DOLAR 6,0879
EURO 6,8088
ALTIN 250,8
BIST 85.725
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü

Feyzullah Tunç yazdı: Mart’ın sonu Haziran…

09.05.2019
A+
A-

31 Mart seçimleri tarihi bir seçim olarak kayıtlara geçti, geçti fakat AKP ve Tayyip Erdoğan’ın hiç de beklemediği bir hezimet yaşamasına neden olarak tarihe geçti. Diktatörün bu beklemediği sonucun çıkmasında üyesi olduğum ve yöneticilik yaptığım HDP’nin izlediği stratejik politikanın ve şu Edirne Cezaevi’nde olan geçen dönem Eş başkanı olan Selahattin Demirtaş’ın KETLLE ile Türkiye halklarına attığı twitler önemli bir rol oynadı AKP’nin ve genel başkanın hezimet yaşamasında..

Erdoğan ve kliği iktidara geldikten sonra demokrat, hak savunucusu ve halkçı bir çizgi maskesi ile toplum üzerinde oluşturduğu olumlu imaj ile gelecek yıllara yatırım yapmaktan geri durmadı elbette, her iktidar partisinin yapmak istediğini yapmaya çalıştığı bir süreçti bu yaşananlar. 2011 yılına kadar devletin her kademesine, her bakanlığına ve her odasına yerleştirilen Fethullah Gülen ekibi ile Erdoğan kliği arasında süre gelen çatışmalı pozisyon artık aradaki çatlakların daha da açılmasına ve varlıkları ile Erdoğan’a rahatsızlık vermeye başladılar.

2013 yılından sonra Türkiye yeni ve daha karanlık sabahlara uyanmaya başladı. Hasreti bitirmek için televizyonlarda çağrı yaptıkları Gülen, artık FETÖ terör örgütünün lideri oldu. Erdoğan’ın ‘ne istediler de vermedik’ dediği F. Gülen artık Türkiye’nin düşmanı ve devlete nüfuz etmeye çalışan organize bir terör örgütü lideri olarak çıktı karşımıza. Ne oldu ise artık bundan sonra oldu.

FETÖ operasyonları adı altında Türkiye’de bir cadı avı başlatıldı, askerlere, polislere, adliyelere, savcı ve hakimlere kadar FETÖ operasyonu adı altında suçlu, suçsuz demeden herkes suçlanmaya başlandı. Bu operasyonlar kesmemiş olacak ki, öğrenci, öğretmen demeden herkes suçlu ve FETÖ’cü ilan edilir oldu.

Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran 2015 seçimlerinde uğradığı yenilgi ve HDP’nin Erdoğan’ın saltanatını kökünden sallamasının akabinde, geçmiş tüm iktidar partilerinin yaptığı gibi diktatör Erdoğan da abileri gibi tekrardan milliyetçilik ve islam çizgisine sarıldı. Bu şekilde yeniden toplum mühendisliği yaparak, kendinden olmayan, kendi gibi düşünmeyen herkesi, her kesimi düşmanı ve terörist ilan ederek saltanatını kan üzerinden sağlamlaştırma yolu ile tekrar toplumu şekillendirmeye ve yönetmeye çalıştı.

Seçimler boyunca yapılan hukuksuzluklar yetmemiş olacak ki, AKP tarafından YSK üzerinde kurulan baskılar sonucu, Türkiye’nin kalbi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi iptal edildi. Tayyip Erdoğan iktidar olduğundan bu yana büyük şehirleri ilk defa kaybetti ve nefesi kesildi. 2015 seçimlerinde yaptığı gibi 2019 seçimlerinde de kendi istediği sonuç çıkmadığından seçimleri iptal ederek tekrarlanmasına karar verdi. Bu karar YSK’nın falan aldığı bir karar değil, onların hiçbir hükmü yok çünkü. Erdoğan istedi ve böyle de olacak, seçimler yenilecek.

Hal böyle olunca İstanbul seçimlerinde göstergeler Kürtleri göstermektedir. Leyla Güven öncülüğünde başlatılan ve birçok cezaevindeki tutsakların da katıldığı, temel taleplerinin Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrittin kaldırılması ve cezaevleri koşullarının iyileştirilmesi olan ve devam eden açlık grevleri için aylardır ses çıkarmayan hükümet 2 Mayıs’ta Kürt halkı üzerinde etki yaratmak için Sayın Öcalan ile avukatlarının görüşüne izin vermiştir. Bu şekilde yapılan görüşün ne Kürtler üzerinde ne de demokratik kamuoyu nezdinde bir anlamı, bir itibarı bulunmamaktadır.

Hükümetin paralı kalemşörleri ile bu görüşmenin sonrasında oluşturulmak istenen HDP – AKP ile anlaştı, Kürtler Tayyib’i destekleyecek tarzında yapılan manipülasyonlara ne yazık ki kendine “solcu, demokrat” diyen bir kesim de koşarak çanak tutmaya başlamışlardır.  Kürt halkı öyle düşündükleri gibi satılık bir halk değildir. Artık ALAVERE, DALAVERE KÜRT MEMET NÖBETE devri kapandı. Artık ne istediğini bilen, nasıl yapması gerektiğini ince ince hesaplayan bir halk olarak karşılarında duruyor KÜRTLER.

Tayyip Erdoğan İstanbul seçimlerini kazansa da kaybetse de Kürt halkı katillerinden hesap sormaya devam edecektir. Bukalemun gibi her kılığa girerek sonunu geciktirmeye çalışan hırsızlar çetesi lideri ve kliği bu tarz şirinlikler ile Kürt halkını etkisi altına alabileceğini zannede dursun.

Bize düşen ise;

31 Mart seçimlerinde olduğu gibi organize olup, sandıklara sahip çıkmak, oyları çaldırmamak. Çünkü hırsızın işi hırsızlıktır. Ve en iyi bildiği şeyi, hırsızlığı, üstelik elindeki tüm devlet imkanlarını da kullanarak ve daha organize olmuş bir halde yapmaya niyetlidir. Bu nedenle 23 Haziran’da yenilenecek seçimler, Tayyip Erdoğan ve kliğine karşı Türkiye halklarının varlık kavgası olacaktır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.