DOLAR 5,7898
EURO 6,4559
ALTIN 277,4
BIST 98.415
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Gazeteciler: DAİŞ ve onu destekleyenler yargılanmalı

08.07.2019
A+
A-

QAMİŞLO – Qamişlo’da devam DAİŞ forumuna katılan isimler arasında gazeteciler Erk Acarer, Hayko Bağdat ve Ergun Babahan da yer aldı. DAİŞ’lilerin Kuzey ve Doğu Suriye’de kurulacak uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğini söyleyen gazeteciler, bu mahkemelerde sadece DAİŞ’lilerin değil, bu örgütü kullanan ve destekleyen devletlerin de yargılanması gerektiğini söyledi.

Rojava Stratejik Araştırma Merkezi’nin (NRLS) Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinde düzenlediği “DAİŞ: Engel ve Yüzleşme Boyutu” başlıklı forum, 3’üncü gününde devam ediyor. Birçok uluslararası siyasetçi ve akademisyenin yer aldığı forumda ilk iki gün boyunca DAİŞ’in askeri ve güvenlik yapılanması, ekonomik, toplumsal, kültür ve inançsal boyutları ile DAİŞ ideolojisinde kadın başlıkları tartışıldı. 
 
Forumun bugünkü bölümünde ise, DAİŞ’in hukuku ve DAİŞ sorununa ilişkin çözüm önerileri tartışılacak. Sonrasında hazırlanacak sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşılacak. Süren forumu takip eden gazeteciler arasında Türkiye’den gelen isimler de yer aldı.
 
Bu isimlerden Ergün Babahan, Erk Acar ve Hayko Bağdat ile süren forumu ve DAİŞ’lilerin nasıl yargılanması gerektiğini konuştuk.
 
ACERER: DAİŞ’Lİ ESİRLER BURADA YARGILANMALI 
 
DAİŞ ile olan askeri savaş bitse de, selefi yapılanmanın ideolojik olarak halen var olduğunu dile getiren gazetecilerden Erk Acarer, esir alınan DAİŞ’lilere ne olacağı, nerede yargılanacakları ve nasıl rehabilite edilecekleri konularının önemli başlıklar olduğunu kaydetti. 
 
Bu konuda ise üç noktanın tartışıldığını belirten Acarer, birincisinin DAİŞ’lilerin çoğunun Suriye’de esir düşmesi, Kuzey ve Doğu Suriye’de tutuklu bulunmaları dolayısıyla burada yargılanmalarının önünün açılması olduğunu ifade etti. Doğru olanın da bu yol olduğunu söyleyen Acarer, çünkü savaş suçu olarak belgelenen olayların bu bölgede gerçekleştirildiğinin altını çizdi.
 
‘EN BÜYÜK ENGEL RESMİ BİR MAHKEMENİN OLMAMASI’
 
Acerer, DAİŞ’li esirlerin Kuzey ve Doğu Suriye’de yargılanmalarının önündeki en büyük engelin ise resmi bir mahkeme sürecinin olmaması olduğunu vurguladı. Acarer, bu konuda şunları belirtti: “Çoğu yabancı IŞİD’lilerin kendi ülkelerinde yargılanmyı istedikleri belirtiliyor. Avrupa’dan gelenlerin çoğu ülkelerinde yargılanmak istiyor. Tabi bir de Türkiye var. Çok ironik bir mesele. Türkiyeli IŞİD’liler; ‘Biz ülkemizde yargılanmak istiyoruz’ diyor. Bunun bir parantezi var. Burada parantezi açarsak, bugüne kadar kaç IŞİD’li tutuklu, kaç kişinin yakalanıp bırakıldığını ve bırakıldıktan sonra hangi suçlara karıştığını az çok biliyoruz. Devletin bu konuda kayıt tutmadığını biliyoruz. Gaz alma operasyonlarının dışında bir şey yapmadıkları da aşikar.”
 
DİĞER GÖRÜŞLER 
 
DAİŞ’lilerin yargılanmaları konusundaki ikinci görüşün de Avrupa’da özel mahkemeler oluşturulması yönünde olduğuna dikkat çeken Acarer, ancak bu konuda hem Rusya’nın çekince verdiğini, hem de çok masraflı olacağı için çok mümkün görünmediğini dile getirdi. 
 
Üçüncü görüşün ise hepsinin ülkelerine gönderilerek, burada yargılanmaları olduğunu aktaran Acerer, “Fakat bunun önünde de engeller var. Belgeler ve savaş suçlarına ait kanıtlar Rojava’da. Dolayısıyla çok bilgi sahibi olmayan mahkemeler ve hukukçularla bu işin içinden çıkması zor görünüyor. En başa dönersek, bir ordu ya da askeri durum bitti, ancak ideolojik durum halen olduğu gibi duruyor. El Kaide’den Nusra’ya, oradan da IŞİD’e çok yoğun bir dönüşüm vardı. Şimdi aslında bu örgütlerin başka bir örgüte dönüşme durumu var. Daha sert bir örgütün gelmesi durumu da var. Burada önümüze bir yol çıkıyor. O da rehabilite etme durumudur. Bu insanların şüphesiz suçlarından dolayı cezalandırılmaları gerekiyor. Ama başka bir şekilde de bakmak gerekiyor bu soruna. Bölgenin şekillenmesinde bir kez daha bu adamlar kilit rolü üstelenecekler mi ya da birileri tarafından kullanılacaklar mı? Bu soru endişelerimiz arasındadır. Askeri olarak bittikleri görülüyor ama daha önemlisi ise zihniyetleridir. 
 
Selefi zihniyet, daha doğrusu biraz daha geri dönersek Siyasal İslam bitirilmeden IŞİD’in ya da diğer örgütlerin bitirilmesi çok mümkün görünmüyor. Bunun için hepimize önemli görevler düşüyor. Toplumu bilinçlendirmeliyiz” dedi. 
 
BAĞDAT: DAİŞ SONRASI KONUŞULUYOR 
 
Gazeteci Hayko Bağdat da, öncelikle bölgeye gelmek için geç kaldığını, uzun bir süredir gelmek  ve oluşturulan sisteme tanıklık etmek istediğini belirterek, Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunmaktan mutlu olduğunu dile getiriyor.
 
 
Günlerdir yolda olduklarını ve KDP yönetiminin geçişlerini engellemeye çalıştığını söyleyen Bağdat, bu engellemenin Türkiye hükümetinin isteğiyle yapılmaya çalışıldığını da ekledi.
 
Forumda son derece önemli konuların tartışıldığını ifade eden Bağdat, “DAİŞ gibi insanlık düşmanı bir örgütün bölge halklarına, kadınlara ve çocuklara verdiği tahribat belgeleri ile konuşuluyor. Bu tablodan nasıl çıkılacağı, askeri olarak yenilmiş bu çetenin bundan sonra tekrar güçlenmemesi ve esir alınmış binlerce DAİŞ’linin nasıl yargılanacağı sorunu konuşuluyor” diye belirtti. 
 
‘TÜRKİYE NİYE RAHATSIZ?’
 
Ancak bu önemli konuların tartışıldığı sorumdan Türkiye’nin rahatsız olduğunu belirten Bağdat, “Türkiye bundan niye rahatsız? Burada niye Türkiye devletinin ve hükümetinin temsilcileri yok. Bölgenin önemli bir aktörü olan Türkiye’nin bir taş atımı mesafesinde olan Rojava bölgesinde gerçekleştirilen DAİŞ toplantısından rahatsız olmasının sebebi nedir? Bu halkların değil, Türk devleti ve istihbaratının korkusudur” dedi.
 
‘DAİŞ ÇETELERİNİ KİM DESTEKLEDİYSE ONLAR HESAP VERMELİ’
 
Hayko Bağdat, Türkiye halklarına bundan yüzyıl önce yapılan Ermeni Soykırımı kamburunun yüklenildiğini da belirtti. Bunun hesabının sorulmadığını, bu nedenle hükümetin işlenen suçların içerisinde yer aldığını söyleyen Bağdat, DAİŞ gerçeği ile yüzleşilmemesinin faturasının da halklara değil, yetkililere çıkarılması gerektiğini kaydetti.
 
“Kim karıştıysa, kim tırlarla silah gönderdiyse ve kim Kürt düşmanlığı yüzünden Suriye’deki bütün İslamcı çeteleri desteklediyse onların hesap vermesi lazım” diyen Bağdat, Türkiye’deki insanların da bunu talep etmesi gerektiğini vurguladı. 
 
‘DAİŞ’LİLER DÜNYANIN SORUNU!’
 
Forumda konuşulan konularun insanlığın lehinde olduğunu söyleyen Bağdat, DAİŞlilerin işledikleri suçlara dair büyük bir yargılama sürecinden geçmeleri gerektiğini önemle belirtti. Bağdat, “Bu sorun Rojava Kürtlerinin tek başına çözebileceği bir sorun değildir. Bu, dünyanın sorunudur. Bunun yanı sıra bu soruna çözüm aramak için sadece askeri değil; siyasi, sosyolojik, tıbbi, hukuki ve toplumsal tedbirler almalıyız. Bu anlamda insanlığın görevi vardır. Bu, Rojava’daki insanların omzuna yüklenemez. Zaten bu insanlar canlarını ortaya koyarak, bu kötülüğe karşı savaştılar. Askeri olarak yenilgiye uğrattılar. Şimdi başta Birleşmiş Milletler olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının yargılama konusunda sorumluluk almaları gerekiyor” ifadelerini kullandı. 
 
‘ERMENİLER VE HRİSTİYAN HALKLAR SİSTEMİN BİR PARÇASI’
 
Rojava sisteminde yaşayan diğer halklara da değinen Bağdat, bu konuda Ermeni Soykırımı’nı hatırlattı. Bundan yüzyıl önce Ermeni halkının topyekun yok edildiğini söyleyen Bağdat, sözlerine şöyle devam etti: “Üzerinde bulunduğumuz coğrafyanın Ermeni Soykırımı üzerinde yol güzergahı vardır. O dönemde bölgenin Müslüman halkları Türkler, Kürtler, Araplar ve Çerkesler maalesef bu soykırımda mağdurdan yana davranmadı. Fakat bundan yüz yıl sonra aynı coğrafyada, aynı halkların ve aynı trajedilerin yaşandığı yerlerde bu sefer Kürtler insandan, kadından, çocuktan ve yaşamdan yana durdular. Bu, hem Kürtlerin kendi tarihçesi içerisinde boyunlarına madalya gibi asacakları bir durumdur, hem de Ermenilerin gönül kırgınlıklarını, üzüntüleri ve öfkelerini bertaraf eden bir durumdur. Ben ailem ile burada yaşasaydım, DAİŞ gelse kime sığınacaktım. Elbette YPG’ye sığınacaktım. Buradaki Ermeniler ve Hristiyan halklar sistemin bir parçası olmaya başladılar. Bundan çok mutluyum.”
 
BABAHAN: DAİŞ’E DESTEK VEREN KİŞİ, KURUM VE ÜLKELER DE YARGILANMALI
 
Gazetecilerden Ergün Babahan ise, dünyanın birçok yerinden onlarca siyasetçi, akademisyen ve gazetecinin çok kültürlü bu coğrafyada, DAİŞ gibi bir yapının bir daha gelmemesi için biraraya geldiğini söyledi. DAİŞ’in insanlığa karşı işlediği suçların hukuk karşısında nasıl bir yargı sürecinden geçeceğinin tartışıldığı bir buluşma olduğunu belirten Babahan, esir DAİŞ’lilerin mutlaka yargılanması gerektiğini ifade etti.
 
Babahan, şayet bu amaçla uluslararası bir mahkeme kurulacaksa DAİŞ’in iki yönlü yargılanması gerektiğini belirterek, bunşarı şöyle sıraladı: “Birincisi; DAİŞ’in kadro yapısında insanlara tecavüz eden, kafalarını kesen ve köle olarak kullananları cezalandırmanın yanı sıra böylesi bir yapının gelişip yayılmasında rolü olan kişi, kurum ve ülkelerin de uluslararası yargı önünde hesabını vermesi gerekiyor. Bu söylediğim elbette zor bir durum ama gerçekliği böyledir.” 
 
 ABD, TÜRKİYE VE KATAR’IN DAİŞ’E DESTEĞİ? 
 
İlk dönemlerde yumuşak bir İslami anlayış taşıyan DAİŞ ile birlikte bölgede kazanım elde edebileceklerini hesaplayan güçlerin var olduğunu söyleyen Babahan,  bu güçlere Türkiye, Katar ile birlikte ABD’yi örnek verdi.
 
Ama kullanan ve kullanılan ilişkisinin bir noktaya kadar sürdüğünü belirten Babahan, “Bir süre sonra kullanılan, güçlü olduğunu hissettiği an ipleri eline alır. IŞİD meselesinde de böyle oldu. Kendi kurallarını yaratıp yoluna devam etti. ABD ve batılı ülkeler bunu görüp desteklerini çekti ve Türkiye’ye de bu uyarılarda bulundu. Ancak Erdoğan ve ekibi buna uymadı. Türk ve Amerika ilişkilerinin yozlaşıp, çürümeye başlaması o noktadan sonra geldi. Dolayısıyla uluslararası mahkemelere de aslında çekinceli bakıyor. Bölgede onlarca yerde bulunan askerlerinin bir gün bu mahkemelerin hedefi haline gelebileceğinden endişe ediyor. Sadece şimdi değil, gelecekteki operasyonlarının da riske girebilmesinden korkuyor. Tıpkı Bosna Hersek’teki savaşta olduğu gibi. O dönemler orada yaşananlara karşı yapılanlar buna örnek verilebilir” diye belirtti.
 
MA / Nazım Daştan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.