DOLAR 5,8589
EURO 6,5325
ALTIN 279,6
BIST 97.324
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Demirtaş: Mazlum Doğan, işkenceye karşı sembolleşmiş bir isim

25.04.2019
A+
A-
Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı dava duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi Salonu’nda görüldü.
 
 Duruşmaya SEGBİS ile katılan Demirtaş, verilen aranın ardından 2012 yılı Newroz’unda yaptığı konuşma nedeniyle hazırlanan 14 Nolu fezleke hakkında savunma yaptı. “Ben bu fezlekede, 2012 Diyarbakır Newroz konuşmam sırasında yapmadıklarımla suçlanıyorum” diyen Demirtaş, hakkında fezleke hazırlayan savcıya tepki göstererek, “Atılan sloganları engellememek beni kendi memuru zannetmek, savcının haddi değildir” dedi. 
 
BİR GRUP SAVCI AKP YENİLGİSNİN HESABINI SORARCASINA ESKİ DEFTERLERİ AÇTI
 
Demirtaş’ın savunmasının devamı şöyle: “Aslında fezlekede benimle birlikte Altan Tan, Leyla Zana, Nursel Aydoğan ve İdris Baluken de var. Onların soruşturmaları ayrılmış akıbetlerini bilmiyorum. Söz konusu konuşma ve Newroz konuşması 2012 18 Mart’ında gerçekleşmiş ve fezleke ise bundan 3,5 yıl sonra 01.10.2015 tarihinde yani yine 7 Haziran seçimlerinden sonra hazırlanmış. Dolayısıyla siyasi gelişmelere endeksli bir fezlekedir. 7 Haziran seçimlerinde AKP ağır bir yenilgi alıp, sandıktan başarısızlıkla çıkar çıkmaz bir grup savcı da adeta bunun hesabını sormak istercesine iflas etmiş müflis tüccarlar gibi, eski defterleri karıştırıp ‘nereden ne bulabiliriz’ babında buldukları bir soruşturmadır. Savcı kendince zorlama iddiasını fezlekeye yansıtmaya çalışmış,  kendini zorlamış ve haddini aşmıştır. Suç uydurabilmek için kanun, hukuk, ahlak dinlememiştir.
 
BEN AHLAKLI BİR SAVCI OLSAM …
 
Konuşmamda Mazlum Doğan’ı anarak terörü övmüşüm. Mazlum Doğan, işkenceye karşı sembolleşmiş bir isim. Aslında ben vicdanlı, ahlaklı bir savcı olsam bu soruşturmayı açan savcı hakkında, işkenceyi övdüğü için soruşturma açardım. ‘Mazlum Doğan şiddet kullanmış, o yüzden kahramandır’ mı demişim? Mazlum Doğan’ın, Diyarbakır Cezaevindeki işkencelere karşı duruşundan söz etmişim. Savcı niye bundan rahatsız? Bu fezlekede (14 no’lu fezleke) savcı, yaptıklarımdan çok yapmadıklarımla ilgili suçlamalar yöneltmiş. Bunun adı faşizmdir. Ben savcının emrindeki bir kolluk gücü değilim.
 
ASIL PROVAKATÖR HÜKÜMET ADINA HAREKET EDEN GRUPLARDI
 
Bizler orada hem sokaklara hâkim olup insanları olaysız kazasız belasız Newroz alanına taşımak için çaba sarf ettik, hem de gerçekten her yerden geçerken otobüsten sağduyu anonsu yaparak, insanları Newroz meydanına çağırdık. Sokaklarda, caddelerde gösteri yapın veyahut sokakları caddeleri kesin demedik. Anonsumuzu duyan herkes de oraya geldi. Oradaki emniyet amirlerinin o gün arzu ettikleri şey buydu. ‘Aman şehirde olay çıkmasın şehir dışında basın açıklamanızı yapın’ dediler.  Zaten tutanağın sonunda da belirtiliyor. Açıklama yapıldıktan sonra da en küçük bir olay olmadan kitle dağıldı. Anonslarımızla kontrolümüz altında. Asıl provokatör orada hükümet devlet adına hareket eden farklı gruplardı ve mutlaka emniyetin de istihbaratın da içinde bunlar vardı. Diyarbakır Newroz’u bizim açımızdan en küçük bir olay olmadan kutlanmıştır. 2911’e aykırı en küçük eylem işlem propaganda anlamına gelebilecek en küçük bir şiddet; partimizin organizasyonda meydana gelmemiştir. 
 
TUTANAĞI KABUL ETMİYORUM
 
Çözüm tutanağında da bilirkişinin tespit ettiği, benim bulunduğum yerde ne bir patlama sesi ne bir olay sesi ne polisin dağılın sesi, hiç bir şey yok. Çözüm tutanağında da yok zaten. Ama olay tutanağını okuduğunuzda resmen savaş meydanına dönmüş bir şehir görüyorsunuz. Tutanağı kabul etmiyorum dediğim gibi çarpıtmadır. Benimle alakası olmayan her türlü bilgi, görüntü CD’si, CD çözümü dosyaya tıkıştırılmış durumda. Dosyanın anlaşılmaz hale, içinden çıkılamaz hale getirilmesi girişiminin bir parçası. Peki Emniyet, bunların içinde ne olduğunu bilmiyor mu? Biliyor. Fakat dosyaya koymuş. Peki bu, mahkemeyi yanıltma girişimi değil mi?”
 
Daha sonra Demirtaş’ın avukatları savunma yaptı. Ardından mahkeme heyeti Demirtaş’ın tutukluğuna devam kararı verdi. Mahkeme heyeti duruşmayı 18-19 Haziran’a erteledi.
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.