DOLAR 8,1550
EURO 9,7089
ALTIN 457,33
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Çok Bulutlu
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Pts 13°C
Sal 15°C
Çar 18°C
Per 14°C

Gazeteci Ermiş: ABD ile İran arasında şiddetli bir savaş olası görünmüyor

07.01.2020
A+
A-

HABER MERKEZİ – Kasım Süleymani suikastı sonrası ABD-İran arasında artan gerilimin sonucunu, uluslararası ve bölgesel ittifakların belirleyeceğini vurgulayan gazeteci Halit Ermiş, “Şiddetli ve sert bir savaşı, erken zamanda çok olası görmüyorum” dedi. 

Ortadoğu’da savaş ve çatışma sahalarını yakından takip eden gazeteci Halit Ermiş, ABD’nin 3 Ocak’ta Bağdat Havaalanı’nda füzeli saldırısında İran’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el Mühendis’i öldürülmesi sonrası olası gelişmeleri değerlendirdi. 
 
İran’ın en üst perdeden “İntikam” açıklamasında bulunsa da ABD saldırılarını Haşdi Şabi güçlerine ait üstlerle devam ediyor. Aynı zamanda DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyon, Irak’taki bütün çalışmalarını askıya alarak bölgesel ve yerel güçlere mesaj verdi. 
 
Gerilimin her geçen arttığı bölgeye dair konuşan Ermiş, İran’ın bölgede önemli bir güç olduğunu, kendisine karşı gelişen saldırılara cevapsız kalmayacağını söyledi. İran’ın uygun yöntemi ve uygun zamanı tercih edeceğini düşünen Ermiş, “Öyle tartışıldığı gibi, çok şiddetli sert bir savaşın yaşanacağını en azından erken zamanda çok olası görmüyorum. Çünkü bu İran açısından da, ABD açısından da çok getirisi olacak bir savaş olmayacaktır” dedi. 
 
SONUCA ODAKLI
 
İran ile ABD’nin uzun yıllardır sürekli savaş halinde olduğunu anımsatan Ermiş, şöyle devam etti: “Siyasi, ekonomik, diplomatik, ticari vb. çok şiddetli bir savaş taraflar arasında sürüyor. Her iki tarafta sonuca odaklı bakacaklardır. Bu savaşta kazanan taraf olmaya çalışacaklardır. Dolayısıyla acele etmeyecekler. İran daha çok bölgedeki Şii örgütlenmeler üzerinden karşıt hamle yapmaya, ABD’nin bölgedeki varlığını meşruiyet yönünden dünyada sorgulatır duruma getirerek cephesini güçlü tutmaya çalışacaktır. Sahada da; Irak, Suriye, Lübnan, yemen gibi yerlerde askeri hamleler de gelişebilir. Yine ABD’nin de gelişecek karşıt hamleleri gidişatı belirleyecektir. 3’üncü Dünya Savaşı’nın yaşandığı bu belirsizlik durumunda, biraz da savaşın 1 ve 2’nci Dünya Savaşları’ndan farklı bir karakterde yürümesi ve çok katmanlı bir savaş şeklinde yürümesinden dolayı hemen çok şiddetli bir sıcak savaşın gelişeceğini beklemek bence zor. Ama tabii bu savaşın karakterinden kaynaklı gidişatın tam olarak nasıl olacağını kestirmekte aynı zorluğu içeriyor.”
 
İTTİFAKLAR BELİRLER
 
İran’ın bölgenin önemli gücü olduğunu vurgulayan Ermiş, “Askerî açıdan olduğu kadar ideolojik açıdan da bölgeye yayılan, büyük kesimleri etkileyen ve denetleyen bir güç. Sadece oyunbozan değil, aynı zamanda oyun kurgulayan bir güç. Bir Irak ya da Suriye gibi değildir. Bilakis Irak ve Suriye’nin direnebilmesinde belirleyici olan devlettir. İran’ın neler yapabileceği hem geliştireceği strateji ile bağlantılı hem de karşısındaki cephenin nasıl şekilleneceğiyle ilgili. Eğer 2003 Irak savaşında olduğu gibi ABD dünyadan güçlü bir destek alır, bunun yanına bir de bölgedeki Arap devletlerini ekleyebilirse o zaman İran ciddi bir zorlanma yaşayacaktır. Tabii Rusya, Çin gibi küresel güçlerin yanı sıra bölgesel güç olarak Türk devletinin nerede duracağı, nasıl bir tutum alacağı da önemli. Dolayısıyla sorun sadece İran’ın kendi gücünün neye yeteceği olmayacak, karşısında ya da yanında duracak güçlerin tutumları da etkileyici olacaktır” dedi. 
 
İRAN TOPLUMU BELİRLER
 
İran toplumunun da çok önemli olduğuna vurgu yapan Ermiş, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “İran, içte gerçek anlamda destek alırsa, gelişecek saldırılara karşı direnişi güçlü olacaktır. Ancak bunu sağlayamazsa dışarıda savaşa girmişken içte yaşanacak sorunlar İran’ı son derece zor durumda bırakacaktır. Bana göre İran şimdiye kadar bu gerçeği doğru okuyamadı, hesaplayamadı. İçte demokratikleşmeyi sağlayarak halkın desteğini arkasına alamadı. Dolayısıyla İran’ın, hatta bölgede iç karışıklık yaşayan tüm devletlerin en büyük çıkmazları bu oldu. Eğer bunu yapabilmiş olsalardı hem dış müdahalelerin gerekçelerini ortadan kaldırabilirlerdi, hem de giderek gelişen, güçlenen bir pozisyona gelirlerdi.” 
 
SORUNUN KAYNAĞI İDEOLOJİK
 
İran ABD arasındaki gerilimin nereye varacağını tam olarak kestirmenin zor olduğunu, alışılagelen bir savaş durumunun ötesinde olduğunu, çok katmanlı bir savaşın söz konusu olduğunu, askeri yönünün yanında siyasi, ekonomik, toplumsal yönün ön plana çıktığını dile getiren Ermiş, devamla “Aslında verili kapitalist sistem ve bölgedeki uzantıları olarak ulus devlet yapıları ciddi bir kriz durumunu yaşıyorlar. Yapısal bir sorun. Dolayısıyla şimdiye dek bu krizi aşmak açısından uygulanan yöntemler zor ve şiddetin, baskının daha da arttırılarak, farklılıklarını tasfiyesini gerçekleştirme amacından öte olmadı. Oysa sistemi kriz ve kaosa götüren etmenlerdi bunlar. Bu bir ideolojik zihniyet yapılanması ve sistemi. Dolayısıyla bu zihniyet ve sistem aşılmadıkça kalıcı bir çözümden söz etmek zor. Belki zor ve şiddet kullanarak, soykırımlar gerçekleştirerek yeniden egemenlik tesis etme durumu bir süreliğine gelişir. Ancak buna kalıcı çözüm demek mümkün olmayacaktır” dedi.  
 
ÇÖZÜM ADEMİ MERKEZİ SİSTEM
 
Bu kapsamda Irak ve Suriye’de durumun nereye varacağının da küresel kapitalist sistem ile bölge ulus devlet sistemlerinin yaşadıkları yapısal krizi nasıl aşacaklarıyla bağlantılı olduğunu belirten Ermiş, şunları söyledi: “Şimdi gelişen savaş etnik, dinsel, mezhepsel farklılıkları körükleyen, çatıştıran bir durumda. Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da yaşanan çıkmaz bu. Tekçilik bu krizlerin ana nedeniyken halen de çözüm olarak devletlerin ön gördüğü şey bu oluyor. Dolayısıyla merkezi ulus devlet sistemlerinin mutlaka kırılması ve tüm farklılıkların kendilerini özgürce ifade edebileceği, bir arada eşit ve demokratik temelde yaşayabileceği ademi merkezi sistemin gelişmesi gerekir. Bunun için de halklar, inanç grupları ve diğer tüm farklılıklar devletlerin bu tekçiliğine karşı demokratik birlikteliğini oluşturarak ortak yaşam mücadelesini geliştirmeleri gerekir.” 
 
ÇÖZÜM GELİŞMEZSE YIKIM BÜYÜR
 
Bir çözüm gelişmezse bölgede şu ana dek yaşanan yıkımın çok daha büyüğüne maruz kalınacağına işaret eden Ermiş, sözlerini şöyle tamamladı: “Çok daha büyük insan, doğa, tarih katliamları yaşanır. Dikkat edin, şimdiye dek milyonlarca insan öldü, milyonlarcası yelerinden edildi, yüzlerce yıllık tarihi eserler yok edildi. Bu aynı zamanda toplumun köksüzleştirilmesi, hafızasız bırakılmasıdır. İşte eğer doğru bir demokratik sistem gelişmez ise o zaman bugüne kadar yaşanan bu yıkımlar katmerli bir hal alır. Bu son derece tehlikeli bir durumdur. Sadece Irak ve Suriye ile de sınırlı kalmaz. Giderek her yere yayılır. Zaten her yerde bir savaş durumu aslında var. Ama bunun şiddeti her yerde Suriye ve Irak’takini aşan boyutlara da varabilir.” 
 
MA / Nazım Daştan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.