DOLAR 5,8069
EURO 6,5626
ALTIN 245,2
BIST 99.835
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Az Bulutlu

Demirtaş, soruları yanıtladı

25.02.2019
A+
A-

HDP’nin 7 büyükşehir ve şehirde aday çıkarmamasını “isabetli bir politik hamle” olarak değerlendiren Selahattin Demirtaş, HDP’nin bu hamle ile CHP’yi desteklemekten öte “Siyasi dengeleri demokrasi lehine çevirme gayreti içerisinde” olduğunu ifade etti.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde 2 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, T24’ten Şirin Payzın’ın sorularına yanıt verdi. 31 yerel seçimleri öncesi kendisi ve partisi arasında çıkarılmak istenen ikilikler ile HDP’nin 7 büyük şehirde aday çıkarmaması konusundaki sorulara da yanıt veren Demirtaş, önemli mesajlar verdi.

‘HDP’NİN BENİ/BİZİ TASFİYE ETTİĞİ SÖYLEMİ SON DERECE YANILGILI BİR YAKLAŞIMDIR’

Demirtaş, HDP’nin kendisini yalnız bıraktığı ve serbest kalması için yeterince uğraşmadığı yönündeki spekülasyonlara şu yanıtı verdi: “Bu biraz da bilerek veya bilmeyerek kaşınan bir meseledir. Partim de, halkımız da dehşet bir adli ve polisiye saldırı altındadır hâlen. Buna bir de ahlaksızca yürütülen psikolojik savaşı eklerseniz, durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılır. Son 3,5 yıldır merkez medyada tek bir HDP temsilcisine yer vermeyenler, HDP’nin bize sahip çıkıp çıkmadığını nereden biliyorlar? Bunu kaç canlı yayında, kaç HDP’liye sordular ki? Bu nedenle açık yüreklilikle belirtmeliyim ki, HDP de, tabanı da bu zorbaca baskı sürecinde elinden geleni yaptı. Bu saldırı kasırgasında HDP’nin bize sahip çıkmasından çok bizler HDP’ye ne kadar sahip çıkabildik? Asıl ben dâhil herkesin kendine bu soruyu sorması lazım. HDP’nin beni/bizi tasfiye ettiği söylemi son derece yanılgılı bir yaklaşımdır.
AKP ve cenahı bunu çok arzuladı, ama ne HDP, ne de halk bu sinsi, ucuz yaklaşıma izin vermedi. Bizler de bu basit tuzağa düşmedik asla. Bu tartışma AKP’nin bize karşı işlediği, işlemeye devam ettiği suçları örtbas etmeye hizmet eder. Bu çevreler utanmasalar, bizi içeride tutan HDP’dir demeye getirecekler. Ben HDP (ve tabii ki DTP, BDP) ile siyasette var oldum, olacaksam da yine aynı ruhla var olmaya devam edeceğim.”

Demirtaş’a bu konuda yöneltilen bir diğer soru, “Popülerliğinizin, daha liberal söyleminizin, Türkiyeli olma iddianızın Kürt siyasi hareketi içindeki her kesimden destek görmediği, söylenenler arasında; ne dersiniz?” şeklinde oldu.

Demirtaş’ın bu soruya “Siyaset tarzıma, söylemlerime, bazı olaylar karşısındaki duruşuma dair her kesimden eleştiri olabileceği gibi Kürt siyasi hareketinden de olabilir. Bunu saygıyla karşılayıp anlamaya çalışırım sadece. Ben her dönemde çok koşturan, konuşan, çalışan bir siyasetçi oldum. Böyle biri hâliyle eleştirilmeyi de beklemelidir. Hiç eleştiri almamak tuhaf olurdu. Boş boş yerimde otursaydım hiç kimse de eleştirecek bir şey bulamazdı. Öyle olmaktansa, bu şekilde eleştirilmeyi tercih ederim. Mükemmel bir politikacı olmadığımın farkındayım. Eleştiriler iyi niyetliyse bana güç katar, buna da inanıyorum. Ancak HDP çizgisinin genel olarak Kürt siyasi hareketi tarafından desteklendiğini zaten pratik sonuçlardan da görmek mümkündür. Bu, şahsım için de geçerlidir. Unutmayın ki, iki seçimde de HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı bendim” sözleriyle yanıt verdi.

‘HDP, TÜRKİYE’NİN BÜTÜN EZİLENLERİNİN ORTAK PARTİSİDİR’

Yine ‘HDP’nin Türkiyeli olma iddiasından uzaklaştığı’ yönünde kimi kesimlerce dillendirilen söylemlere dair yöneltilen bir diğer soruya ise, Demirtaş’ın yanıtı şu oldu:

“Bu konuda herkes elini vicdanına koyup şu soruya adil bir cevap versin lütfen: Yüzde 0,01 oy alan ve ırkçı, faşist, milliyetçi, tekçi, cinsiyetçi, Türkçü, mezhepçi politikaları savunan partiler Türkiye partisi oluyor da, yüzde 12 oy alarak gerek Meclis Grubu’nda, gerekse parti yönetiminde Türkiye halklarının bütün farklılıklarının temsilini sağlayan ve bütün ezilenlerin hak mücadelesini yürütüp Türkiye’nin her yerinden hâlen oy almayı başaran HDP mi Türkiye partisi olamıyor? Türkiye partisi olmakla ırkçı, tekçi, inkârcı rejimin resmi savunucusu olmayı eş anlamlı zannedenler böyle düşünüyor olabilirler. Kendileri bilirler. Ama HDP Türkiye’nin bütün ezilenlerinin ortak partisidir. Bu yönüyle de Türkiye partisidir. Kimse HDP’den resmi ideolojiyi savunarak köhnemiş sistemin partisi olmasını beklemesin. Bize göre Türkiyelilik o değildir. Türkiye’de en az 20 milyon Kürt yaşıyorken, parti programlarında ve söylemlerinde Kürt’ün K’sine bile yer vermeyenler nasıl oluyor da Türkiye partisi oluyorlar? Asıl sorulması gereken soru budur. Türkiye partisi olmak için Kürt halkını yok saymak mecburiyse, HDP öyle bir parti olmayacaktır. Türkiye’nin bütün halklarının partisi olmaya devam edecektir.”

HDP, 31 Mart seçimlerine dair stratejisini bölgede kayyum atanan belediyelere yenilerini ekleyerek kazanma, batıda ise AKP-MHP ittirfakına kaybettirmek üzerine kurduğunu daha önce ilan etti. Bu doğrultuda da 7 büyükşehir ve şehirde aday çıkarmama kararı alındı. Demirtaş’a partisinin bu seçim stratejisini nasıl yorumladığı soruldu.

‘İSABETLİ BİR POLİTİK HAMLE’

“Bildiğim kadarıyla HDP 7 büyükşehir ve şehirde aday çıkarmayacağını açıkladı. Bu kararın isabetli bir politik hamle olduğuna inanıyorum” diyen Demirtaş, devamında şunları söyledi:

“HDP aday çıkarmama karşılığında hiçbir partiyle ne partisel bir çıkar, ne de işbirliği içerisine girdi. Buradaki temel çıkarımız Türkiye demokrasi mücadelesinin genel çıkarıdır. İktidarı ve devleti zorbalıkla, hukuk dışılıkla elde tutmaya çalışan bir gücü sınırlama, geriletme adına sistem içi başka güçlere dolaylı olarak imkân yaratmak bu dönem için doğru ve uygun bir taktik hamledir. Bu hamle ileride yeni ve samimi bir demokrasi bloğunun oluşmasına da zemin yaratabilir. Ama bu yerel seçimlerde faşist bloğun ilerleyişinin durdurulması adına akıllıca ve cesurca verilmiş bir karardır. Eminim ki, HDP tabanı da bu politik hamleyi ve sonuçlarını çok iyi anlıyor ve görüyordur. Bütün tabanımızın bu kararların arkasında tek vücut duracağına inanıyorum. Zaten AKP ve sözcülerinin HDP tabanına yönelik hakarete varan tehdit söylemleri, bu kararın kendilerini ne kadar paniğe sevk ettiğini gösteriyor. Hata üstüne hata yapıyorlar. AKP’nin yerinde olsam HDP’yi ve tabanını el üstünde tutar, toz kondurmazdım. Çünkü siyasi kaderiniz artık HDP’lilerin tavrına göre şekillenecek.

Anketler ortaya çıktıkça AKP bunu tabii ki daha fazla fark ediyor. Ama Türk milliyetçiliği ve şovenizm rüzgârıyla bu açığı kapatabileceğini düşünüyor. Ancak meselenin seçim kazanma boyutu bir yana, toplumdaki bölünme ve ayrışmanın ciddiyetini idrak edebilmiş değiller. Erdoğan’ın HDP’yi ‘düşmanlaştırıcı’ söylemi ısrarla sürdürmesi bunu gösteriyor. HDP ‘düşmanlığından’ kurtulmadan Türkiye’nin nefes alamadığını göremiyor.”

‘HDP ADAY ÇIKARMAYARAK SİYASİ DENGELERİ DEMOKRASİ LEHİNE ÇEVİRME GAYRETİ İÇERİSİNDEDİR’

Demirtaş, HDP’nin aday çıkarmayarak hâlâ ‘çözüm süreci’ umudu beslediği, bunun da aslımda AKP’ye yarayacağını şeklindeki spekülasyonlara ise, “HDP’nin CHP’yi destekleme gibi bir kararı yoktur. CHP ile veya başka partiyle arasında ittifak ve işbirliği kararı da yoktur. HDP aday çıkarmayarak, siyasi dengeleri demokrasi lehine çevirme gayreti içerisindedir. Bu kararın AKP’ye yarayacağının spekülasyonunu yapanlar, HDP aday çıkarsaydı ne diyeceklerdi acaba, merak ediyorum. Barış ve çözüm sürecine gelince. CHP yönetimi barış sürecini veya çözüm sürecini arzuluyor da biz mi haberdar değiliz? Biz Türkiye’nin tüm siyasi güçlerinin barış için ortaklaşmasını arzu ederiz. CHP de barış konusunda AKP kadar iradesiz ve isteksizdir. Bunu değiştirmek için mücadeleye devam etmeliyiz” diyerek yanıt verdi.

Demirtaş, sokağa çıkma yasağı döneminde yaşananlar üzerinden kendisini ve partisini hedef alan iktidar ve onun güdümündeki çevrelerin öne sürdükleri argümanlara dair yöneltilenm soruya da dikkat çekici bir cevap verdi.

‘BAHÇELİ’NİN İTİRAFI TARİHİDİR’

Demirtaş, “İktidarın paralı borazanlığını, tetikçiliğini yapmak için her gece kanal kanal dolaşan pespaye tayfanın söylediklerini zerre kadar kale almıyorum. Bunun dışındaki her eleştiriyi anlamaya çalışarak saygıyla karşılıyorum. Elbette her zaman daha iyisi yapılabilirdi, bu benim için de geçerlidir. Fakat hendeklerle ilgili gerçekleri bilmeyenler, bu konuda yanılgılı yorumlar yapıyorlar. Size sadece bir örnek vereyim; Devlet Bahçeli’nin 13 Ekim 2018 tarihinde Hürriyet gazetesinde Ertuğrul Özkök’e verdiği mülakattaki ‘Güneydoğu’da olaylar başlayınca ben ‘hemen oralarda sıkıyönetim ilan edin’ dedim. Ama sonradan gördüm ki, iyi ki benim o sözümü dinlememişler. Çünkü biz orada o gün komutanlar terörle mücadele ediyor diyorduk, meğer darbe planı yapıyorlarmış. Bir de ellerinde sıkıyönetim yetkisi olsaydı facia olabilirdi’ ifadelerine bakın; bu itiraf tarihîdir aslında.

Kürtlere, yerleşim birimlerine, yaşam alanlarına, orantısız, vahşice saldırının itirafıdır. Hendek bahanesiyle yüzlerce masum sivil Kürt’ü katlettirip, şehirleri yaktırıp yıktıran, sonra da 15 Temmuz’da bunu yapanların darbeci olduğunu anlayıp içeri tıkan AKP-MHP faşist bloğundan eleştiri ve özür istensin, benden değil.

‘KİMSE O KATLİAMLARIN DEFTERİNİN KAPANDIĞINI DÜŞÜNMESİN!’

Biz hendek bahanesiyle ortaya konulan barbarlığı durdurmak için elimizden geleni yaparken, AKP-MHP, TBMM’de bunların işledikleri suçlar için dokunulmazlık yasası çıkardılar. Bu komutanların neredeyse tamamı şimdi darbecilikten tutukludur, ama hiçbir savcı bunlara Cizre’de, Sur’da acaba gereksiz yere, fazladan tek bir kurşun sıktılar mı diye soruşturma açmadı. Bunların TBMM’yi bombaladığına inanıyorsunuz da, kameraların giremediği, aylarca sokağa çıkma yasağının sürdüğü Sur’u, Cizre’yi fazladan yakıp yıktıklarına, orada katliam yaptıklarına niye inanmıyorsunuz? Yoksa darbeci de olsa, fazladan bir Kürt öldürmüşse, ‘eline sağlık’ mı deniyor? Kimse o katliamların defterinin kapandığını düşünmesin. Bugün beni ve HDP’yi hendek, barikat diyerek sorumlu gösterebilirler, ama devran dönecek, orada yaşananların tüm hakikatiyle gün yüzüne çıktığını da göreceğiz. Asıl sorumlular mutlaka hesap verecekler. Hukuk hep zalimden yana işlemeyecek elbet” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.