DOLAR 6,0978
EURO 6,7982
ALTIN 249,9
BIST 83.675
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Danıştay Ceylan Önkol’un ölümünde idareyi ‘kusurlu’ buldu

16.05.2019
A+
A-
 
Danıştay, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nin Ceylan Önkol davasında, aileye 5233 sayılı “Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun” kapsamında yer alan “sosyal risk ilkesi” nedeniyle tazminat ödenmesi kararını bozdu. Danıştay 15’inci Dairesi, Önkol’un ölümünde idarenin eylemiyle zarar arasında nedensellik bağı bulunması nedeniyle davanın “kusursuz sorumluluk” veya “hizmet kusuru” ilkesi kapsamında görülmesi gerektiğine hükmetti.
 
Danıştay kararında, ilk derece mahkemenin Önkol’un ölümünün idarenin eylemiyle meydana gelip gelmediğinin belli olmadığını, davacıların idarenin kusurlu/kusursuz sorumluğunu ortaya koyamadıkları, zararla idarenin eylemiyle illiyet bağı bulunmadığına ve tazminatı, yargısal ve bilimsel içtihatlarla oluşan “sosyal risk” ilkesi uyarınca 5233 sayılı “Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun” kapsamında toplam 28 bin 208 TL ödendiği yönündeki kararına işaret edildi. 
 
‘EYLEM İLE ZARAR ARASINDA BAĞ VAR’
 
Kararda, 5233 sayılı kanunun uygulama alanın yalnızca “sosyal risk ilkesi” uyarınca tazmini mümkün olan uyuşmazlıklarla sınırlı bulunduğunu, idari eylemle zarar arasında nedensellik bağının kurulduğu hallerde “sosyal risk ilkesinin” uygulanamayacağını, dolayısıyla idari eylemlerden doğan zararın hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca tazminin gerektiği tespitinde bulundu.
 
‘İDARE GÜVENLİK HİZMETİNİ GEREĞİ GİBİ YÜRÜTMEDİ’
 
Askeri mühimmatla Önkol’un öldüğü Lice’nin Şenlik köyü Aşağı Hambaz mezrasında 1998-2009 yılları Genelkurmay Başkanlığı verilerine göre, 4 defa çatışma yaşandığı belirtilen kararda, patlamanın olduğu yerde köylülerin sürekli hayvan otlatmak için geçiş güzergahı olarak, çocukların oyun alanı olarak kullandığını, sürekli kullanılan bir yerde patlamamış bir mühimmatın bulunmasının idarenin güvenlik hizmetini gereği gibi yürütmediğinden kusuru bulunduğu sonucuna varıldı. 
 
‘KARARDA HUKUKİ BİR İSABET YOK’
 
Danıştay belirtilen nedenlerden dolayı, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nin uyuşmazlığı “Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun” uyarınca çözülmesi kararında hukuki bir isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozarak, yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemeye gönderilmesine hükmetti. 
 
NE OLMUŞTU?
 
Lice ilçesine bağlı Hambaz mezrasında oturan 14 yaşındaki Ceylan Önkol, 28 Eylül 2009’da hayvan otlatırken gerçekleşen bir patlamada yaşamını yitirmişti. Lice Cumhuriyet Savcısı olayın “teröre müzahir bölgede” olmasını gerekçe göstererek güvenlik gerekçesiyle olay yerine gitmemiş ve köylülerden cesedi alıp en yakındaki Abalı Jandarma Karakolu’na getirmelerini istemişti. 6 saat sonra karakola getirilen ceset üzerinde yapılan otopside, Önkol’un el, ayak ve kollarında parçalanma olmadığı sadece göğüs kısmında parçalanma meydana geldiği belirtilmişti.
 
 Olayın kamuoyuna yansıması ve gelen tepkiler üzerine Lice Cumhuriyet Savcısı Helikopter ile olayın olduğu yere gitmiş, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nden gelen 2 bomba uzmanının yardımı ile bir kez daha keşif yapmıştı. Bulunan şarapnel parçaları bomba uzmanlarına incelenmek üzere teslim edilmişti ve dosya ile ilgili gizlilik kararı alınmıştı.
 
DOSYA RAFA KALDIRILDI
 
Lice Cumhuriyet Savcılığı 24 Mart 2014 yılında soruşturma dosyasında, mühimmatın sabit durduğu, daha önce kim tarafından atıldığının belli olmadığı gerekçesiyle soruşturma dosyasında “daimi arama” kararı vererek dosyayı rafa kaldırmıştı. 
 
Olayın ardından İnsan Hakları Diyarbakır Şubesi’nde yer alan avukatlar, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde aile adına tazminat davası açmıştı. 100 bin TL maddi, 150 bin TL manevi tazminat talebiyle açılan davada mahkeme, 28 bin 208 TL tazminata hükmetmişti. Mahkeme, maddi tazminat talebini kısmi olarak kabul eden mahkeme, manevi tazminat talebini, “Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’u” uyarınca karar vermesi nedeniyle reddetmişti.
 
MA / Aydın Atay 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.