DOLAR 5,7100
EURO 6,3974
ALTIN 257,8
BIST 98.028
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Gök Gürültülü

Cumartesi Anneleri: Failleri izleyerek yaşıyoruz

01.06.2019
A+
A-

İSTANBUL – Cumartesi Anneleri, öldürülen iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın faillerini sordu. Buldan’ın eşi Pervin Buldan, “Failleri biliyoruz” derken, Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım ise “Halen faillerini izleyerek, aynı havayı soluyarak yaşıyoruz” dedi. 

 
Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 740’ıncı haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmek isteyen Cumartesi Anneleri, bir kez daha polis tarafından engellendi. Cumartesi Anneleri, polis engeli üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta eylemlerini gerçekleştirdi. Sokak, polisler tarafından her hafta olduğu gibi yine ablukaya alındı. Eyleme gelenler, üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyerek, gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları ve karanfil taşıdı. Bu haftaki eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile milletvekilleri Oya Ersoy, Hüda Kaya ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu destek verdi.
 
Bu haftaki eylemde, İstanbul’da 1994 yılında Yeşilköy’de bir otelin çıkışında kaçırıldıktan iki gün sonra cenazeleri bulunan ve daha sonra isimleri mahkeme tutanaklarında “Öldürülecek Kürt İşadamları Listesi”nde yazılı olan Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın failleri soruldu.
 
‘REFORMDAN HİÇ BAHSETMEYİN’
 
Haftanın basın açıklamasını kayıp Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun yaptı. “Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet istiyoruz!” diyen Tosun, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladığı “Yargı Reformu Strateji Belgesi”ne değinerek, “Özgürlükleri kısıtlayan tüm uygulamalara karşı devletin bütün kurumlarının duyarlı olmasını sağlayacaklarını vurguladı. Belgenin giriş kısmında da adalet sistemindeki reform ihtiyacının temel olarak toplumsal taleplere dayandığı yazıldı. Biz Cumhurbaşkanı’nın çizdiği ‘Pembe Türkiye Tablosu’nda yaşamıyoruz. Kaybedilen sevdiklerimizin akıbetini öğrenemediğimiz bir belirsizliğin içinde yaşıyoruz. Hakikate ve adalete erişemediğimiz, taleplerimizi kamuoyuna aktaramadığımız bir hukuksuzluğun içinde yaşatılıyoruz. Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz: Toplum olarak ihtiyacımız birbirinin tekrarı olan ve yalnızca sözde kalan yargı paketleri değil; gerçek adaletin, gerçek demokrasinin, gerçek insan haklarının hayata geçirildiği uygulamalardır. Sizi hakikat adına, adalet adına, vicdan adına bizim anayasal taleplerimize ve toplumun demokratik taleplerine dayanan uygulamaları derhal başlatmaya çağırıyoruz. İlk adımı atın; Polisinizi, copunuzu, kalkanınızı, TOMA’nızı üzerimizden çekin. Kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’daki işgale son verin. Bunları yapmayacaksanız bize haktan hukuktan adaletten, reformdan hiç bahsetmeyin” diye konuştu.
 
BULDAN, YILDIRIM VE KARAY ANLATILDI
 
Tosun, Karay, Buldan ve Yıldırım’ın kaybedilme hikayesini ve hukuk mücadelesini şu sözlerle anlattı: “740’ıncı Haftamızda geçmişte yaşanan ve bugün de devam eden bir hukuksuzluk, cezasızlık dosyası ile kamuoyunun karşısındayız. İsimleri mahkeme tutanaklarında ‘Öldürülecek Kürt İşadamları Listesi’nde yazılı olan Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın katledilip bedenlerinin kaybedilmek istenmesinin 25. yılındayız. 3 Haziran 1994 günü sabah 4.30’da, Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay İstanbul Yeşilköy’de bulunan Çınar Oteli’nden çıktılar. Dışarıda bekleyen 3 otomobilden çıkan telsizli, çelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi onları durdurdu ve otelin duvarına yaslayarak aradı. Kendilerini polis olarak tanıtan bu kişiler ‘İfadelerinizi alıp bırakacağız’ diyerek onları zorla otomobillere bindirdiler. Olaydan yarım saat sonra haberi alan aileler, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı ve Yeşilköy Polis Karakolu ile irtibata geçerek yakınlarının kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce kaçırıldıkları hususunda şikâyette bulundular. İstanbul Valisi ve Başbakanlıkla görüştüler. Ancak Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın gözaltına alındıkları reddedildi.
 
EVRENSEL HUKUK YÜRÜTÜLMEDİ
 
04 Haziran 1994 tarihinde akşam 20.15 civarında kaçırıldıkları yerden 270 km uzakta Bolu/Yığlıca Karakaş yol güzergâhı, Taşlı Melen Mevkiinde işkence ile sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri, köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde kimliklerini kanıtlayacak hiçbir belge, değerli eşya veya para yoktu. 1997 yılında Susurluk Komisyonu’na ifade veren dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı; dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın başını çektiği bir grubun mafyayla işbirliği yaparak yargısız infazlara giriştiğini detaylarıyla anlattı. Avcı; Savaş Buldan ve arkadaşlarının ölümünden Mehmet Ağar’ı sorumlu tuttu. Buldan, Yıldırım ve Karay dosyaları son olarak 19 Aralık 2013 tarihinde düzenlenen yeni bir iddianameyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaya dâhil edildi. Yargılamalar sırasında tanık olarak ifade veren eski MİT Kontr-Terör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün mahkemeye sunduğu ‘Öldürülecek Kürt İşadamları Listesi’nde Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın da isimleri vardı. İlk duruşması 16 Mayıs 2014’te görülen ve tutuklu sanığın bulunmadığı dava ne yazık ki bugüne kadar evrensel hukuka uygun bir biçimde yürütülmedi.
 
‘KATLEDENLERİ BİLİYORUZ’
 
Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın kimler tarafından kaçırıldıkları ve sorgulandıkları devletin Susurluk Raporu’nda, Ergenekon iddianamesinin 228 No’lu ek klasöründe yer alan el yazılı itiraflarda, savcılık ifadelerinde ve mahkeme tutanaklarında yer aldı ama 25 yıldır bu suçun bilinen failleri, talimat verenleri, organize edenleri cezasızlıkla korundu, adalet sağlanmadı. Gözaltına alınıp katledilişlerinin 25. yılında bir kez daha ‘Onları gözaltına alanları, kaybedenleri, katledenleri biliyoruz, adalet istiyoruz!’ talebimizi tekrarlıyoruz. Kayıplarımızdan ve 41 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”
 
BULDAN: KARŞIMIZA KALIN DUVARLAR ÇIKTI
 
Ardından kaybedilen Savaş Buldan’ın eşi HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konuştu. 25 yıllık dönem içerisinde başvurmadıkları, kapısını çalmadıkları, aramadıkları, koşturmadıkları hiçbir yer, kapı, adalet kalmadığını dile getiren Buldan, “Ancak bu dönemde karşımıza tek bir şey çıktı; kalın duvarlar, sessiz, sağır, görmeyen, duymayan ve hiçbir şekilde araştırılmasını istemeyen bir sistem çıktı karşımıza. 25 yıldır Savaş Buldan’ın, Hacı Karay’ın ve Adnan Yıldırım’ın katillerinin yargılanması ve bu cinayeti işleyenlerin yargı önüne çıkarılması ve cezalandırılması için elimizden gelen her şeyi yaptı.  Sadece aileler olarak değil, Cumartesi Anneleri, Türkiye’de barıştan, adaletten, hukuktan yana olan herkes buna ve buna benzer olan tüm olayların araştırılması için her şeyi yaptı. Ancak o dönemden bugüne kadar değişen hiçbir şeyin olmadığını her zaman gördük ve buna tanıklık ettik. TBMM’de bile faili meçhul cinayetlerin araştırılması ve yargılanması gerekenlerin isimlerini söylememize rağmen ne yazık ki bu ülkede adaleti hiçbir zaman bulmadık ve buna rastlamadık. Evet, sistematik bir hale dönüşen faili meçhul cinayetler sadece 90’lı, 95’li yıllarda değil, bugüne kadar devam eden bu cinayetler hala Türkiye’nin kanayan bir yarası olarak devam etmektedir. Bizler Buldan, Karay ve Yıldırım aileleri olarak bu cinayetin açığa çıkması için mücadelemizi her daim sürdürmeye söz verdik. Ta ki failler bulunup, cezalandırılana kadar. Evet, failler bulunsun diyoruz ama biz faillerin kim olduğunu çok iyi biliyoruz. Ve bu cinayetlerin bizzat devlet eliyle işlendiğini de biliyoruz. Bu cinayetleri işleyenler kendilerini inkar etmediler. Her dönem bir şekilde bunu söylediler, anlattılar. Devletin bekası için, devletin geleceği için bu cinayetleri işlediklerini ifade ettiler. Ve bazı komisyonlara da bunu aktardılar. Devlet ve hükümet, geçmiş hükümetler ve bugün ki hükümetler bununla ilgili her hangi bir şey yapmadı. Devam eden yargılama süreci sürekli ertelenen, failleri koruyan bir sistem içerisinde hizmet eden bir anlayışla yürütüldü. Bunu kabul etmediğimizi, bir an önce bu faillerin cezalandırılması ve yargı önüne çıkarılmasını bir kez daha talep ediyoruz” dedi.  
 
‘ZELAL, HELİN VE ENES’İN AHI YERDE KALMAYACAK’
 
“Yargı Reformu Strateji Belgesi”ne değinen Buldan, şunları söyledi: “Bu belgenin içerisinde faili meçhul cinayetler yoksa, bunun araştırılması yoksa, bu katillerin cezalandırılmasına yönelik bir şey yoksa biz bu yargı reformundan her hangi bir şey beklemiyoruz. Mutlaka ve mutlaka bu yargı reformunun içerisine toplumun büyük bir kesiminin ifade ettiği faili meçhuller meselesi, kayıplar meselesi, yargısız infazlar meselesi yer almalıdır. Toplum bu anlamda rahatlatılmalıdır. Beklentimiz bu yöndedir. Dolayısıyla bizler bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki babası öldüğü gün dünyaya gelen Zelal’in, babası öldüğü gün 40 günlük olan Helin’in, babasının öldüğü gün bir yaşında olan Enes’in ahı yerde kalmayacaktır. Evet, bunun için bu mücadele yerde kalmayacaktır” diye konuştu.
 
Hacı Karay’ın oğlu Enes Karay da yaptığı konuşmada, “Adalet arıyoruz” dedi.
 
YILDIRIM’IN KIZI: KATİLLERİ İZLEYEREK YAŞIYORUZ
 
Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım da yaptığı konuşmada, Karay, Yıldırım ve Buldan’ın kaybedilme hikayesini ve yargı sürecini anlattı. Leyla Yıldırım, “Evet, onlardı ölümü yakıştıramadığımız kahraman babalarımız, annelerinin dokunmaya kıyamadığı canları, işkence görerek öldürülmüşlerdi. Biz çocukları yıllarca babalarımızın cansız bedenlerini medyada, gazetelerde görerek büyüdük. Halen faillerini izleyerek, aynı havayı soluyarak yaşıyoruz. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve çete elebaşı İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’ın yargılanmasını istiyoruz” dedi. Leyla Yıldırım, “Biz hakkımız olan adaleti istiyoruz. Katillerin gerçek anlamda yargılanmasını istiyoruz. Şunu hiçbir zaman unutmasınlar ki rahat yataklarında ölebilirler ama nesiller boyu katil olarak anılacaklardır. Tarihe birçok masum insanın katilleri olarak geçecekler” dedi.
 
Leyla Yıldırım, babası Yıldırım, Karay ve Buldan’ın katledilişlerinin 25’inci yılında mezarları başında yapacakları anmaya katılmaları çağrısında bulundu.

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.