DOLAR 8,0580
EURO 9,6752
ALTIN 460,38
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
13°C
Sağanak Yağışlı
Paz 18°C
Pts 17°C
Sal 17°C
Çar 18°C

Gözaltına alınan Türkoğlu’ndan 25 yıldır haber yok

03.04.2021
A+
A-
İSTANBUL – Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 836’ncı haftasında 1996 yılında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbetini sorarak, faillerinin cezalandırılmasını istedi.
 
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 836’ncısını online gerçekleştirdi. Eylemde, 1 Nisan 1996’da annesini ziyaret için gittiği Edirne’den İstanbul’a dönüşte gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbeti sorularak, faillerinin cezalandırılması talep edildi.
 
AİLE ARAYIŞTA ISRARCI
 
Türkoğlu’nun kardeşi Münübe Türkoğlu, ailesi olarak gerçekleştirdikleri tüm arama, araştırma ve başvuruların sonuçsuz kaldığını ifade ederek, gözaltında kaybedilmelerin çokça yaşandığını hatırlattı. Gözaltında kaybetmenin insanlık suçu olduğunu kaydeden Türkoğlu, ömürleri yettiğince tüm kayıpların akıbeti için mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdi.  
 
Ardından konuşan Türkoğlu’nun kardeşlerinden Hasan Türkoğlu,  1996’dan beri arayışlarını sürdürdüklerini ancak tüm çabalarının sonuçsuz kaldığını söyleyerek, adalet arayışını devam ettireceklerini belitti.
 
Türkoğlu’nun bir diğer kardeşi Ayşe Baş da, 1996 yılından bu yana arayışlarını devam ettirdiklerini hatırlatarak, “Hem sağırlar hem dilsizler. Bizi duyan olmadı. Cevap bile verilmedi. Biz bütün kayıplar bulunan kadar aramaya devam edeceğiz. Bunlar da cezalarını bulmaları gerekir. Tek istediğimiz adalet. Kayıplar bulunsun, failler cezalandırılsın” dedi.
 
 Türkoğlu’nun kardeşi Fatma Türkoğlu ise, bütün kayıplar bulunana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini dile getirerek, adalet talebini yineledi.
 
 KAYBETME DEVLET POLİTİKASI
 
Daha sonra konuşan aile avukatı Gülizar Tuncer, gözaltında kaybetme dosyalarında soruşturmaları yürüten savcıların hiçbir zaman detaylı araştırma ve inceleme yapmadığını söyledi. Tuncer, “Talat Türkoğlu dosyası da aslında Türkiye ve Kürdistan’daki diğer dosyalardan farklı değil. Zorla kaybetmelerin insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmediği için soruşturmalarda adli vakaymış gibi zaman aşımı maddesi işletiliyor ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı veriliyor. Zorla kaybetmeler devlet politikası olarak devreye sokulduğu ve devlet adına harekete eden resmi ya da gayri resmi kişiler tarafından bu suçlar işlendiği için bu tür soruşturmalarda devletin sorumluluğunu ortaya koyacak bir biçimde sonuç elde etmek mümkün olmuyor” diye konuştu.
 
EVLADIMA NE OLDU DEMEK SUÇ!
 
Cumartesi İnsanlarından Tuba Zehra Sağlam, tüm iktidarların kayıpları ve kendilerini hukukun dışında tuttuğunu ifade ederek, “Yargı makamları, devletin sınırsız gücü karşısında kaybedilen sevdiklerimizi ve bizi korumadı. Devlet ne gözaltında kayıpları önlemek ne de cezalandırmak için gerekli önlemleri almadı, gerekli mekanizmaları hayata geçirmedi. Aksine ‘evladıma ne oldu?’ diyen anneleri, ‘gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur, buna itiraz ediyoruz’ diyen hak savunucularını suçladı” dedi.
 
25 YILDIR HABER ALINAMADI
 
Sağlam, sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu’nun, İstanbul Avcılar’da yaşadığını ve siyasi faaliyetlerinden dolayı 4 kez gözaltına alındığını söyleyerek, “Yoğun işkence gördü ve yıllarca hapishanede kaldı. Son olarak 5 Ekim 1994 tarihinde tutuklanan Türkoğlu, davası devam ederken tahliye edildi. Tahliyeden kısa bir süre sonra 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı” diye anlattı.
 
İTİRAFA RAĞMEN DAVA YOK
 
Türkoğlu ailesinin, İnsan Hakları Derneği,  Uluslararası Af Örgütü ve devletin ilgili tüm kurumlarına başvurularda bulunduğuna vurgu yapan Sağlam, “Soru önergeleriyle konu Meclis’e taşındı. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Resmi makamlar Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini söyledi. 1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın yaptığı itiraflar basına yansıdı. Talat Türkoğlu’nun eşkâl, kullandığı saat, giysi, ayakkabı, cüzdan bilgilerini ayrıntıları ile veren Kasım Açık; Onun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını açıkladı. Talat Türkoğlu’nun işkence ile öldürülen bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Olay yerinin krokisini çizdi. Olaya katılanların isimlerini verdi. Tüm bunları detaylı bir biçimde yazılı ve imzalı olarak beyan etti. Bu beyanlar üzerine Türkoğlu ailesi ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvurdu. Savcılık, etkin bir soruşturma yürütmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi” diye konuştu.
 
TÜRKİYE MAHKUM EDİLDİ
 
AİHM’e taşınan davada ise Türkiye’nin, etkili bir soruşturma yapmadığı ve Türkoğlu’nun yaşama hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm olduğunu belirten Sağlam, şöyle devam etti: “AİHM’in Türkiye’yi mahkûm etmesinin ardından İHD avukatı Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak AİHM’in verdiği mahkûmiyet kararı gereği, soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talebinde bulundu. Edirne Savcılığı, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Bu karar üzerine yapılan itiraz başvurusu da reddedildi. Aile 18 Ağustos 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi de 2020 yılında başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile tekrar AİHM’e başvurdu. Kaç yıl geçerse geçsin Talat Türkoğlu ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 137 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.