DOLAR 8,7540
EURO 10,3892
ALTIN 496,61
BIST 1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Paz 25°C
Pts 26°C
Sal 26°C
Çar 27°C

Erdemol: Türkiye’nin, Suriye’nin demokratikleşmesi gibi bir derdi yok

07.02.2020
A+
A-

İSTANBUL – Türkiye’nin Suriye’ye yönelik politikalarının altında “Kürt korkusu” olduğunu hatırlatan gazeteci Mustafa Kemal Erdemol, “Türkiye’nin, Suriye’nin demokratikleşmesiymiş falan gibi bir derdi yok” dedi.

İdlib’de Suriye rejim güçleri ile Türkiye destekli Heyet Tehrir El Şam (HTŞ/El Nusra) arasındaki çatışmalar gittikçe şiddetleniyor. Çatışmalar Rusya ile Türkiye ilişkilerini de geriyor. İdlib kent merkezinde kimi yerlerde 8 kilometreye kadar yaklaşan rejim ordusu, Türkiye’nin bölgede bulundurduğu 12 askeri gözlem noktalarından ikisini daha denetim altına aldı. Rejim güçlerinin aynı zamanda M5 Karayolu üzerindeki Serakib’i de aldığı belirtiliyor. Türkiye bir yandan Rusya’ya operasyonu durdurma çağrısı yaparken, diğer yandan NATO’nun kapısını çalıyor. 
 
Gazeteci Mustafa Kemal Erdemol, İdlib’de gerilimin tırmanması ve yaşanan gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin 2017’de İdlib’e yönelik verdiği bir takım sözleri ve varılan mutabakatları hatırlatan Erdemol, mutabakatın ilk olarak Türkiye tarafından ihlal edildiğine yönelik iddiaların olduğunu söyledi. Son günlerde yaşanan gelişmelerin ihlaller üzerine oturtulduğunu ifade eden Erdemol, “Türkiye hem Astana’daki sözlerini tutmadı hem de İdlib’e ilişkin anlaşmalara uymadı deniliyor. Bu suçlamaların üzerine diğer tarafların da devreye girdiğini görüyoruz” dedi.
 
‘KURTARILACAK BİR YER OLARAK GÖRÜYOR’
 
Halep’in boşaltılmasıyla cihatçıların aileleriyle birlikte İdlib’e gönderilmesine değinen Erdemol, İdlib’te Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ifadelerinin aksine, sivillerin bulunmadığını söyledi. Erdemol, “Siviller var ama İdlib, sivillerden çok anlaşma gereği cihatçıların ve ailelerinin barındırıldığı bir kent. Suriye’de, kendi deyimiyle topraklarını teröristlerden arındırma çalışmaları yapıyor. İdlib’i de bu çerçevede kurtarılacak bir yer olarak görüyor. Dolayısıyla oraya dönük operasyonlar da, daha önceki anlaşmalar gereğinin yerine getirmemesi sonucu yapılıyor. Şimdi İdlib’e gitmiş olan cihatçılar ve ailelerin nereye gideceği sorunu var. Zaten Erdoğan ısrarla, ‘Suriye’den Türkiye’ye göç sürüyor’ demişti. Şimdi burada göç edenler sivillerden çok, Halep anlaşmasıyla oraya gelen cihatçılar ve aileleridir” diye belirtti.
 
‘MESELEYİ KENDİNCE ANLATIYOR’
 
Erdoğan’ın, “Rusya Astana sürecine uymuyor” sözlerine dikkat çeken Erdemol, “2017’deki anlaşma gereği Türkiye İdlib’de gözlem noktaları oluşturdu. Geçen süreç içerisinde Türkiye’nin başlattığı ihlallerden sonra karşılıklı ihlaller yaşandı. Erdoğan’ın bu sözü söylemesinin nedeni de, Rusya’nın burada Suriye’ye destek vermiş olmasıdır. Ama şu unutuluyor. Astana sürecinde ‘Suriye’nin bütünlüğü ve sınırlarının korunması’ maddesi de var. Şimdi yaşananlar da bu maddenin hayata geçirilmesi için yapılan operasyonlardır. Bu nedenle Astana sürecini parlatmanın anlamı yok. Erdoğan, ‘Astana süreci ihlal ediliyor’ derken, ‘Suriye’nin kurtarılmaması hakkında söz verdik ya da İdlib’in cihatçılardan kurtarılmaması için söz verdik, bu söz tutulmuyor’ demek mi istiyor. Böyle bir şey yok. Astana sürecinde Suriye herhangi bir kentini kurtarmayacak, kurtarırsa Türkiye müdahale eder gibisinden bir anlaşma yok. Erdoğan’ın meseleyi kendince anlatma çabası var.”
 
TÜRKİYE SUÇLANACAK
 
Suriye’nin İdlib’e operasyonlarını, Türkiye’nin kendi sınırları içerisinde “terör” olarak nitelendirdiği kesimlere yönelik operasyonlarına benzeten Erdemol, “Burada biraz empati yapmak lazım. Tabi çok karışık bir durum var. Türkiye bu meselenin tam göbeğine düştü. Türkiye, Suriye savaşında vekalet savaşı veren ülkelerin dışında, bunu fiili varlığa dönüştüren tek ülke durumundadır. Afrin ve Barış Pınarı Harekatı’yla burada resmi bir şekilde olduğunu bütün dünyaya gösterdi. Dolayısıyla ilerde vekalet savaşına katılan ülkeler suçlanmayacak, doğrudan doğruya başka bir ülkenin sınırları içerisinde yer aldığı için Türkiye suçlanmış olacak” değerlendirmesinde bulundu.
 
ADANA MUTABAKATI
 
Adana Mutabakatı’nı hatırlatarak, Erdoğan’ın, “Rejim Şubat ayında çekilmezse gereğini yapacağız” sözlerinin inandırıcı olmadığının altını çizen Erdemol, şunları söyledi: “Adana Mutabakatı’nın 5’inci maddesinde; Türkiye, Suriye’nin denetimi olmayan bölgelere operasyon yapma hakkı kazanmıştı. Türkiye’nin bütün operasyonları orada verilen 5 kilometre öteye geçmeme esası üzerine dayalıdır. Afrin ve Barış Pınarı Harekatı’nın da o 5 kilometrelik mesafeyi aştığına inanmıyorum. Çünkü bırakın Suriye’yi, eğer böyle bir şey olursa Rusya ve İran’ı bölgede karşısına almak anlamına gelir. Bu, doğrudan doğruya Rusya’yı karşısına almak demektir. Bunun olacağını sanmıyorum. Erdoğan 8 askerin yaşamını yitirmesi sonrası dünyayı kopardı. Bana sorulduğunda üç dört gün sonra unutulacaktır demiştim. Gördüğünüz gibi olay soğutuldu. Erdoğan, Rusya ile çatışmaya gerek yok gibi bir söz sarf etti. Kriz başladığı anda Rusya, Türkiye’nin Libya’ya El Nusra’cıları sevk ettiğini söyledi. Bu çok büyük bir suçlama. Bundan sonra Türkiye meseleyi soğutmaya başlattı.”
 
KÜRT KORKUSU
 
Yaşananlar sonrası Türkiye’nin Rusya’dan uzaklaştığına dair söylemlere değinen Erdamol, Türkiye’nin ne olursa olsun ABD ile ilişkilerini sürdürmeyi isteyen bir ülke olduğuna vurgu yaptı. Rusya ile yaşanan krizden sonra ABD ile ilişkilerin biraz daha yoluna girdiğini belirten Erdemol, “Krizden sonra ABD’de görülen Halkbank davası ertelendi. Rusya ile en ufak bir kriz anında, ABD Türkiye’nin hoşuna gidecek bir adım atıyor. Türkiye’nin kadim bir korkusu var. O da Kürt korkusu. Trump, ‘Ben Kürtler hakkında senin gibi düşünüyorum’ derse, bunlar bugün ABD’nin yanında olur. O talihsiz halk üzerinden politikalar geliştiriliyor. Türkiye, Suriye’nin demokratikleşmesiymiş falan, öyle bir derdi yok. Tabi AKP başkanı mezhepçi yaklaşıyor ve onu da saklamıyor. Artık bütün derdi, korkusu Kürtleri sınırlarından uzaklaştırmak. Bu nedenle her an ABD ile iş birliği yapabilecek bir durumda. Yeter ki o tavizi görsün. Türkiye’deki gibi yönetimler bir düşmana ihtiyaç duyar. İşte bu düşman da Kürtler. Oysa Arap, Kürt, Türk, Fars birliği bu coğrafyaya inanılmaz bir kardeşlik getirir. Onlar bunu anlayamıyorlar” şeklinde konuştu.  
 
MA / Ferhat Çelik

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.