına, savcılık fezlekelerine, mahkeme tutanaklarına, AİHM kararlarına, akademik çalışmalara, kitaplara, gazete haberlerine de yansıyan gerçeklerdir. Gerçekler bilinmesin diye bize Galatasaray’ı yasaklıyorsunuz. 702 haftadır kayıplarımıza ulaşma ve onları kaybedenlerden adil bir yargı önünde hesap sorma talebimizin meşruiyetinden korkuyor ve bizi susturmak istiyorsunuz. Hukukun üstünlüğü talebimize ağır polis şiddetiyle cevap verenlere sesleniyoruz: Annelerden ve meydanlardan korkanlar Arjantin’de, Şili’de kaybettiler, Türkiye’de de kaybedecekler” diye konuştu.

Bu haftaki eylemde 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in akıbetini soran Tosun, konuşmasına şöyle devam etti: “12 Eylül 1994 sabahı, 35 yaşındaki Kenan Bilgin Ankara Dikmen’de otobüs durağında sivil polislerce gözaltına alındı. 11 kişi Kenan Bilgin’i Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde işkencede gördüklerine dair tanıklık etti. Ancak onun gözaltına alındığı bugüne kadar inkar edildi. Tüm yasal girişimler sonuçsuz kalınca dava AİHM’e taşındı.

KENAN BİLGİN İÇİN ADALET

AİHM’deki yargılama sonucunda mahkeme Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçlerince gözaltına alındığını; kendisinin 3 Ekim 1994 tarihine kadar güvenlik güçlerinin elinde bulunduğunu; ancak bu konuda hiçbir kaydın tutulmadığını ve bundan sonra akıbetinin ne olduğu konusunda hiçbir kayıt ve bilginin bulunmadığını tespit ederek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oybirliği ile mahkûm etti. AİHM mahkûmiyetine rağmen etkin bir soruşturma yürütmeyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi. Ömrü oğlunun akıbetini öğrenmeye yetmeyen Fincan Bilgin’in bıraktığı yerden ‘Kenan Bilgin için adalet!’ istemekten vazgeçmeyeceğiz. Yaşam adına, barış adına, insanlık ve vicdan adına Kenan Bilgin’i ve kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.