DOLAR 6,0865
EURO 6,8088
ALTIN 250,9
BIST 85.656
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü

Eşiyle Orhan Kotan üzerine söyleşi: Mor dağların isyancısı

23.04.2019
A+
A-

ÖZGÜR MANŞET/AHMET TÎRÊJ KAYA

80’li yıllar Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında devlet baskısı nedeniyle ülkede yaşamını devam ettirme koşulu kalmayan on binlerce insanın sürgün hikâyeleriyle anılıyor. Bazıları doğdukları topraklara daha kısa sürede dönebilirken bazıları ise uzak diyarlarda ülke özlemiyle bu dünyaya veda etti.
Orhan Kotan da aynı yıllarda devletin yoğun baskısı nedeniyle İsveç’e gelmek zorunda kalmış ve ciddi sağlık problemleri içerisinde siyasi mücadelesini ve gazeteciliği sürdürmeye çalışmış sosyalist Kürt aydınlarından. Rizgarî Hareketi içerisinde yer alan Kotan, “Gilala”, “Kürdistan Press” ve “Realite” gibi yayınların çıkmasında da büyük emek harcadı.

Kotan bir taraftan siyasi mücadelesini ve teorisyenliği devam ettirirken bir taraftan da isyan ve mücadele temalı, Kürt meselesine odaklanan şiirler yazdı.

Eşi Necla Bora’nın ifade ettiği gibi kafasında sürekli Kürdistan meselesi bulunan ve “Dükkâna gidip üzerime bir şey alayım” dahi dememiş olan Kotan’la ilgili var olan belgeler çok sınırlı. Ne uğruna mücadele ettiği coğrafyada ne de Avrupa’da ona dair herhangi bir çalışma da yok.

Stockholm’ün Solna semtindeki bir mezarlıkta sessizce uyuyan Orhan Kotan’ı, ona en yakın olan ve sürgünlüğü birlikte göğüslediği eşi Necla Bora ile konuştuk. Bol çiçekli ve dört tarafı fotoğraf dolu evinde bizi ağırlayan Bora ile yaptığımız söyleşide Orhan Kotan’ın sürgün yıllarından siyasi mücadelesine, son dönemdeki yalnızlığından değişen fikirlerine birçok değerli bilgiye ulaşacaksınız.

“Böbrekleri iflas etmişti”

80 darbesinden iki üç ay öncesinde darbenin olacağını herkesin fark ettiğini belirten Bora, Kotan’ın arkadaşlarıyla beraber topun ağzında olduklarını ve Suriye üzerinden İsveç’e gittiklerini söylüyor. Kendisinin de iki çocuğuyla beraber ülkede kaldığını ve yurt dışına çıkmak istemediğini ifade eden Bora, daha sonra polisin Kotan’ın nerede olduğu üzerinden kurduğu baskılar nedeniyle İsveç’e gittiğini kaydediyor. Bora o günleri şu ifadelerle anlatıyor: “Uçaktan indiğim zaman geri dönmeyeceğime karar verdim. Bence bu çok önemli bir şey. Geriye dönememeye karar vermek demek bu ülkede yaşamanın en iyi şartlarını yaratmak gerekiyor demek. O ara Orhan’ın hastalığı yeni başlamıştı. Ben geldikten iki ay sonra Orhan toplantılar için yurtdışına, Almanya’ya, Suriye’ye gitti. Ama sürekli hastaneden kâğıt geliyordu. Ne olduğunu bilmiyordum. Orhan bana ‘Ertele.’ diyordu. En son sözlüğü açıp baktım, ‘İdrarda kan bulundu.’ yazıyordu. Böbrekleri iflas etmiş, hastalık ilerlemiş. Orhan Almanya’dan telefon etti ve ‘Ayaklarım şişmiş.’ dedi. Ben de ‘Sana mektuplar geldi, hemen geri gel!’ dedim. Geldikten sonra hastaneye gitti ve ona ‘Böbreklerin iflas etmiş.’ dediler. Böbrekleri çalışmıyordu ve diyalizler başladı. Çocuklar büyüyecek, hastane işleri, aynı zamanda ben çalışmaya başladım… Orhan’ın hastalığı ilerledikçe ilerledi. Hayat gerçekten çok zordu.”

“Gelecekte iki şey tartışılacak”

Kendisinin o dönemde Sol Parti’de (Vänsterpartiet) aktifleştiğini, ikiz çocuklarının okul sorunuyla uğraştığını ve eşinin hastane işlerine koştuğunu belirten Bora, Kotan’ın yaşadığı ciddi hastalığa rağmen kafasında tek bir olay olduğunu söyleyerek, “Kürdistan olayı, Türkiye’deki azınlıkların hakları, ezilmişlerin hakları. Orhan çok güzel bir sosyalistti, demokrattı. Çok güzel bir insandı. Hayatımda tanıdığım ilk feminist insan odur. Benden önce feminist olmuş bir erkek o. Çok mükemmeldi. Feminizm meselesi o ara yeni gündeme gelmişti. Orhan bana hep bir şey söyledi. Şimdi anlıyorum onun haklı olduğunu. ‘İki şey üzerine yoğunlaş. Gelecekte iki şey tartışılacak; biri feminizm, kadın hakları ikincisi çevre.’ Gerçekten de oraya gelmişiz. Ben kendi işime kendim girdim, politikaya kendim girdim, Orhan’a mı sorayım izin mi alayım, hani bizde adettir ya. Hiç haberi olmazdı. Yazılarını yazıyor, kitaplarını okuyor ve ilaçlarını alıyordu. Ölünceye kadar devamlı çok yoğun yaşadı. İlkeleri, inançları ve doğru bildiği şeyler vardı. Onun dışındaki şeyler detaydı. Yani ‘dükkâna gideyim, üstüme bir şey alayım’. Ben Orhan’ın öyle bir şey söylediğini hatırlamam. Çok sadeydi.” diyor.

‘Yalan söyleyemezdi’

Ablasının verdiği böbrek ile iki yıl yaşamını devam ettiren Kotan’a daha sonra tekrar böbrek nakli yapıldığını aktaran Bora, böbreğinin çok iyi çalışmadığını ve kalbinde de problemler çıktığını ifade ediyor.
Bora, devamında yaşadığı ağır hastalık sürecine rağmen Kotan’ı şu ifadelerle anlatıyor: “Orhan çok bilgili bir insandı. Çok bildiğin zaman ileriyi daha iyi görebiliyorsun. Geçmişi, tarihi çok iyi biliyordu. Ortadoğu’nun tarihini çok iyi biliyordu. Türklerin tarihini Türklerden daha iyi bilirdi, bütün detaylarıyla. Arşiv karıştırmasını çok iyi biliyordu. ‘Geriye bakmayacaksın, son nefesine kadar mücadeleye devam!’ derdi. Yalan söyleyemezdi, alavere dalavere bilmezdi. Her şeyi de yüksek sesle söylerdi. Onun için kimse onla tartışmaya girmezdi, kalın yüksek bir sesi vardı ve çok hızlı konuşurdu. Çok şey bildiği için bir şey anlatmaya başladığı zaman nokta koyamazdı.”

“Geri döneceğim”

Bora kendisinin de emek verdiği Kürdistan Press gazetesinin çalışmalarını sürdürdüğü sırada, Türkiye’de şartların biraz düzelir gibi olduğunu kaydederek, “Onun aklında bir tek şey vardı: ‘Geri döneceğim.’ Ben buraya geldim, geri dönmeyeceğim diye bir karar aldım ama Orhan o kararı hiç almadı. ‘Kesinlikle bir gün geri döneceğim’ meselesi vardı. Onun için pek İsveççe de öğrenmedi.”


İstanbul’a dönüş ve Realite

Kotan’ın “Kürdistan Press’i kapatalım, görevini yapmıştır. İstanbul’da yeni bir yayına geçelim.” dediğini aktaran Bora, Kürdistan Press’te çalışan diğer insanların bunu kabul etmediğini ifade ederek o süreci şöyle anlatıyor: “Kimsenin geri dönmeye niyeti yoktu. Anlıyorum onları. Kürdistan Press içerisinde Türk-Kürt sosyalistler, Kürt milliyetçileri vardı. Amaç; hep beraber, demokrat, dürüst, güzel bir yayın yapmak, Ortadoğu’yu ve Kürt meselesini anlatmaktı. Türkçe ve Kürtçe yayın yapan bir haber ajansıydı. Yorumları da vardı. Ciddi bir gazeteydi. Çok da tuttu, sevildi. Çok çalışıyordu arkadaşlar. Orhan ‘Bu süreç orada devam etmeli.’ deyince arkadaşlar istemedi. Mahmut Baksi ile Orhan dediler ki ‘Biz bir şirket kuralım ve Türkiye’de gazete çıkarmaya başlayalım.’ Şirketin amacı da gazeteyi çıkarabilmek için SİDA’dan ödenek alabilmekti. Kürdistan Press’in yerini boşalttık, Orhanlar İstanbul’a gittiler. Gittiğinde birkaç gün gözaltında kaldı ve sonra bırakıldı. Orada bina tutuldu, makineler alındı, her şey hazırdı. Sağlığı yüzde yüz yerinde değildi ama teslim olmuyordu. Realite diye bir gazete çıkarmaya başladılar. İki sayı basıldı, ondan sonrakilerin hepsi toplatıldı.”

“Dedikodu yaptılar”

Gözaltında alındığında insanların Kotan’ı çıkarabilmek için araya girdiğini söyleyen Bora, adını hatırlamadığı eski MHP’li bir gazeteci ve siyasetçinin yardım ettiğini kaydederek tepkisini gösteriyor: “Ondan sonra insanlar dedikodusunu da yaptılar ‘Böyle bir insan sana yardım etti’ diye. Orhan gibi düşünmeyen ama Orhan’a çok saygısı olan bir insandı. Medeni olmanın birinci şartı karşılıklı konuşabilmek değil mi?”

“Kangrenden öldü, bacaklarını kesmişlerdi”

Realite gazetesiyle ilgili toplatma kararlarından sonra Kotan’ın “Bu işe devam edemeyeceğiz.” dediğini ve hastalığının da çok ilerlemesi nedeniyle İsveç’e geldiğini söyleyen Bora, hastanenin Kotan’ı geri bırakmadığını kaydediyor. Kotan’ın böbreklerinin yanında, kalp damarlarının da temizlendiğini ve baypas ameliyatı olduğunu kaydeden Bora, Kotan’ın kangrenden yaşamını yitirdiğini anlatıyor: “Ben Huddinge’deydim, bana telefon etti, ‘Beni Karolinska Hastanesi’ne getirecekler.’ dedi. Ben de oraya gittim. Ambulanstan indirdiler, başparmağının altında siyah bir leke gördüm. Hemen anladım. “Doktor baktı mı?” dedim, ‘Şimdi göstereceğim.’ dedi. Eve geldim, iki saat geçmemişti aradan ama kangren hemen ilerledi. Bir hafta komada kaldı. Bacaklarını kestiler hayatını kurtaralım diye. Hiç haberi olmadı. Yanında hiç kimse yoktu. Yapayalnızdı. Bir arkadaşı vardı sadece. Bir hafta başında bekledi o arkadaş.”
Bora, Orhan Kotan’la ilgili bilgilerin neden bu kadar az olduğu sorusuna ise “Ben bu konuda yetersizim, yapamıyorum. Çünkü ben yapayalnızım. Bir zamanlar birlikte mücadele ettiğimiz insanların hiçbiri yok. Kimseden Orhan Kotan’ı yaşatmak adına da ciddi bir düşünce gelmedi. İsveç’te onunla ilgili herhangi bir çalışma olmadı maalesef.” cevabını veriyor.


“Kitapları unutulmaya başlandı”

Kotan’ın üniversite zamanlarında yazdığı şiir denemelerini içeren “Boyunduruk”, “Sancı” ve “Gururla Bakıyorum Dünya’ya” adlarında üç kitabı olduğunu söyleyen Bora, şu an ise hiçbirinin yayınlanmadığını belirterek süreci şöyle anlatıyor: “Orhan iyi niyetli bir insandı. Şiir kitabının Türkiye’de basılmasına izin verdik. Ayşe Önal adında bir gazeteci bastı. Orhan öldüğü gün kitap basıldı. Ayşe bana telefon etti, ‘Orhan’ı kaybettik.’ dedim. Ondan sonra Çivi Yayınevi 8 defa izinsiz bir şekilde bu kitabı basmış ve satmış. Bizim bundan haberimiz olmadı. Hayal kırıklığına uğrattılar bizi, kimseye güvenimiz kalmadı.”

“Şiirlerin yayınlanması gerekiyor”

Kotan’ın kitaplarının Türkiye’de çok arandığını söyleyen Bora, “Yürekleri temiz olduğunu bildiğim üniversite öğrencileri var mesela. Nasıl yayınlayabilir onlar? Bu iş ciddi bir iş. Şiirlerin yayınlanması gerekiyor. Bir şeyden korkuyorum. Orhan’ın şiirlerini okuyunca insanın silah alıp dağa çıkası gelir. İsyan şiirleridir, mor dağlara isyan. Gitmek isteyen, isyankâr, ölümü göze almış insanların, ‘tüfeğiyle çiftleşen’ diye geçer bazı yerlerde, o insanların şiirleridir. Türkiye’de bunlar basılsa bile dağıttırırlar mı bilmiyorum.” diyor.

“Tabi ki beraber yaşayabiliriz”

Kotan’ın son zamanlarda bir şeye ikna olduğunu aktaran Bora, “Kürdistan denince yalnızca Kürtlerin yaşadığı bir yer yok. Kürdistan denilen yerden Türkiye’ye milyonlarca insan gelmiş. İzmir’e, İstanbul’a, Adana’ya gelmiş. Akraba olmuşuz. Orhan’ın aslında son tezi şuydu: Kürt kimlikli Türkiye vatandaşlığı. Onun üzerine çalışıyordu. Bağımsızlık fikrinden vazgeçmişti. ‘Bağımsızlık şart değil. Yalnızca bizlere, Kürt kimliğine saygı duyulsun; dilimizi, kültürümüzü koruyalım. Tabi ki beraber yaşayabiliriz.’ diyordu. Bunu olanaklı görüyordu. Ben de öyle düşünüyorum. Realite’nin tezi buydu. Onu anlatmak için gitti İstanbul’a.”
“Türk Sanat Müziği dinlerdi”
Bora, Kotan’ın Türk Sanat Müziğini çok dinlediğini belirterek müzik ve edebiyatla ilgisini şöyle anlatıyor: “Safiye Ayla’yı dinlerdi. Aram Tigran’ı çok dinlerdi, Şivan Perwer’i çok severdik bir zamanlar. Orhan’ın kitaplarına hiç karışmıyorum, o kitaplıktaki kitapların yaşlarına bir bakın, çok eski kitaplar. Orhan bütün şairleri okurdu. En son bir ara Orhan Pamuk kafasına takıldı. Biraz gıcık oldu önce, iki kitabını okuduktan sonra ‘Yok, bu adamda iş var, bu adam okunur.’ dedi.

“Kürtçe konuşamazdı”

Kotan’ın annesinin Çorumlu Türk, babasının ise Kürt olduğunu ama Kürtçe bilmediğini söyleyen Bora “Orhan da Kürtçeyi iyi anlardı, gramatiği bilirdi ama konuşamazdı. Gramatik hastasıydı. İsveççede de kafayı gramatiğe taktı. Ben gramatikle ilgilenmediğim için konuşmaya başladım. 6 ay sonra ona tercümanlık yapmaya başladım.” ifadelerini kullanıyor.

“Hep güzel düşünün”

Bora son olarak şu ifadelerle cümlelerini sonlandırıyor: “Ben bir şey öğrendim bu hayatımda. İnsanlar küçük şeyler için birbirini kırmasın. Eninde sonunda ortak bir noktaya varılabiliyor. Milliyetçilikten vazgeçsinler, ortak yaşamanın şartlarını aramamız lazım. Biz insanlar birbirimize çok benziyoruz. Beraber yaşayabiliriz. Yeter ki birbirimize saygımızı sürdürülelim. Hep güzel düşünün, güzel şeyler yapın. Bol küfür edin, içinizden geldiği gibi. Öyle bir deşarj oluyorsunuz ki…”

Orhan Kotan Kimdir

1944 yılında Muş’un Malazgirt ilçesinde doğdu. Üniversite eğitimine, Ankara’da Dil-Tarih ve Edebiyat Fakültesi’nde başladı. 68 gençlik hareketinin içinde aktif görev aldı. Aynı yıl Malazgirt’e döndü. Askerliğini er öğretmen olarak yaptı.

Siyasal çalışmalarına devam etti. Dr. Şıvan hareketi içinde yer aldı. Hareket içinde bölge sekreterliğine yükseldi. 74 sonrasında ise DDKO sürecinde “Ocak Komünü” ekibinin yanında yerini aldı. KOMAL yayınevinin kuruluşuna katıldı ve yönetimini üstlendi. İkinci kitabı “Gururla Bakıyorum Dünyaya” kitabını yayınladı. Bu dönem bir çok yayın yaptı.

1976’da yayına başlayan Rizgarî dergisinin yazı kurulunda görev aldı. Rizgari sürecinde hareketin önde gelen teorisyenlerinden biri oldu. Hareketin teorik ve siyasal tezlerinin kurulmasında etkin bir rol oynadı. 1976 yılında Ankara DGM tarafından tutuklandı. 8 ay Merkez Kapalı Cezaevi’nde kaldı.

Kürdistan Komünist Partisi-Örgütlenme Komitesi’nde de yer aldı. 1980 askeri darbesi öncesinde Suriye üzerinden Avrupa’ya kaçtı. Avrupa’da Dengê Komal Yayınları’nı ve KKP-ÖK’nin yayın organı olan “Yekiti” dergisini organize etti. Partiya Rizgariya Kurdistan/Rizgari örgütünün kuruluşuna katıldı ve yönetiminde yer aldı.

“Kurdistan Press”in başredaktörlüğü sırasında ilk kez kendi imzasıyla yazılar yazmaya başladı. 1991 yılında partili arkadaşlarıyla görüş ayrılığına düştü. Marksist-Leninist görüşlerini terk etti. Yeni siyasi görüşünü yalnız savunmaya karar verdi. Örgütsel ilişkilerden çekilerek, bundan sonra bir aydın olarak çalışmalarını sürdürdü.

Yıllar süren sürgün hayatından sonra, 1995 yılında İstanbul’a döndü. Ve “Realite PRESS” gazetesinin yayınını örgütledi.

Ülserle birlikte böbrek yetmezliği sonucunda uzun yıllar diyaliz makinesine bağlı olarak yaşadı. Böbrek nakli ve kalp ameliyatları geçirdi. 9 Temmuz 1998 tarihinde İsveç’te yaşamını yitirdi…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.