DOLAR 5,6541
EURO 6,3405
ALTIN 259,1
BIST 101.849
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Parçalı Bulutlu

Demirtaş dosyasındaki suçlamalara tek tek açıklık getirdi

08.07.2019
A+
A-

İSTANBUL –  HDP’nin tutuklu olan önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Twitter hesabı üzerinden Ankara 19’uncu Ceza Mahkemesi’nde süren davada hakkındaki suçlamalara tek tek açıklık getirdi. 

 
Halkları Demokratik Partisi’nin (HDP) tutuklu olan önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava dosyasına dair Twitter hesabı üzerinden bilgi paylaştı. Dosyasındaki hukuksuzlara dikkat çeken Demirtaş, dosya da delil olarak gösterilen belgelerdeki hukuksuzlukları tek tek anlattı. 
 
Demirtaş paylaşımlarında, “Merhaba, umarım hepiniz daha iyisinizdir. Biz de iyiyiz. Sözde yargılandığım davaya dair biraz bilgi vermek istiyorum. Malum nedenlerle, medyanın önemli bir kısmı duruşmalarımı takip etmiyor. Ancak herkesin gerçekleri bilme hakkı var. Belki biraz zamanınızı alacağım ama anlatacaklarımın tamamı gerçek ve çok önemli. Meydan meydan, kanal kanal dolaşıp beni ‘terörist, katil’ ilan edenlere zaten inanmadığınızı biliyorum. Yine de bütün ‘iddiaları’ bir de benden dinleyin lütfen” ifadelerini kullandı. 
 
‘TUTUKLAMAYA GEREKÇE GİZLİ TANIK YOK’
 
Hakkındaki 8 suçlamaya dair bilgi ve belge paylaşan Demirtaş, dosyadaki “Mercek” isimli gizli tanığa değinerek, “Mercek adlı gizli tanığın 2009 yılında verdiği sözde ifadeye göre, TBMM’de Kürtçe konuşma yapmak için KCK’den talimat almışım. (Kürtçe konuşmayı da Sayın Ahmet Türk yapmıştı bu arada.) Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı beni bu iddiayla tutuklattıktan iki yıl sonra, mahkemenin ısrarı üzerine gönderdiği yazıda, aslında böyle bir gizli tanığın hiç olmadığını belirtti. Bu fezlekeyi hazırlayıp TBMM’ye gönderen savcı Uğur Özcan, daha sonra Cemaat’ten tutuklandı” dedi. 
 
‘SAVCI CEMAATTEN TUTUKLANDI’
 
Demirtaş’ın suçlandığı bir başka iddia olan Elazığ’da bir aileye PKK’nin yazdığı mektubu götürdükleri yönündeki iddia içinde “PKK, Elazığ’daki bir aileye mektup yazmış ve bu mektubu Sayın Gültan Kışanak ile benim elden teslim etmemizi istemiş. Mektup, güya eski Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Sayın Abdullah Demirbaş’ın bilgisayarından çıkmış ve PM üyemiz Ali Oruç bize teslim etmiş. Sene 2009. Yıllar sonra yapılan teknik incelemede bu mektubun, A. Demirbaş’ın bilgisayarından usule aykırı bir şekilde oluşturulduğu/elde edildiği ortaya çıktı. A. Oruç, A. Demirbaş ve G. Kışanak bu suçlamalardan beraat etti. Ama dosyama konulan bu mektup, tutuklanmama gerekçe yapıldı.  Zaten kendilerine mektup yazıldığı iddia edilen aile de böyle bir mektubun olmadığını belirtti. Öte yandan, bu fezlekeyi hazırlayan savcı da Cemaat’ten tutuklanan Uğur Özcan” ifadelerini kullandı. 
 
‘PARTİ YÖNETİCİLERİN GÖRÜŞMÜŞÜM’
 
2008’de KCK yöneticileri görüşme yaptığı iddialarına ilişkin de Demirtaş, “2008’de (ben grup başkanvekiliyken) KCK yöneticileriyle telefon görüşmeleri yapmışım. Milletvekili olmama rağmen telefonlarım yasa dışı bir şekilde dinlenmiş. Konuşma içeriklerinde suç unsuruna rastlanmamış ama konuştuğum kişiler örgüt yöneticisiymiş. Kim oldukları fezlekede -özellikle- belirtilmeyen bu “örgüt yöneticileri” kimmiş peki? İşte tamamı parti yöneticilerimiz olan bu kişileri, örgüt üyesi gibi gösterip fezleke düzenleyen savcı da aynı: Cemaat’ten tutuklanan Uğur Özcan” paylaşımında bulundu. 
 
‘DTK TOPLANTISINA AKTAY VE ENSARİOĞLU İLE KATILDIK’
 
Bir başka suçlama olan Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) toplantılarına katıldığı iddialarına ilişkin de Demirtaş, “Herkesin yakından bildiği Demokratik Toplum Kongresinin (DTK) konferans ve panellerine katılmışım. Toplantıların içeriğinde suç unsuru yokmuş ama DTK ‘terör yapılanmasıymış’, ben de DTK yöneticisiymişim. DTK legal, açık, meşru ve hali hazırda bile faaliyetlerini sürdüren bir platformdur. Anayasa yapımı çalışmalarında, görüş bildirmek üzere Meclis Başkanlığı tarafından TBMM’ye bile davet edilmiştir. Hatta bu davet üzerine DTK, görüş ve önerilerini Anayasa Uzlaşma Komisyonuna yazılı olarak sunmuştur. Suçlamaya konu DTK toplantılarının bazılarına -kaderin cilvesine bakın ki- AKP milletvekilleri Galip Ensarioğlu ve Yasin Aktay ile birlikte katılmıştık. Hepsi de basına açık, legal toplantılardı” paylaşımını yaptı. 
 
‘FAİK HOCA’YI ÇAVUŞOĞLU’DA TANIR’
 
KCK’nin Avrupa sorumlularından “Faik Hoca” adlı kişi görüştüğü iddiasına da Demirtaş, “KCK’nin Avrupa sorumlularından Faik Hoca adlı kişi, benim Avrupa’da bir konferansa katılmam yönünde aldığı talimatı Kamuran Yüksek aracılığıyla bana iletmiş. Oysa Kamuran Yüksek, o dönemde eş genel başkan yardımcımız. ‘Faik Hoca’ dedikleri sözüm ona KCK sorumlusu ise partimizin resmî Avrupa temsilcisi Faik Yağızay. Matematik öğretmeni olduğundan, kendisine parti içinde ‘Faik Hoca’ diye hitap edilir. Faik Hoca’yı, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da tanır. Avrupa Konseyinde görüşmüşlükleri de vardır. Bu asılsız suçlamalar da 1 no’lu fezlekede bulunuyor. Bu fezlekenin savcısı yine Uğur Özcan, daha sonra Cemaat’ten tutuklandı” ifadesini kullandı. 
 
‘KONUŞTUĞUM KİŞİ EŞ GENEL BAŞKAN YARDIMCIM’
 
Cumhurbaşkanı ile yurtdışı gezine katılmak için KCK’den talimat aldığı yönündeki iddia içinde Demirtaş, “2009’da grup başkanvekiliyken, Cumhurbaşkanı ile bir yurtdışı gezisine katılmak için KCK’yi bilgilendirip izin istemişim. Oysa konuştuğum kişi benim Eş Genel Başkan Yardımcım Kamuran Yüksek. Kendisi Parti Genel Merkezi ile Meclis Grubu’nun ilişkisinden sorumlu. Yani daveti, kendi partimin genel merkezine bildirmiştim. Öte yandan, bu telefon konuşmam da yasadışı bir şekilde dinlenmiştir. Bu fezlekenin savcısı da Cemaat’ten tutuklandı” diye belirtti. 
 
‘YEREL YÖNETİMLER KONFERANSINDA 21. SIRADAYIM’
 
Bir başka iddia olan “Ele geçen bir liste”ye göre KCK’nin Türkiye alan sorumlularından olmasına dair de Demirtaş, “KCK’nin Türkiye siyasi alan sorumlularındanmışım ve ‘ele geçen bir listeye’ göre 21. sıradaymışım. Oysa söz konusu liste, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonunda, DTK ile DTP’nin ortak düzenlediği ‘Yerel Yönetimler Konferansı’ katılımcı listesidir. Ben o konferansa grup başkanvekili sıfatıyla katıldım ve konuşmacıydım. Katılımcı listesinde 21. sıradaydım” paylaşımında bulundu. 
 
‘HDP TWİT SAATLERİ DEĞİŞTİRİLMİŞ’
 
Demirtaş, 6-8 Ekim Kobane olaylarına ilişkin iddialarına da “6-8 Ekim olaylarına dair, HDP Genel Merkezi Twitter hesabından atılan şiddet içermeyen mesajlar konusu. O günden bugüne yapılan tüm incelemelere rağmen, özel olarak bana ait tek bir çağrı bulunamamıştır. Bulunamaz da. Aksine 7 ve 9 Ekim’de şiddeti kınayan, durması için yapılmış iki çağrım dosyada var. Ancak hiçbir delil bulunamayınca, Murat Karayılan adına açılmış sahte bir Twitter hesabından atılan mesajlar dosyaya konulmuştur. Saatler birbirini tutsun diye de HDP’nin twitlerinin saati değiştirilmiştir” ifadelerini kullandı. 
 
‘ŞAMİL TAYYAR’DAN DİNLEYİN’
 
Demirtaş, paylaşımlarının devamında şu ifadeleri kullandı: 
 
“Bunlar dışındaki suçlamaların tamamı, basına açık konuşmalarıma dayandırılmıştır. Ki bunların tümünü, şu anda bile sosyal medyadan izliyorsunuz. Hepsi de ifade özgürlüğü kapsamındaki konuşmalardır. Hakkımdaki ‘örgüt kurucusu ve yöneticiliği’ suçlamaları tastamam bunlardır. Bir gece yarısı, kar maskeli polislerle evimi basarak, çocuklarımın gözleri önünde beni göz altına aldırıp tutuklatan ve iddianamemi hazırlayan savcıyı ise benden değil, Şamil Tayyar’dan dinleyin: Tüm bu komplo ve kumpasları AYM’ye taşıdık. Ne hazindir ki, AYM bu sahte delilleri incelemeye bile tenezzül etmeden başvuruyu reddetti. AİHM’e başvurduk. AİHM, yargılamamın ve tutukluluğumun siyasi olduğuna karar verdi. Bu karara da, ‘bizi bağlamaz, tanımıyoruz’ denildi. Üç yıla yakındır ben ve milletvekili arkadaşlarım benzer kumpaslarla hücrelerde tutuluyoruz. Adaleti bir gün mutlaka bulacağımıza inanıyoruz. Bunu siyasallaşmış yargıya değil, halkımıza güvenerek, inanarak söylüyorum. Bu anlattıklarım dışında söylenen her şey yalandır, iftiradır. Bizler barış ve demokrasi için, birlikte yaşam için büyük fedakarlıklar yaptık ve bedeli bu oldu. Ama yılmadık, boyun eğmedik, umutsuzluğa kapılmadık, direnmeye devam ediyoruz. Barış ve demokrasi kazanana kadar.”
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.