DOLAR 7,1674
EURO 8,7324
ALTIN 414,05
BIST 1.483
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
10°C
Parçalı Bulutlu
Cum 14°C
Cts 12°C
Paz 10°C
Pts 9°C

Gazetecilerin ailelerinin tehdit edilmesi Meclis’e taşındı

23.11.2018
A+
A-

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, MA muhabiri Berivan Altan ve Jinnews muhabiri Habibe Eren’in ailelerinin polislerce aranıp tehdit edilmesini Meclis’e taşıdı. Kerestecioğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde, gazetecilerin muhalif yayın organlarında çalışmaları nedeniyle aileleri üzerinden böyle bir baskıya maruz kalmalarının basın özgürlüğü ile bağdaşmadığı ifadelerine yer verdi.

Kerestecioğlu’nun, savcılık kararı olmadan emniyet mensuplarının yurttaşları ifadeye çağıramayacağını belirttiği önerge şöyle;

“Biri Meclis muhabiri olması nedeniyle her gün Meclis’te ve Ankara Adliyesi’nde haber takibi yapan iki gazetecinin muhalif yayın organlarında çalışmaları nedeniyle ailelerine uzanan böylesi bir baskıya maruz kalmaları basın özgürlüğüyle bağdaşmadığı gibi kişilerin temel kişisel hak ve özgürlüklerini ihlal eden bir hukuksuzluk örneğidir. Bilindiği gibi ceza yargılamasında, suçun işlendiğine dair basit şüphe ile cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma başlatılır. Savcının emrinde bulunan adli kolluk güçlerinin görevi ise suç şüphesi altında bulunan şüpheliler ile maddi hakikate ulaşmayı sağlayacak delil ve emarelere ulaşmaktır. Herhangi bir ceza soruşturması altındaki yurttaşlar, ancak savcılık kararıyla polis merkezine, jandarma karakoluna veya savcılığa ifade vermek için çağırılabilirler. Dolayısıyla savcılık kararı olmadan bir yurttaşı bir emniyet mensubu ifadeye çağıramaz veya bu konuda bir soruşturma yürütemez. Bir ceza soruşturması durumunda dahi, yakalama sırasında ve ifade öncesinde kişilere ne ile suçlandığı bildirilmeli ve dosyadaki delillerin içeriğine ilişkin bilgi verilmelidir. Diğer yandan, yaşanan olayda, kişinin kendisi değil; ailesi karakola çağırılmıştır. Suçların şahsiliği ilkesi uyarınca yakınların savcılık soruşturmasında sanık veya tanık konumunda olmadığı müddetçe ifadeye çağırılmaları yine hukukilikle bağdaşmamaktadır. Mevcut olaydaki iddialar, bazı emniyet mensuplarının hukuksuz ve keyfi biçimde kişilerin basın ve ifade özgürlüğü ve çalışma hakkı gibi temel hakları ihlal ederek bulundukları mevkiden kaynaklı güçlerini kullanmak suretiyle yurttaşları tehdit ettikleri şüphesini doğurmuştur.”

Kerestecioğlu’nun İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

“*Herhangi bir savcılık talimatıyla hareket etmeksizin Ankara’da çalışan iki gazetecinin ailelerini arayarak karakola çağıran Bursa ve Adana TEM Şubeye bağlı polis memurları kimlerdir?

* Yetkilerini kötüye kullanarak yurttaşların kişisel hak ve özgürlüklerini ihlal eden emniyet mensupları hakkında bir soruşturma başlattınız mı?

* Basın özgürlüğü ihlallerinin boyutları, gazetecilerin ailelerine kadar uzanmış mıdır?

* Emniyet mensuplarının iddia ettiği gibi ‘böyle aileler’, yani çocukları muhalif yayın organlarında çalışan aileler savcılığın haber ve izni olmadan karakola çağırılmakta mıdır? Söz konusu hukuksuzluk rutinleşmiş midir?

* Hükümetin izlediği siyasete muhalif olan kimselerin emniyet mensuplarının baskı ve tehditlerine maruz kalması, Türkiye’nin hukuk devleti niteliğini zedeleyerek ‘polis devleti’ halini alması tehdidini doğurmaktadır. Emniyet mensuplarının hukukun kendilerine tanıdığı yetki ve görevlerin dışına çıkmalarını önlemek için Bakanlığınız ne gibi tedbirler almaktadır?

* ‘Onlar söyler biz yaparız’ gibi sloganlarla iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisinin verdiği sözlerden biri de faili meçhuller gibi ‘derin devlet’ adı verilen devlet içi hukuksuz yapıların işlediği suçlarla yüzleşmekti. Bugün emniyet mensuplarının benzer suçlarla anılması bu değişim hedefiyle bağdaşmakta mıdır?” (Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.