DOLAR 6,6918
EURO 7,4754
ALTIN 371,58
BIST 108.097
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Gök Gürültülü

Gerçekleşebilir bir ütopya: Kadınlar Ülkesi

06.05.2020
A+
A-

DİYARBAKIR – Yazar Gioconda Belli yeni kitabı “Kadınlar Ülkesi” ile kadınların özgürlük mücadelesine dair farklı bir tartışma yürütüyor. Ütopik bir roman olarak kurgulanan eser bize cinsiyet eşitliği ve toplum özgürlüğünün mümkün olduğu bir ülkeye götürüyor. 

“Portakal Ağacınca Oturan Kadın” kitabıyla tanıştığımız, “Tenimdeki Ülke: Nikaragua” eseriyle de yaşamını, mücadelesine dahil olduğumuz Gioconda Belli yeni romanıyla okurlarıyla buluştu. Sel Yayıncılık’tan çıkan “Kadınlar Ülkesi”, yazarın kaleminden kurgu bir roman. 
 
Portakal Ağacında Oturan Kadın eseriyle okuyucuyu kendi yaşamına bakmaya iten Gioconda Belli, bu kez daha geniş bir pencereden bakmaya ve nasıl bir “kadın ülkesi” yaratılabileceğini sormaya itiyor. Koronavirüs salgını günlerinde ekranlarda daha fazla görmeye başladığımızın aksine kadın bir kabinenin yönettiği bir ülkeye giden bir serüvene bakıyoruz kitapla birlikte. Sayfaları çevirdikçe okuyucuya yaşadığı ülkeye, toplumsal cinsiyet rollerine bir kez daha bakma şansı sunan Belli, “Kadınlar özgür olmadan toplum özgür olmaz” fikriyatıyla yönetime aday olan bir grup kadının mücadelesini anlatıyor. 
 
ERK DÜNYAYA TUTULAN AYNA
 
Bir hayal gibi duran ve rakiplerinin “Kesinlikle kazanamazlar” dedikleri bir ortamda yola çıkıyor bu kadınlar. Yıllarca iktidarların gizledikleri gerçekleri gazeteci olarak ortaya seren Viviana Sanson yaptığı son haberin ardından arkadaşlarıyla birlikte karar verir bu düzeni değiştirmeye. Kadının iddiasını ortaya koymak adına, Erotik Sol Parti (ESP) ile yönetime talip oluyorlar. Seçimler bildiklerimizden farklı değil. Ama toplumsal cinsiyet kalıplarını yıkma sözüyle girdikleri seçimlerde eşitlik istemiyle yaşayan kadın seçmenlerin yanı sıra erkek seçmenleri de etkilemeyi başarır ve kazanır. Kadınlar iddialı bir giriş yaparlar, çünkü o güne kadar ülkeyi kadınların pek de olmadığı kabineler yönetmiş ve artık her şeyin son noktasına gelinmiş. Bir kere bile pazara gitmemiş insanlar ülke ekonomisini yönetiyordur, insanların gerçek hayatta ne yaşadıklarından habersizlerdir, eğer illa bir suçlu bulunacaksa onlara “Kötü annelerin çocukları” denilir. Suçlu açıktır bu sisteme göre. Yazar okuyucunun tanıdığı ve içinde yaşadığı dünyaya ayna tutar, sadece ülke isimleri farklı. 
 
ÖZGÜRLÜK NEDİR? 
 
Kitap bir taraftan da aslında ütopya olarak anlatılan bu öykünün bir o kadar da gerçekleşmesinin mümkün olduğunu gösterir. ESP ilk olarak “Kısıtlamasız Özgürlükler Bakanlığı” kurar. Bu bakanlık öyle sınırsız çılgınlıkları desteklemek niyetiyle değil, toplum içinde kadın ve erkeklerin dokunulmaz özgürlüğüne saygı aşılamak için kanun, davranış, eğitici program gibi gerekli tüm hizmeti sunmayı hedef olarak belirler. Biz de bir kez daha “özgürlük nedir?” sorusu etrafında tartışmaya başlarız.  
 
Bu hayali ülkede de, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi tecavüz ve cinsel istismar toplumda büyük yaralar açmıştır. Hükümet suçlular için “özel af” güzellemeleri yapmak yerine failin bir daha benzer eylemi gerçekleştirmemesi adına adımlar atar. Yazar, okuyucuya da bir kez daha bu suçlara karşı nasıl mücadele edilmesi noktasında soru sorma fırsatı sunar. 
 
KADINLARA YER AÇMAK
 
Özgürlük için mücadele edilen bu ülkede de kadınlar evlerde hapis. İster diplomasız ister diplomalı olsunlar görevleri belli; ev, temizlik, çocuk bakımı. Kadınlar hükümet yönetemez, memur, yönetici, mühendis olamaz olsalar bile hep ikincildir bu. Maceranın büyük kısmı tam da her yeri dolduran erkeklerden kadınlara yer açmak, onların yeniden özgüvenlerini kazanmaları için fırsat yaratırken yaşanıyor. Yazar bizlere dünyayı tersine çevirmenin kötü olmayacağını gösterse de yine bir sorgulama sürecine itiyor. 
 
GEZEGENİN UYUMU İÇİN BAŞARACAĞIZ
 
Gioconda Belli, söz konusu kadın özgürlüğünün sadece seçim kazanarak gelmediğini, meselenin toplumun yeniden inşasıyla sağlanabileceğini örnekleriyle ortaya koyuyor. Tabi ütopik bir roman da olsa kadın mücadelesine yönelik saldırılar burada da durulmuyor. Kitap bu yönüyle de kadınların mücadelesinin pek de kolay olmadığını ortaya koyuyor. Başından sonuna kadar anlatım tarzı, kurgusu ve bu sorunu irdeleme tarzıyla okuyucuya birçok soru sorduran Gioconda Belli, “Bu hayali sadece kendi mutluluğumuz için değil, üzerinde yaşadığımız bu güzel gezegenin uyumu, iyiliği ve eşsiz yeşilliği için gerçek kılmayı kuşkusuz başaracağız” diyor. 
 
Yayınevi tarafından kitap kapağına “Gerçekdışı bir ütopya” diye not düşülse de Kuzey ve Doğu Suriye’de ortaya konan kadın özgürlükçü paradigma etrafında kurulan eş temsiliyet gibi örnekler “Kadın Ülkesi”nin ne kadar da gerçekleştirilebilir olduğunu ortaya koyuyor. 
 
GİOCONDA BELLİ KİMDİR?
 
Yazar Gioconda Belli, Nikaragua’nın Managua kentinde dünyaya gelir. Belli, Somoza diktatörlüğünü devirmek için mücadele eden Sandinistalar’a katılır. 1975’ten Sandinistalar’ın diktatörlüğe son verdiği 1979 Devrimi’ne kadar Meksika ve Kosta Rika’da geçen sürgün yıllarında da mücadele içinde yer alır. 1979’da Nikaragua’ya döndükten sonra iletişim ve propaganda alanında çalışır ve Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin uluslararası tanıtımında görev alır. 1990’da FSLN’nin seçim yenilgisinin ardından edebi çalışmalarına hız verdi.
 
MA / Dicle Müftüoğlu

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.