DOLAR 5,8901
EURO 6,6087
ALTIN 252,6
BIST 91.295
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Parçalı Bulutlu

Figen Yüksekdağ: Bizler direndikçe onların iktidarı çökecek

11.03.2019
A+
A-

Aranın ardından savunmasına devam eden Figen Yüksekdağ, açlık grevlerine dikkat çekerek, “Bizler yürüdükçe, bizler direndikçe onların iktidarı çökecek” dedi. Savunmasının ardından tutukluluğunun devamına karar verilen Figen’in duruşması 19 Nisan’a ertelendi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın duruşmasına verilen aranın ardından devam edildi. Aranın ardından savunmasına kaldığı yerden devam eden Figen, siyaset kurumunun yargıyı etkilediğini belirterek, “Tarihte olmayan cümleler konuşulmaya başlandı. Neden? Çünkü siyaset kurumu yargıyı etkiliyor. Çabuk kesin bunların cezasını. 2 yıl oldu daha yetmedi mi?” diyor” diye belirtti.

‘KÜRTLER KONUSUNDA ÇÖZÜMSÜZLER’

Figen, savunmasının devamında açlık grevlerine ilişkin şunları söyledi: “PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 124 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in ardından bugün benim bulunduğum cezaevinde ve Türkiye’nin tüm cezaevlerinde İmralı’daki tecridin kaldırılması, barış siyasetinin yolunun açılması için süresiz-dönüşümsüz açlık grevi devam ediyor. Türkiye’deki söz ettiğim hiç bir gerçeklik krizden bağımsız değildir. Bugün İmralı’da oluşan tecrit ile beraber Kürt sorunundaki çözümsüzlükten kaynaklı ortada. Hakkari Milletvekili Sevgili Leyla Güven, DBP Eşbaşkanı Sevgili Sebahat Tuncel ve Hakkari eski Milletvekili Selma Irmak, ülkedeki kara deliği kapatmak ve Türkiye’nin derin krize giren siyasetine çözüm bulmak için açlık grevinde. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde aynı kadınlar, çözümün yolunun nereden geçtiğine tekrar işaret etti. Aradan 3 yıl geçti ve yine kadınlar olarak aynı sorunlara çözüm olacak kişiyi işaret ediyoruz. Siyasi iktidar bu sorunu erteleme peşinde ama artık bu sorunu erteleme zamanı kalmadı. Bugün hiç istemediğiniz tablolarla karşı karşıya kalabileceğimiz bir noktaya geldik. Hem yaşanılan süresiz açlık grevleri hem dışarıda yaşam alanları halkımız üzerinde yaptığı baskılar yeterince oluştu ve bu durumu zorlu bir viraja çevirme freni patlamış gibi savrulup giden bir siyasi iktidar bu durumu çözmeyi başaramaz. Bütün Türkiye demokratik kamuoyu bu tarihsel süreçte bu virajın dönmesi aşamasında mutlaka yan yana olmamız gerekiyor. Kadınlara uygulanan tecrit, kutuplaştırma ve çözümsüzlük politikasına bir an önce son verilmesi gerekiyor.”

‘SEÇİMDEN SONRA KRİZ DERİNLEŞECEK’

Figen, savunmasının devamında ise şunları belirtti: “Siyasi iktidar seçim meydanlarında, seçim kampanyasını bizim üzerimizden yürütüyor. O kadar akıl almaz yaklaşımlar var, hukuku ayaklar altına alan yaklaşımlar var. Bakın Türkiye’nin hukuk sistemini de eleştiriyorum. Yasama organının bileşenlerinden birisiyim. Her ne kadar milletvekilliğim düşürülmüş olsa bile hukuk normlarının demokratikleştirilmesi ve sadeleştirilmesi mücadelesi veriyorum. Ama ne yazık ki eleştirdiğimiz hukuk normlarına bile bu ülkeyi muhtaç hale getirdiler. Ben yargılama sürecinde en önemli ihlal edilen şeyin açıklık, aleniyet hakkı olduğunu düşünüyorum. Açıklık ve aleniyet hakkı güvence altında olmalıdır. Bizler, seçilmiş kadın siyasetçiler olarak milyonlarca kadının temsilcileri olarak kilit altında olmasaydık, belki Türkiye bugün bu kadar büyük bir siyasi krizle karşı karşıya olmayacaktı. Bugün Türkiye’de durumu idare etmeye çalışan, kendini kurtarmaya çalışan bir siyasi iktidar var. Bütün ülke bir siyasi iktidarın ikbali ve istikbali ile uğraşıyor. Sanki bu ülkenin haklarının başka derdi yokmuş gibi AKP-MHP koalisyonunun geleceği ile uğraşıyor. Tek adam iktidarının geleceğinin derdine düşmüş, onun derdinin belasını çekiyor. Siyaset kurumu tamamen kilitlenmiş durumda. Siyasi, ekonomik bir kriz yaşanıyor. Ve seçimlerden sonra bu ekonomik, siyasal kriz çok daha derinleşecek. Çünkü siyasi iktidar yönetme kabiliyetini, yönetme soğukkanlılığını yitirmiş durumda.

‘BİZLER DİRENECEĞİZ’

Mehmet Tunç’un da söylediği gibi biz Cizre’nin kahramanlarıyla gurur duyuyoruz. Ama onlar tarihin sayfalarında utançla anılacaklar. Utanmak nedir bilmiyorlar ama tarihin sayfalarında bu işlenen ağır suçların hesabını verecekler. Bizler yürüdükçe, bizler direndikçe onların iktidarı çökecek. Bakın nasıl kadınların direnişiyle, halkın mücadelesiyle, demokrasi ve özgürlüğü her şeyin önüne çıkaran o kararlı duruşumuzla iktidarın tüm zor aygıtları, silahları, topları, tüfekleri işlevsizleşiyor. Artık onların ölüm makinalarının hükmü kalmamıştır. Biz artık o eşiği aştık. Biz artık yaratmak istedikleri korkunun bütün barikatlarını berhava ettik. Artık karşılarında özgürleşmiş kadın ve özgürlüğe yürüyen bir halk var. İşte bunun için korkuyorlar. İşte bunun için her yerde halkın ve kadınların iradesine engel çıkartıyorlar. Siyasi iktidara, Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a sorsanız bu topraklarda kamu düzenini sağlıyorlar. Kamu düzenini sağladık dedikleri yer neyi anladıklarını bütün dünya gördü.

‘KORKUYORLAR’

Bizler Allah’a emanet her yerde kelle koltukta özgürlük değerlerimiz için mücadele ederken, sokaklara çıkma cesareti gösterirken siz bir Silopi’ye 5 bin, 10 bin koruma ile gidiyorsunuz. Bizim buna bir cevabımız var. Bunlar korkak, bizim bir meydanda yan yana gelen 3 kadınımızdan korkarlar. Bizim sokakta yürüyen çocuklarımızdan korkarlar. Bizim verdiğimiz selamdan, bizim söylediğimiz tek bir sözden korkarlar. Çünkü bizim her bir sözümüz ve selamımız onların politikalarının teşhiridir. Biz onların suçlarını yüzlerine vururuz. Korku ile toplumu zapt etmeye çalışan bu iktidar bugün HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırma koşulu ile bir toplumu kuşatmaya çalışıyor. Biz bu iktidardan faşizm de bekleriz, her şey de bekleriz. Bunların bir sınırı yok. Siyasi bir kriterleri yok. Anayasayı tanımıyorlar, hukuku tanımıyorlar.

‘BU İKTİDAR KADIN VE KÜRTLERE DÜŞMAN’

Siyasi iktidar herkesi terörist olarak ilan ediyor. Kürtlere düşman, kadınlara düşman. Şu an siyasi olarak bunları engelleyemiyor olabiliriz ama nerede olursak olalım, ister siyasetçi olun, ister yargı mensubu, bu suça ortak olmamayı başarabiliriz. Bu ülkeyi yönetenler, en kötüyü yapma konusunda şampiyonlar, kendi rekorlarını kırıyorlar. Biz onların ne kadar kötü olduklarını, ne kadar saldırgan olduklarını biliyoruz ama kim korkar onlardan.

‘HALKIMIZ 31 MART’TA CEVAP VERECEKTİR’

Bu ülkenin düşmanı Kürtler, sosyalistler, muhalifler, kadınlar değil, ülkeyi zapturapt altına almış olan iktidardır. Ama halklarımıza güveniyorum, bir kez daha 31 Mart’ta bu iktidara cevap verecektir. Halklarımızın bir kez daha HDP etrafında kenetleneceğine inanıyorum. Bugüne kadar bütün engellere rağmen sandıklara gitmeyi başardılar, bir kez daha 31 Mart’ta ve sonrasında kendi hakları ve geleceklerini savunmaya çağırıyorum.”

Figen’in savunmasının ardından avukatları savunma yaptı. Avukatların savunması sonrası kararını açıklayan mahkeme, bir sonraki duruşmayı 19 Nisan tarihine erteledi.
(Jinnews)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.