DOLAR 5,8020
EURO 6,4395
ALTIN 273,3
BIST 108.011
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

‘Göç, mültecilik ve ayrımcılık’ masaya yatırıldı

16.11.2019
A+
A-
İSTANBUL – HDK tarafından düzenlenen “Göç, mültecilik ve ayrımcılık sempozyumu”nda Osmanlı’dan bugüne Anadolu’da yaşayan farklı kimlik ve kültürlere yönelik politikalar masaya yatırıldı. 
 
Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) düzenlediği ve iki gün sürecek olan “Göç, mültecilik ve ayrımcılık sempozyumu”, Şişli’de bulunan Kenter Tiyatrosu’nda başladı. HDK Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay’ın yanı sıra bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin katıldığı sempozyumun yapıldığı salona Kürtçe, Türkçe ve Arapça dillerinde “Dünya hepimizin evi mültecilik bir tercih değildir” pankartı asıldı. 
 
ŞENOĞLU: TÜRKİYE BU KONUDA BİR CEHENNEM
 
Sempozyumun açılış konuşmalarını HDK Eşsözcüleri Sedat Şenoğlu ve Gülistan Kılıç Koçyiğit yaptı.
 
Konuşmasında göç politikaları açısından Türkiye’nin tam bir cehennem olduğunu dile getiren Sedat Şenoğlu, örnek olarak Ermeni Tehciri’ni gösterdi. Şenoğlu, “Ermeni Tehciri ile milyonlarca insan göç ettirildi. Mübadele döneminde ise on binlerce Rum Yunanistan’a, yine Yunanistan’da bulunan on binlerce Türk ise Türkiye’ye göç ettirildi. 1990’lı yıllarda ise Kürtler yerinden yurdundan edildi ve binlerce Kürt göç ettirildi. Bu göçün Türkiye’de ağır sonuçları oldu. Dünya ve Türkiye’de mültecilik, yabancı düşmanlığı faşizmin birinci derece kaynaklarından biri. Göçün yok olması savaşsız, sınırsız ve sömürüsüz bir dünya ile olacak” diye konuştu.
 
KOÇYİĞİT: AKP MÜLTECİLERİ KULLANIYOR
 
Gülistan Kılıç Koçyiğit ise, Ortadoğu coğrafyasının yüzyıl önce cetvelle çizilerek parçalandığını, bu parçalanmışlığın hala devam ettiğini ifade etti. 
 
2011 yılında Ortadoğu’da başlayan ayaklanmalarla çizilen yüz yıllık sınırların iflas ettiğini sözlerine ekleyen Koçyiğit, bu ayaklanmaların devrim boyutunda olduğunu ancak emperyalist devletlerin bu devrimleri boğmayı başardığını belirtti. Ayaklanmalardan sonra on binlerce kişinin göç ettiğini hatırlatan Koçyiğit, “Bu savaşın en uzunu Suriye’de oldu. Suriye’de yaşanan iç savaşta 1 milyondan fazla insan öldü, 6 milyon insan ise göç etmek zorunda kaldı. Bu göçlerin ciddi bir kısmı Türkiye’ye gelmek zorunda kaldı. AKP iktidarı ise bu durumu hem Avrupa’ya karşı bir koz olarak kullanıyor hem de Suriye’ye müdahale aracı olarak kullanıyor” dedi. 
 
‘SİSTEM MÜLKSÜZLEŞTİRME ÜZERİNE KURULUDUR’
 
Açılış konuşmasının ardından sempozyumun ilk oturumunda “Kapitalizm, ulus-devlet ve göç” tartışıldı. 
 
Bu oturumda yer alan konuşmacılardan yazar Kenan Kalyon, kapitalist çağda göçün birçok türü olduğunu ifade etti.  Kalyon, “Sistem mülksüzleştirme üzerine kuruludur. Bu ister istemez nüfusun önemli bir bölümünü topraklarından yurtlarından söküp atmayı gerektirir. İngiltere bunun en önemli örneğidir. Köylülerin topraklarından komünal hayatlarından koparılarak kentlere sürüldü. Topraklarından koparılan insanlar ücretli emek konumunu kolayca kabul etmediler. Kanıksadığımız için iş arıyoruz ama bu İngiltere’de ‘serseriliğe’ karşı yasalar şeklinde disipline edildi. İdam sehpaları eşliğinde disipline edildi. Bu hala devam eden bir süreçtir. Şimdi içinde bulunduğumuz tarihsel kesimde göç yeniden şiddetlenmişse, yeryüzü son elli yılda yeni tipte proleterleşme dalgasına tanık olduğu için bu denli yoğun bir göç olayıyla yüz yüzeyiz. Kaçınılmaz son olarak kapitalist çağ nüfus yoğunluğun radikal şekilde değiştirmiştir” diye konuştu.
 
‘ERMENİLER TOPRAKLARINA GÖMÜLMEK İSTİYORLAR’
 
Agos Gazetesi yazarı Patrak Estukyan ise, “Osmanlı ve Türkiye’de göç tarihi” başlıklı sunumunda Osmanlı devleti ve Türkiye’nin birbirine olan benzerlikleri üzerinde durdu.
 
Estukyan, “Cumhuriyet ideolojik olarak imparatorluğu, hilafeti reddeden, yeni bir ufuk öngören rejim olarak aktarılsa da bunun resmi bir söylem olduğunu” dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ermenilere dair geçmişte sarf ettiği  ‘göçebe halk’ söylemini hatırlatan Estukyan, Ermenilerin sürekli işgaller ve savaşlarla ülkelerini terk etmek zorunda kalan bir halk olduğunu vurguladı. Estukyan, dünyanın neresinde olursa olsun tüm Ermenilerin en büyük dileğinin atalarının toprağına gömülmek olduğunu ifade etti.
 
‘ULUS DEVLETLER FARKLILIKLARIN BİR ARADA YAŞAMASINI TERCİH ETMİYOR’
 
Yazar Namık Kemal Dinç ise, “Osmanlı ve Türkiye’de devletin nüfus ve iskan politikaları” başlıklı bir sunum yaptı. Dinç, imparatorlukların yıkılıp ulus devletlerin ortaya çıktığı dönemdeki iskan politikalarının imparatorluk dönemlerinden farkı üzerinde durdu.
 
“İmparatorluklar çok uluslu yapılardır, etnik ve inanç bakımından çok sorun haline getirilmediği, kimliğin üzerine gidilmediği, hiyerarşik kurallara uyulursa sorun yok” diyen Dinç, 19. yy. ikinci yarısından itibaren imparatorlukların çökmeye başladığını kaydetti. Modern ulus devlet döneminden itibaren başka bir iskan politikasıyla karşılaştıklarını belirten Dinç, “Bazı akademisyenler ‘yeni iskan’ diyorlar. Paradigma değişikliği var. Farklılıkların bir arada yaşaması tercih edilmiyor. Ulusal vatan, ulusal toprak olarak ifade ettikleri bir şey var. Ulusun ve mekanın üretilmesi dediğimiz durumla karşı karşıyayız” diye konuştu.
 
Sempozyum, diğer oturumlarla devam ediyor. 
 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.