DOLAR 8,5492
EURO 10,0853
ALTIN 495,52
BIST 1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 33°C
Per 34°C

Gazeteci Genç: Aynı delil ve suçlamayla hakkımda 2’nci dava açıldı

25.02.2020
A+
A-

İSTANBUL – “KCK Basın Davası”nda savunma yapan Yüksel Genç, bu davadaki delillerle hakkında Diyarbakır’da yeni bir dosya açıldığını ve hukuken mümkün olmamasına rağmen “örgüt yöneticiliği”nden yargılandığını söyledi. 

 
2011 yılında Özgür Gündem, Azadiya Welat, Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Fırat Dağıtım şirketine düzenlenen operasyon sonrası gözaltına alınan ve bir süre tutukluluğun ardından tahliye edilen 46 gazeteci ve basın çalışanı hakkında açılan davanın 18’inci duruşması görüldü. “KCK Basın Davası” olarak bilinen dava duruşması İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuksuz yargılanan SAMER Koordinatörü Yüksel Genç ve gazeteci Hüseyin Deniz ile avukatlar duruşmada hazır bulundu. 
 
AYNI GEREKÇELERLE FARKLI BİR DAVA 
 
Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, heyet değişikliği nedeni ile eski zabıtlar okundu. Ardından, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) faaliyetlerinden kaynaklı Diyarbakır’da hakkında açılan dava ile bu dava dosyası birleştirilen Yüksel Genç savunma yaptı. 2011 yılından bu yana “KCK Basın dosyası” kapsamında yargılandığını, bu dosyanın kapsamını oluşturan delil ve gerekçelerle Diyarbakır’da hakkında başka bir dava açıldığını belirten Genç, hukuken mümkün olmasa da hakkında yeniden “örgüt kurmak ve yönetmekten” yeni bir dava açıldığını kaydetti. 
 
‘DTK SUÇ ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR’
 
Genç, “Gerekçe olarak ise, huzurdaki dosyada geçen Demokratik Toplum Kongresi’nde (DTK) 2010 yılı Ağustos’una kadar yaklaşık 9 ay süren eşbaşkanlığım gösterilmiştir. Üstelik ilgili son iddianamede suç tarihi olarak 2018 ve öncesi belirlenmiş ve 2012 sonrası yapılan teknik takiple açılan bir dosya üzerinden temellendirilmiştir. Birleşen dosyadaki iddianamede delil olarak yazılanların hiçbiri direkt benimle ilgili değildir. Ben bu dosyada tutuklu iken DTK’de yapılan görüşmelerde ismimin geçmesi,  kimi görüşme notlarında ismimin geçmesi, DTK’de yapılan bir aramada ismimin ve telefonumun olması, bir hesaptan gönderilen bir iki mailin varlığı ilgili dava için ne yazık ki yeterli görülmüştür. Oysa ne DTK bir suç örgütüdür ne de bu sunulanlar somut bir suç delilidir” diye konuştu.
 
CEZAEVİNDEYKEN DİNLENMİŞ! 
 
Aralık 2011 ile Mayıs 2014 tarihleri arasında “KCK Basın dosyası” gerekçesi ile tutuklu olduğunu hatırlatan Genç, “Son birleştirilen dosyanın delilleri arasında iddia ve 10 Mart 2012, 31 Mart 2012 ve 3 Kasım 2012 tarihli Teknik Araçlarla İzleme ve Dinleme Çözüm Tutanakları gösterilmiştir. İlgili tarihlerde tutuklu olduğum hasebiyle söz konusu bir takibe uğramamın gerçekçi olmadığını belirtmek isterim. Üstelik delil olarak sunulanların hepsinde sadece birilerinin bahsinde adımın zikredilmiş olmasından suç delili oluşturulmasının ne denli hukuki ve hakkaniyetli delil kurma yöntemi olduğunu da taktirlerinize bırakıyorum. Öncelikle öyle iddianamede iddia edildiği gibi DTK’nin tarafımdan kurulmadığını, kuruluşunun 2007 yılına dayandığını belirtmeliyim. Benim DTK’de çalıştığım süre 2009 yılı sonundan 2010 ağustos başına kadar geçen yaklaşık 9 aylık bir süreyi kapsamaktadır” şeklinde konuştu.
 
‘DTK YASAL BİR KURULUŞTUR’
 
DTK’nin organize ettiği çalışmaların Kürt sorunu ile benzer sorunları yaşayan ülkelerin sorunlarını nasıl çözdüğüne, Kürt sorununun nasıl çözülebileceğine, demokratikleşme ve barışın nasıl geliştirilebileceğine dönük içeriklere sahip olduğunu söyleyen Genç, şöyle devam etti: “DTK legal, açık, meşru ve halihazırda faaliyetlerini sürdüren bir platformdur. Bu platformun çalışmaları ülkedeki siyasi partiler, sivil toplum örgütleri yanında hükümet ve devlet yetkililerinin de eski MİT üyelerinin de ilgisine, katılımına mazhar olmuştur. Özellikle 2013-2015 tarihleri arasında, hükümet ve devlet yetkililerinin başlattığı ‘Çözüm süreci’ olarak tabir edilen sürece, DTK’nin kurumsal bir yapı olarak devlet yetkililerince katılımının sağlandığını hatırlatmak isterim. Ne kendi çalıştığım dönemlerde ne de bahsettiğim etkinlikler ve temaslar sırasında herhangi bir yargısal hükme muhatap olmayan meşru bir platform nedeniyle kendimin 9 yıl sonra, hem de ‘örgüt kuruculuğu ve yöneticiliği’ sıfatıyla yargılanıyor olmam maddi gerçeğe uygun değildir. Dün suç olmayanın bugün suç sayılabilmesinin koşulları mevcut değildir. Öyle olsa bile bugün oluşturulmuş bir suç tanımının geçmişe yürümesi hukuken mümkün değildir. Üstelik bu çalışmalara katılan veya ilgi gösteren hükümet vekilleri, yetkilileri ve devlet kurumlarının ilgili yargılamaya konu edilmemiş olmasını da dikkatlerinize sunmak isterim.”
 
MİTÇİ GAZETECİNİN TANIKLIK TALEBİ REDDEDİLDİ
 
Genç’in savunmasının ardından gazeteci Hüseyin Deniz’in beyanı alındı. Ardından avukatlar savunma yaptı. Vatan gazetesi eski muhabiri Çağdaş Ulus’un avukatı Mehtap Acar Ulus, müvekkilinin dosyanın ayrılması talebinde bulundu. Avukat Özcan Kılıç ise, Yüksel Genç’in duruşmalardan vareste edilmesini, sanığı Ziya Çiçek olan dosyanın bu dosya ile birleştirilmesini, Cumhuriyet Başsavcılığından DTK’nin yasadışı bir oluşum olup olmadığının sorulmasını, MİT mensubu olduğu gerekçesiyle dosyası bu dosyadan ayrılan eski AFP foto muhabiri Mustafa Özer’in bu dosyada tanık olarak dinlenmesi talebinde bulundu.
 
Savunmaların ardından mahkeme duruşmaya 5 dakika ara verdi. Aranın ardından mahkeme avukatların tüm taleplerini reddederek, bir sonraki duruşmayı 2 Temmuz’a erteledi.
 
NE OLMUŞTU?
 
2011 yılının Aralık ayında Özgür Basın kurumlarına dönük gerçekleşen baskınlarda 46 gazeteci ve basın çalışanı gözaltına alınarak, tutuklandı. İlk duruşması 2012 yılında görülen dava kapsamında gazetecilere “örgüt üyeliği”, “örgüt yöneticiliği” ve “örgüt propagandası” suçlamaları yöneltiliyor.

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.