DOLAR 5,7584
EURO 6,4165
ALTIN 282,7
BIST 97.149
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Farisoğulları: 24 Temmuz, Bradost’a yönelik işgal girişimiyle sürüyor

23.07.2019
A+
A-
DİYARBAKIR – 24 Temmuz’da yeniden başlatılan çatışmalı sürecin Federe Kürdistan Bölgesi’ne operasyonlar ve Rojava sınırına yığınaklarla devam ettiğini belirten HDP Milletvekili Musa Farisoğulları, “24 Temmuz somut olarak Bradost’taki işgal girişimidir” dedi.  
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun demokratik çözümü için gösterdiği çabaların 2013 Newrozu’nda somutlaşması ve Newroz Deklarasyonu ile başlayan “çözüm süreci”nin rafa kaldırılarak sonlandırılması ardından 24 Temmuz 2015’te yeniden başlayan “savaş” sürecinin üzerinden 4 yıl geçti. Öcalan ile devlet arasında 2 yılı aşkın bir süre boyunca yürütülen sürecin en önemli eşiği, 28 Şubat 2015’te İmralı ve devlet heyetinin ortak açıkladığı 10 maddelik Dolmabahçe Mutabakatı oldu. Süreci Türkiye’de artık silahların devreden çıkacağı bir noktaya getiren bu girişim daha sonra bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümet tarafından inkar edilerek, çözüm masası devrildi. Görüşmeler boyunca çözümün geliştirilmesi noktasında tek bir somut adım dahi atılmamasına rağmen Erdoğan’ın mutabakatı “O metinde bir demokrasi çağrısı yok” sözleriyle eleştirmesinin yanı sıra mutabakatı yok sayan, yanlış bulduğunu beyan eden açıklamalarla da bu sürecin bitirildiğinin ilk sinyalini verdi. 
 
ÖCALAN UYARMIŞTI
 
5 Nisan 2015’te İmralı Adası’nda yapılan son görüşmede, Öcalan devletin müzakerelere yanaşmaması ve açıklanan 10 maddelik taslağı reddetmesi üzerine HDP heyetine, “Bu son gelişiniz olabilir. Bir daha buraya gelemeyebilirsiniz. Bunlar bu diyalogu yürütecek ciddiyette değiller” uyarısında bulundu. Öcalan yapılan görüşmeler boyunca sık sık şu uyarılarda bulundu: “AKP otoriterleşmek isterse kendini bitirir. AKP hakiki olmazsa bu sefer gerilla hakiki savaşı başlatır. Anlaşma yok, çözüm yok, barış yok, faşizmi dayatırsa savaş başlar. Demokratikleşme gelişmezse, darbe mekaniği devreye girer.” Hükümetin dikkate almadığı Öcalan’ın bu uyarıları daha sonra bir bir gerçekleşecekti.
 
5 NİSAN’DAN 24 TEMMUZ’A
 
28 Şubat’ta açıklanan “Dolmabahçe Mutabakatı”nın inkar edilmesi ardından 5 Nisan 2015’te görüşmelerin sonlandırılmasından savaş sürecinin fiili olarak başladığı 24 Temmuz’a kadar neler oldu? “Diyalog süreci”nin inkârıyla gidilen 7 Haziran seçimlerinde de ciddi saldırılar ve provokasyonlar devreye sokuldu. HDP’nin seçimlere parti olarak girme kararı ve yüzde 10’luk seçim barajını aşmayı önüne hedef koyarak, çalışmalarını buna göre yürütmesi, onu saldırıların hedefi haline getirdi. AKP’li yetkililer süreç boyunca HDP’nin seçimlere parti olarak girmesinin kendilerinde yarattığı tedirginliği, “Bundan sonra siz ancak çözüm sürecinin filmini yaparsanız”, “HDP’nin Meclis’e girmemesi süper olur” gibi açıklamalarla dile getirdi. 
 
HDP’YE SALDIRILAR BAŞLADI
 
5 Haziran 2015’te HDP’nin Diyarbakır’ın İstasyon Meydanı’ndaki mitingine yönelik DAİŞ tarafından düzenlenen bombalı katliamla birlikte 24 Temmuz’un ayak sesleri gelmeye başladı. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre, 5 kişinin hayatını kaybettiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı Diyarbakır mitingi ile Mersin ve Adana il binalarına dönük bombalı saldırılar başta olmak üzere HDP’ye dönük 168 saldırı gerçekleşti. Bu saldırılarda 6 kişi yaşamını yitirdi, 500’e yakın kişi de yaralandı. Seçim çalışması yürüten 183 HDP’li de gözaltına alındı. 
 
PROVOKASYONLAR DEVREYE KONULDU 
 
“Çözüm süreci” ile birlikte PKK’nin ilan ettiği ateşkes sürecine rağmen bir grup asker, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın eski sekreteri Ağrı Valisi’nin talimatıyla 11 Nisan 2015 Tendürek Dağı’na indirildi, burada yaşanan çatışmada 2 HPG’li ile bir sivil yaşamını yitirdi. Bu operasyon kamuoyunda “Çözüm sürecine yönelik provokasyon” olarak değerlendirildi. Ancak tüm saldırı ve provokasyonlara rağmen HDP, 7 Haziran seçimlerinde Türkiye genelinde aldığı oy oranıyla 80 milletvekili çıkararak, büyük bir başarıya imza attı. AKP ise oylarının yüzde 40 seviyesine düşmesi sonucu tek başına iktidar olma imkanını kaybetti. 
 
ADIM ADIM SAVAŞA
 
Erdoğan’ın “400 milletvekili” istediği seçimlerin bu sonucu “Başkanlık sistemine” geçişin mümkün olmadığını gösterdi. Çıkan bu sonuca tahammül edilmedi, seçimler yok sayıldı ve erken seçim kararı alındı. Seçim kararının hemen akabinde de AKP’liler tarafından “Çözüm sürecinde hata yaptık”, “Çözüm sürecini rafa kaldırdık” açıklamaları hükümetin devam eden süreçte asıl amacının itirafı olduğu gibi şiddetin yeniden günlük yaşamın bir parçası olacağının mesajı oldu. Sertleşen süreçle birlikte artan askeri hareketlilik, gözaltı operasyonları ve 5 Haziran katliamından sonra DAİŞ’in Urfa’nın Suruç’ta düzenlediği bombalı katliamda 33 gencin katledilmesi artık savaşın devreye konulduğunun da işareti oldu. 
 
CEYLANPINAR KARANLIĞI
 
Bu katliamdan iki gün sonra Ceylanpınar’da polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar’ın sabaha karşı yataklarında uyurken infaz edilmeleri ise yaşanılanların seyrini bütünüyle değiştirdi. Halen aydınlatılmayan ve evde çıkan parmak izlerinin polislere ait olduğu olay PKK’ye yüklendi. Davada bir arpa boyu yol alınmazken, olayla hiç alakası olmayan sanıkların hepsi 2.5 yıl sonra beraat etti. 
 
24 TEMMUZ: SAVAŞ BAŞLADI
 
Hükümet ise halen soru işaretleriyle dolu olan bu olayı, aylar önce başlattığı savaşın ilanı olarak gördü ve 24 Temmuz günü Kandil’de onlarca savaş uçağıyla en kapsamlı bombardıman gerçekleşti. Yapılan bombardıman sonrası ilan ettikleri ateşkes sürecinin AKP’nin fiili olarak başlattığı savaş süreciyle sonlandırıldığını açıklayan KCK, “24 Temmuz, AKP ve Erdoğan’ın en büyük hatası olarak tarihe geçecek” dedi. Bu tarihten sonrada bölgenin birçok yerinden çatışma ve ölüm haberleri ardı ardına gelmeye başladı.  
 
ÇÖKTÜRME PLANI
 
Hükümet her ne kadar savaşın 24 Temmuz’daki hava saldırısıyla başlatıldığını söylese de, bu tarihin öncesinde yaşananlar bu iddiayı boşa çıkardı. Henüz “çözüm süreci” devam ederken, 30 Ekim 2014’te Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında “Çöktürme Planı” adıyla hükümetin Kürtlere karşı yeni bir “imha ve inkar” sürecini planladığı ortaya çıkacaktı. Hükümetin daha önce aldığı bu karar, 24 Temmuz’dan sonra bir bir devreye konularak, ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla bölge kentleri bir bir yıkıldı, binlerce insan ilan edilen bu yasaklarda yaşanan çatışmalarda yaşamını yitirdi, Kürt siyasetine yönelik operasyonların düğmesine basıldı ve bunun sonucunda HDP’nin eş genel başkanlarıyla birlikte milletvekilleri ve binlerce Kürt siyasetçi tutuklandı.
 
ÖCALAN’IN ‘DARBE’ UYARISI
 
Öcalan’ın görüşmeler sırasındaki “Demokratikleşme gelişmezse, darbe mekaniği devreye girer” uyarısı, AKP’nin “çözüm sürecini” sonlandırmasından bir yıl sonra gerçekleşti. Darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL), 24 Temmuz’da Kürtlere yönelik başlatılan operasyonlar, Kürtlerle birlikte tüm muhaliflere yönelen bir sürece girildi. Bu süreçte binlerce kişi kamudan ihraç edildi, belediyelere kayyumlar atandı, binlerce siyasetçi tutuklandı.
 
FARİSOĞULLARI: SAVAŞ DEVAM EDİYOR
 
24 Temmuz 2015’ten bu yana devam eden çatışmalı süreci değerlendiren HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları, AKP’nin 24 Temmuz’da başlattığı savaşın, Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik operasyonlar ve Rojava’ya yönelik yığınaklarla devam ettiğini söyledi. Farisoğulları, Öcalan’ın Kürt sorununun demokratik yol ve yöntemlerle çözümü noktasında büyük çabalar sarf ettiğini ve bunu 2013 ile 2015 yılları arasında bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. 
 
24 TEMMUZ’A NASIL GELİNDİ?
 
“24 Temmuz’a nasıl gelindi?” sorusunu yanıtlayan Farisoğulları, “Sürecin yarattığı olumlu boyutuyla, Türkiye’de faşist, ırkçı, şoven dalganın giderek zayıfladığını ve farklı çözüm yöntemlerinin de devreye girebileceği, Türkiye demokrasi güçlerinin ve emek hareketini, sivil kuruluşlarının birebir sahiplendiği ve aynı zamanda Türkiye ve Kürdistan halkının da yüzde 80’e varan bir sahiplenme durumu gelişince, giderek Kürt demokratik siyasetinde bir ivme boyutunu da kazandı. 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP bileşenleriyle yüzde 14’e yakın bir oy oranına ulaştı. 80 milletvekiliyle parlamentoya gitti. Bu aynı zamanda Kürt demokratik siyasetinin parlamentoda bir kilit noktaya geldiği, anahtar noktasına geldiğini gösterdi. Onun için böylesi bir müdahale gelişti. Akabinde de bir filo saldırı gelişti. Tabii, bunun birçok senaryoları önceden Ceylanpınar’da çizildi. Ancak polislerin öldürülmesiyle tutuklanan herkes beraat etti. Anlaşıldı ki komplo çok kapsamlı ve derinlikliydi” dedi. 
 
‘ÇÖKTÜRME PLANI TEK TEK UYGULANDI’
 
2014 MGK toplantısında alınan “Çöktürme planı” kararına işaret eden Farisoğulları, “Bu kararın arka planına baktığımızda, Sayın Öcalan üzerinde mutlak tecrit sistemi yeniden ağırlaştırılarak, bu plan tek tek uygulandı. Sayın Öcalan, AKP hükümetinin samimiyetine asla inanmadığını ve bunlarla bir çözümün geliştirilebileceğine de çok ihtimal vermemekle birlikte ama ben konuda onları çözüme zorlama konusunda üzerine düşeni yapacağına dair değerlendirmelerde bulunuyordu” diye konuştu. 
 
‘SAVAŞ TECRİTLE BAŞLADI’
 
AKP’nin başlattığı savaş sürecinin Öcalan üzerinde yeniden devreye konulan ağırlaştırılmış tecritle başladığını hatırlatan Farisoğulları, “Böyle bir oldukça planlı bir durum söz konusu oldu. Neden Sayın Öcalan üzerinde böylesi bir mutlak tecrit esas alındı; çünkü Sayın Öcalan’ın düşünceleri ve ürettiği politik tutumla, çözüm Türkiye ve Kürdistan’ın dört parçası ile Ortadoğu’nun bütünlüğünde demokratik çözüm yöntemlerini esas alan yaklaşımları ve düşüncelerinden ötürü mutlak tecrit geliştirildi. Sayın Öcalan’ın AKP’nin tüm yaklaşımlarını bilmesine rağmen ısrarlı bir şekilde demokratik çözüm siyasetinin ve onun çözüm yöntemlerini devreye soktu” değerlendirmesinde bulundu. 
 
ÖCALAN’IN BARIŞ ISRARI
 
Savaş süreciyle birlikte 4 yılda yaşananlara dikkat çekerek, tüm bunlara rağmen 4 yıl aradan sonra İmralı Adası’nda yapılan görüşmelerde Öcalan’ın “Demokratik çözüm” ısrarını derinleştirerek sürdürdüğünü ifade eden Farisoğulları, “Sayın Öcalan ilk görüşmede verdiği bir mesaj vardı. ‘Ben 2013 ruhunun çok çok daha ötesindeyim’ dedi. Tüm bu kırım politikalarının sonucunda Kürt kentleri yerle bir edildi, 12 merkezde taş üstüne taş bırakılmadı, binlerce insanımız katledildi. Buna rağmen Sayın Öcalan’ın barışa ve çözüme dair durduğu nokta çok önemlidir. Hala bunun altını çizerek ifade etmesi çok önemlidir. Kürt demokratik siyasetine de Türkiye siyasetine de çağrısı şu; Türkiye’nin mevcut durumunu aşacak yegane güç Türk ve Kürt haklarının ortak tutum sahibi olması ve ortak mücadele hattında kapsamlı bir mücadeleyi geliştirmektir” şeklinde konuştu.
 
‘BARIŞ ÜÇÜNCÜ YOL İLE MÜMKÜN’
 
Öcalan’ın demokratik barış ısrarının ise önerdiği “Üçüncü yol” ile mümkün olduğunun altını çizen Farisoğulları, şunları söyledi: “Üçüncü yol; çok kapsamlı bir gücü örmeyi gerektiriyor. Bir; Türkiye cephesinde tüm demokratik güçler ve farklı kesimler, inanç gruplarıyla geniş bir cephe oluşturmak, antifaşist cephe, faşizme, baskıya, yoksulluğa, işsizliğe karşı üçüncü bir alternatif. Rejimin herhangi bir siyasi partisinin denetimine girmeden üçüncü bir seçeneğin mümkün olabileceğini, HDK projesi ile ortaya koymuştu. Ortadoğu’daki gelişmeleri de zaten bu temelde ele almıştı. Bunun somut ifadesi de bu projede açığa çıktı. O açıdan üçüncü yol tarifi AKP-MHP bloğunun ve onun perde arkası destekçilerinin, diğer taraftan da CHP’nin başını çektiği kimi kesimlere karşı tarif nettir. Üçüncü yol HDP bileşenlerinin ortaya koyduğu stratejidir. Kürdistan’da ulusal birlik çerçevesinde Kürdistani tüm kesimler ile bir araya gelme ulusal birliği oluşturma noktasında kırıma, imhaya ve sömürü politikalarına karşı Kürt bloğunun ve birliğinin güçlü bir tarzda açığa çıkarmadır.”
 
‘BARDOST’TAKİ İŞGAL GİRİŞİMİDİR’
 
AKP’nin 24 Temmuz 2015’te aldığı savaş kararını Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik operasyonlarla sürdürdüğüne işaret eden Farisoğulları, “24 Temmuz somut olarak Bradost’taki işgal girişimidir, altını çiziyorum. Çünkü bir başka ülkenin toprak bütünlüğüne dönük bir müdahale ve yerleşmedir” diye belirtti. 
 
‘YEGANE YOL ORTAK ULUSAL BİRLİK’ 
 
24 Temmuz’da devreye konulan savaş politikalarının sonuç almadığını, Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik operasyonlarında sonuç almayacağını kaydeden Farisoğulları, şu önerilerde bulundu: “Kuşkusuz herkesin dönüp dolaşacağı nokta hakikatin bizzat kendisidir. Hakikat, Sayın Öcalan’ın tarif ettiği noktadır. Hem Türkiye toplumu, halkı ve demokrasi güçleri ama aynı zamanda Kürdistani bütün yapıların tüm oluşumların, siyasi anlayışların hakikati görerek, savaşa karşı tutum sahibi olması gerekiyor. 
 
Hiçbir  güç Kürdistan’ı ilhak edemez. Belki girebilirler, belli bir süre işgal durumu da gelişebilir ama hiç bir güç, o coğrafyada tutunamaz. Nasıl ki; Saddam diktatörlüğüne karşı bir direniş hattı oluşturulduysa bugün bir kez daha bu direniş hattı geliştirilmelidir. Özellikle Brados’taki halkımıza çağrımızdır; bu işgal girişimine, ezme ve bütün değerleriyle ortadan kaldırmaya yönelik bu işgale karşı mutlak bir direniş hattını oluşturulmalıdır. Başûrê Kürdistan yönetimine bu vesileyle çağrımızdır; yegane yol ortak ulusal demokratik birliği örmekten geçer.”
 
MA / Özgür Paksoy – Mehmet Şah Oruç 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.